90 lı yıllar denince akla gelenler

çocukluğumuzun yeşerdiği, samimi, içten, daha az sıkıntılı cennet gibi senelerdeki özlediklerimizdir.

91 senesinde interstar şimdiki star tv nin açılması ile başlar bu renkli hayat. gerçi renkli tv var ise evinizde. çocuklar ebeveynlerin uzaktan kumandası idi. ben kanal değiştirir, ablam ses açar kapardı.
lig maçları şifresiz trt den yayınlanırdı. atağın en heyecanlı yerinde reklam girerdi.
parliament sinema gecelerindeki filmleri izleyemezdik. pazar gecesi saat 10 da başlardı en güzel filmler. malum pazar akşamları yıkanma tırnak kesme önlüğün yakasının kolalanması idi sobanın üzerindeki mandalina kabuklarının kokusunda.
istanbul un en güzel zamanları, sokaklarda yaşıtlarla mahalle maçları, mahalle kavgaları, taso oynamalar, akşam olunca saklanbaç, kör ebe, uzun eşşek...
çocuk sesleri ile inlerdi sokaklar; eriğe dalan var!!!
mahalleye anadol araba ile sütçü vahit amca gelirdi, poşette süt ve yoğurt satın alınıp annelerin siparişleri yerine getirilirdi.
maç arası su molalarında herkes anneye bağırır, üst katlarda oturanların annesi sepetle su, salçalı ekmek v.b. takviye sağlardı.
türkiye gazetesi kuponlarını biriktirip bisan - ihlas marka bisiklet almıştık tüm arkadaşlarca. gerçi onun da yaysat bayii sinden alınıp binilecek hale gelmesi için bisikletçiye götür montaj yaptır derken 1 hafta beklerdik.
kupon demişken, sabah gazetesi bu işi o kadar abartmıştı ki, sanırım 95 senesinde peşinat ve biriktirilmiş yeterli kupon ile beyaz şahin vermişti. holosko + bir miktar para gibi düşünün.
kupon manyaklığını da atlattık çok şükür. kırılmaz diye verilmiş mavi tabak seti ile. meydan larousse, ana britanica gibi ansiklopedi arşivini saymıyorum bile.
saymakla bitmez bu seneler. sapanla şişe vurmalar, kar yağınca yokuştan deli gibi kaymalar, üsküdar sahilde denize girmeler, jeton ile telefon açmalar, çevirmeli telefon olduğundan hugo ya bağlanamamalar...

en çok özlenen ise, o yıllardaki temizlik, çocukluk ve herşeyin kıymetini bilmektir. şimdi her şey ulaşılabilir, elinizin altında. hal böyle olunca da değersizleşiyor her şey.
iyi ki 90 larda çocuk oldum diyenlerdenseniz, susam sokağı ile büyümüşseniz, çok şanslısınız.
beyblade, pokemon, futbolcu kartları biriktirmek diyerek uzatılacak ve son sokak oyunları oynamış çocukları akla getiren yıllardır.
dizimdeki yaralar, dolayısıyla sokakta oyunlar oynayan kalabalık bir topluluk.
şimdilerde çocuklar bilgisayar, telefon, tablet peşinde. biz, bize top bile alınınca çok büyük bir şeymiş gibi mutlu olur, dışarı koşar, toplanır oynardık, paylaşırdık. çok daha güzel günlerdi.
aylık, japon kale, taso ve beyblade oynamak.
annenin kapının önünde üzerini değiştirmeden eve almaması, misket savaşları sonrasında taso futbolcu kartı olmuş ancak taso unutulmamıştır. radyolardan soru bilinip kazanılan hediyeler bir de