bertrand russell

her ne kadar sosyal bilimlerde genel anlamda post pozitivist anlayışta olsam da, benim hayatımda önemli bir yere sahip ve bana düşünmeyi öğreten 20. yüzyılın bana göre en büyük düşünce adamı(tabi diğerleri de çok büyük, şimdi gelip sartre, guy debord, karl popper vs savunmayın).

18 mayıs 1872'de galler'de aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen russell küçüklüğünden itibaren bilime ve öğrenmeye meraklı biriydi. gençliğinde oldukça yalnız bir hayat benimseyen russell 18 yaşından önce oldukça katolik olduğunu ancak 18 yaşında inanmayı bıraktığını açıklar. cambridge trinity college'da matematik okuyan ve 1893 yılında mezun olan russell 1895 yılında akademik ünvan kazanır. 1903 yılında matematiksel mantık alanında the principles of mathematics'i yazar. 1905 yılında yazdığı "on denoting" makalesi analitik felsefenin kuruluşu a.ısından çok önemlidir. 1910 yılında whitehead ile hazırladığı principia mathematica'yı yayınlar. ludwig wittgenstein kendisinin öğrencisidir. 1918 yılında mantıksal atomculuğa ilişkin ilk dersini verir.

birinci dünya savaşı sırasında pasifist bir görüşü benimseyen(ki çok takdir edilesidir o dönemde) russell bu görüşlerinden dolayı trinity college'dan uzaklaştırılır ve 100 ingiliz sterlini cezaya çarptırılır. russell, bu cezayı ödemez ve hapse gönderilmeyi tercih eder. ancak kitapları açık artırma yoluyla satılarak bu para tahsil edilir. kitapları, russell’ın arkadaşları tarafından satın alınır. abd’nin ingiltere’nin yanında savaşa girmek üzere davet edilmesine karşı yaptığı bir konuşma nedeniyle, altı ay hapis cezası alır ve 1918 yılında, bu cezasını çeker.
1920 yılında, devrimin etkilerini incelemek üzere hükümetin görevlendirdiği bir heyetle birlikte, rusya’ya gider. lenin’le tanışma ve konuşma fırsatı bulur. genel olarak, rusya’daki rejimle ilgili olumsuz izlenimlerle rusya’dan ayrılır ve bu izlenimleri üzerine bir kitap yazar. daha sonra, bir yıl süreyle pekin’de felsefe dersleri verir. 1921 yılında ingiltere’ye döner. o sıradaki sevgilisi hamile olduğu için eşiyle hızlı bir süreçte boşanır ve ikinci evliliğini yapar. bu evlilikten üç çocuğu olur. russell bu dönemde geçimini fizik, ahlâk felsefesi vb. konularda yazdığı popüler kitaplarla sağlar.

1927 yılında, ikinci eşiyle birlikte, becaon hill school adlı deneysel bir öğrenim yöntemi benimseyen bir okul açar. 1931 yılında ağabeyi frank’i kaybeder. 1932’de bu okuldaki çalışmalarını sonlandırır ve sonrasında ikinci eşinden de boşanır. eşi okulla ilgili çalışmalarını 1943’e kadar sürdürür. 1936 yılında üçüncü evliliğini yapar. bu evliliğinden de bir oğlu olur.



ikinci dünya savaşı sırasında önce nazi almanya’ya karşı silahlanmaya karşı çıksa da nazi işgalini uzun vadede demokrasinin aleyhine bir tehdit olarak görür ve pasifist görüşlerini kısmen yumuşatır. savaşın şer olduğunu, ama bazı daha büyük tehlikeler karşısında ehveni şer olabileceğini söyler. ikinci dünya savaşı’nın öncesinde russell, chicago üniversitesi’nde ve daha sonra los angeles’taki kaliforniya üniversitesi’nde dersler verir. 1940’ta city college of new york’ta felsefe profesörü olarak atanır. ancak özelikle marriage and morals başlıklı kitabında savunduğu bazı açık fikirli görüşler nedeniyle, kolejde eğitim vermesine ilişkin tepkiler alır ve bu ataması, bir mahkeme kararıyla iptal edilir. john dewey başta olmak üzere bir grup aydın, bu muameleyi protesto ederler. albert einstein, russell’ı desteklemek üzere kamuya açık bir mektup yazar.

russell daha sonra barnes foundation’a katılır ve felsefe tarihi üzerine konuşmalar yapar. russell’ın bu konuşmaları, daha sonra a history of western philosophy başlığıyla yayımlanır ve 1945’ten itibaren çok satan bir eser olarak russell’a düzenli bir gelir sağlar.

russell, 1944’te trinity college’a geri döner. 1940’lara ve 1950’lere gelindiğinde russell, artık akademi dışında da tanınan bir kişiliktir. bbc’nin pek çok programına katılır. bu programlarda yaptığı konuşmalar ve verdiği dersler kamuoyunda tartışmalara yol açar.

russell, erns gellner’in geç dönem wittgenstein’ın görüşlerini sert bir biçimde eleştiren kitabı words and things’e bir önsöz yazar. gilbert ryle bu kitaba ilişkin bir tanıtım metninin, editörlüğünü yaptığı mind dergisinde yayımlanmasına izin vermez. bunun üzerine russell the times’da bir yazı yazar. bu yazı, yaklaşık bir ay süreyle the times’da gündelik dile dayalı felsefe anlayışına ilişkin bir münazaraya yol açar. tartışma, the times’ın editoryal bir yazı ile her iki tarafı da eleştirmesi ile sona erer. öte yandan editoryal yazı, gündelik dile dayalı felsefeyi eleştirenlerden yana çıkarak son bulur.



1950 yılında russell, insancıl idealleri ve düşünce özgürlüğünü savunan yazıları dolayısıyla nobel edebiyat ödülü’nü layık görülür. 1952 yılında üçüncü eşinden boşanır ve aynı yıl dördüncü evliliğini yapar. russell’ın en büyük oğlu ve eşi psikiyatrik rahatsızlıkları nedeniyle kendi kızlarına bakamadıkları için russell ve dördüncü eşi, bu üç kızın yasal koruyucusu olurlar. bu üç torunun ikisine de daha sonra şizofreni teşhisi konur.

russell, 1950’li ve 1960’lı yıllarda nükleer silahsızlanmadan, vietnam savaşı karşı tlığına kadar pek çok politik mücadele içerisinde yer alır. 1967, 1968 ve 1969’da otobiyografisini üç cilt halinde yayımlar. 31 ocak 1970’te israil’in ortadoğu’daki saldırgan politikalarını eleştiren bir bildiri yazar. 2 şubat 1970’te hayata gözlerini yumar. yazdığı son bildiri, kahire’de toplanan uluslararası parlamenterler konferansı’ nda okunur. 1980 yılında, londra’daki bir meydana russell’ın büstü dikilir.

anlayacağınız gibi çok barış yanlısı bir düşünürdür ve bu arada "sosyalist"tir :)