aşk

dalga gecilesi adamlar var ya neyse en azindan kahkaha atiyorum cok mukemmel kafalara sahibizaqdjdkdneoe
nasıl tanımlanırsa tanımlansın, ne kadar acı çekilirse çekilsin pişman olunmayan bir durumdur bana göre. her insan aşk gibi bir duyguyu yaşayacak kadar derin şeyler hisseden duygusallıkta olamıyor veya bunu hissettirecek durumlar yaşayamıyor. bunu yaşamak bir şans mı yoksa şanssızlık mı tartışılır ancak dünyaya bir kere daha gelinse yine de aşık olmak isterdim kendi adıma. hangi kelimeleri seçersem seçeyim yaşanılan saf ve malesef bir daha hissedemeyeceğimi düşündüğüm-hatta böylesi daha sağlıklıdır belki- sevgiyi, özlemi, öfkeyi, daha çok özlemi tam olarak ifade edemeyeceğimi düşünüyorum.
var mı yok mu belli olmayan. deliliğin toplum tarafından kabul görmüş hali.
aşk bir nevi şizofrenliktir. yanında olmasanız da hep onla olmaktır.
her an yanında beliren bir şey bazen seni zor durumda bırakır olay böyle
kumarda kazanıp kendisinde kaybettiğim kelimedir kendileri, nasıl bir şey olduğunu hala çözemedim ve şu an batak oynamak için can atıyorum sanırım bu yüzden asla tanışamayacağız...
yapılan araştırmalara göre yaşadığın coğrafya ile aşık olma sayısı ilişkiliymiş.örneğin bir avrupa erkeği hayatında 2 defa aşık olma şansı bulabilirken orta doğu erkeği 1 kez afrika ve gelişmemiş ülkelerin erkekleri asla bu şansı elde edemiyorlarmış...
sanırım en güzel tanımını mrs. cavalleri yapmıştır; "no, love means never having to say you're sorry". daha fazla söylenecek bir şey yok.
"bok mu vardı da içine düştüm" dediğim girdap
beyinde ki kimyasal bir dengesizliktir. başlıca dopamin, östrojen ve testosteron.*
kaynak: http://www.soc.ucsb.edu/sexinfo/article/neurobiology-romantic-love
en yüce gerçeğin içindeki, tartışılamaz yalandır. bu seçilmeyen, karar verilmeyen, sahibi olunmayan olgudur. kişiye kısa ve uzun vadede kazandırmaz. toplumun hata olarak kabul ettiği her eylemi uygulatır. kişinin de utanacağı şeyleri yapması olasıdır, fakat genellikle sonuçlarına hazırdır. çoğunlukla yalınlığa iter. sanat icra eden kişilerde daha da bir acıya sebep verir, bu sanatı tüketen bireylerde hazza yol açar. bu hayatı özetleyen durumlardan biridir. insanlar diğerlerinin yara ve acısıyla rahatlar. aşk tecrübe edilen en çaresiz anıdır. sonucu hüsrandır, bu asla değişmez. zaten olguyu oluşturan en önemli dinamik sonunun her zaman acı verici olmasıdır.

bazı hadislerde der ki; "aşk tanrı sevgisinin taklididir. ", "aşk bir ademoğlunun, diğer bir canlıya olan en yüce hissidir."

'aşık olmayın' telkini mantıken saçmadır. zaten seçebileceğiniz bir eylem değildir.

alkol ve benzeri maddeler yardımcı olacaktır. fakat acınızı uyuşturmayın derim.
yoktur,olmamıştır,hurafedir.
sürekli onu düşlemektir. bak bana!
seviyorum be sözlük. aşık o değilim ama o'nsuzluk düşünülemez.
 spoiler!
kelebeğim
bir zannediş, rüya gibi... gözlerini açınca bitiyor
tam bitti, artık düşünmeyeceğim, içimden çıkaracağım derken fotoğrafını görüp uzun uzun bakmak, gözlerini seyre dalmak, geçirilen anların kafanızın içinde kısa film olması...
bencil ve mizantrop bir insan olarak, benim için anlamı bir insana kendimden daha çok değer verdiğim nokta. onun mutluluğu için kendi mutluluğumu çöpe attığım, hem bok gibi hem o mutlu olduğu için yaşadığım mutluluğun birleşiminin yarattığı saçma bir duygu çorbası. bir insanı sadece seksüel veya partner olarak değil de bir abi, kardeş, baba, dost gibi de sevebilmek. nihayetinde bu kadar yoğun bir sevgiye isim koyamadığım için aşk diyorum.
kesinlikle en tehlikeli psikolojik rahatsızlıktır. sevilmek falan güzel de aşkına karşılık bulamazsan sıçtın.
türkiye'de değilmiş onu anladım....
allahın belası bir durumdur, yokluğu derttir, varlığı daha büyük derttir.
  • /
  • 2