bir insan ömrünü neye vermeli

zülfü livaneli'nin kaleminden hasret gültekin'in ağzından söylenen türkü şöyle devam ediyor;

bir insan ömrünü neye vermeli
harcanıp gidiyor ömür dediğin
yolda kalan da bir yürüyen de bir
harcanıp gidiyor ömür dediğin

yüreğim ürperir kapı çalınsa
esleyen yelimden hile sezerler
künyeler kazınır demir sandıkta
savrulup gidiyor ömür dediğin

dışı eli yakar içi de seni
sona eklenmeli sözün incesi
ayrılık gününü kör dereleri
bölünüp gidiyor nehir dediğin

bir insan ömrünü neye vermeli
para mı onur mu taş dikenli yol
ağacın köküne inmek mi yoksa
çırpınıp duruyor yaprak dediğin
sahi bir insan ömrünü neye vermeli ? neye verince tam yaşanmışlık hissini yaşayabilir? üzerinde çok defa düşündüğüm soruların başında gelmektedir fakat bir türlü cevabını bulamıyorum. temeline baktığımızda felsefik bir sorudur ve göreceliği oldukça fazladır. kendince bu soruya somut bir yanıt bulanlara oldukça imreniyorum. aslında benim de bir cevabım var sayılabilir. huzur. bana göre huzur ise kafanda hiçbir dert olmadan yaşayabilmektir. parayı düşünmeden istediğin yerleri gezebilmek, kimseye karşı sorumluluk hissetmeden deniz manzaralı bir dağ evinde kitap okuyabilmektir. sayılabilir dedim çünkü sanki huzura ulaşmaya çalışırken bir hamster gibi çarkını çevirerek olduğum yerde sayıp enerjiden başka bir şey tüketmiyor gibi hissediyorum.
bu salak saçma düzeni değiştirebilecek bi umut bağlayabileceğin herhangi bir şey olabilir bazen iş, bazen başka biri sevgili, çocuk, arkadaş vs, bazen de bi hobi
İletişim - Kurallar