aşk ve mantığı çeliştirmemek

follow your heart, but take your brain with you cümlesinden anladığım şeydir.

mottonun alt planında; hoşlandığınız insanı aklınızla değerlendirmeniz gerektiği yatar.

özellikle yaşıtım hanımlara sesleniyorum; gidip işsiz güçsüz, bir geleceği olmayan, kültürsüz, felsefesiz adamlara aşık oluyosunuz. sonra da benim gibi adamlara yanaşmaya çalışıyosunuz , yemezler anam yemezler...

(bkz: geçen yaz ne yaptığını biliyorum)
"aşk bir dengesizlik işi... dengeye dönüşendir sevgi"

mantıkla hareket etmek tabii ki de en olması gereken (benim gözümde). aşık olmaya engel değil mantıklı olmak fakat aşık olduğumuz insana vereceğimiz değerin dozajını doğru ayarlamamız gerekmekte. sadece duygularımız ile hareket edip karşı tarafı her şeye rağmen kapalı kapılarımızın içine alırsak, o kapıların arkasında saklanan eşyaların yerlerini değiştirmekten tutun, "bu benim olsa olur mu?" tarzındaki sorulara olumlu yanıt vermek gibi bir zorunluluğumuz oluyor. ve bu kişiler de kapıyı vurup çıktığında biz o odada değiştirilenlerle kalıyoruz. bu yüzden ki mantığın devreye girmesi gerekli. belki de nihilist bir tavır sergiliyorum şu an (ne de olsa gidecek felsefesi yapıyorum da biraz). söz konusu kapılar açılmadan önce mantık süzgecinden geçirip, önce sadece camdan baktırıp, odanın içinde ne olduğunu gördükten sonraki tepkiye göre açmalıyız o kapıları.

kısaca, aşık oldunuz diye bokunu çıkartmayın.
e çelişirse aşk olur zaten kanks. aşk beynin verdiği en aldatıcı ve en muazzam reflekstir. bu arada aşığın acizine ferhat derler, ferhat arıyorum diye ortalıkta gezenler sonradan öyle bir hale gelir ve sen hislerini kuyulara, yusuf'un yanına gömersin. etimolojik bir yaklaşım değil yanlış anlaşılmasın tamamen sosyolojik bir yara. kadınsındır saçını uzatıp erkeğini çağırman gerekir, erkeksindir dağları delmen gerekir. halkbilimci bakış açısıdır bu mevzuyu çözen ancak orada da mevlana bizi parmaklayabilir...