çay

hem sıcağı var hem soğuğu. ikisini de dene tarafını seç.
başlığı gördüğümde anlamsızca türkiyede senede kaç ton çay tüketildiğini merak ettim
şakirdeki garson abimiz olan gerçek abimizin kullandığı söylemdir.
ülkece çok sevip tükettiğimiz ama benim bir türlü alışamadığım uygun fiyatlı içecek
bir bardağı için 5 tl bile fazla ama hadi ona da eyvallah. 5tlden fazlası şerefsizliktir.
dostların olduğu ortamda daha güzel demlemir . şekersizi makbüldür.
yemek yedikten sonra istemsizce canımın istediği içecek
kültürünün türklerde daha yoğun yaşandığı sıcak tüketilen leziz içecek.

şekersiz tüketmek tavsiye edilir. kanımca çayın asıl tadını alarak içmiş oluyorsunuz. ek olarak demlerken şunu yapmanızı önereceğim. genelde çay koyulur, onun üstüne su eklenir. fakat bu yanlış. sadece çay için geçerli değil bu. bitkilerin üzerine su dökmeyin, suyun üzerine çay, ıhlamur, papatya ekleyin. inanın daha lezzetli olacak.

bizim evde her öğün demlenir. akşam yemek sonrası tüketmek en sevdiğim. bazen annemle geceleri bile demleriz. çay demlemenin saati olmaz!

bilerek sıcak içecek olarak tanım yaptım. soğuğu da var tabi ama ben onu çaydan saymıyorum. çay dediğin çaydanlıkta demlenir, taze olur.
adını görünce sözlüğe üye olmamın nedeni daha ne diyeyim çayla ilgili.
türklerin bel kemiği,damarlarında dolaşan fişne suyu kadar etkili
çay erdal bakkalda içilir erdal bakkal erdal bakkal erdal bakkal
bazen sıcak sohbetlere eşlik eder ,kimi zaman yalnız kahvaltılara ve genelde soğuk kış günlerinde içini ısıtabilecek düşük bütçeli ısıtıcıdır.
ince belli bardakta içildi mi himmm enfes.
akşam yemeğinde sonra sigara ile birlikte içmeye bayılırım.
mö2000lerde bulunduğu rivayet edilen ve aynı rivayetin devamı olduğunu düşündüğüm; çin imparatorlarından birinin sıcak suyunu yudumlamak üzereyken bir çay yaprağının ince belli olduğu vurgulanan bardağa düşüp hoş renk ve koku verdikten sonra içilince de aromasının ve tadının güzel olduğu tespit edilince, şekerli mi
şekersiz mi içilmeli tartışmalarının ms2018lere kadar geldiği, “ben çay sevmiyorum” diyenlerin ağzına çin malı olmayan kürekle vurma isteği doğuran şahane içecektir.
başlıca temel içeceğimiz
artık edebiyatının son bulmasını dilediğim bitki.
ülkemize girişi çok eskiye dayanmasa da milletçe sevdiğimiz içecektir. seviyorum seni çay..
mekanlarda çay diye istersiniz ama 3 liraya tomurcuk kokulu kaynar su içersiniz
günde en az 5 bardak içtiğim sıvı. nedenini bilmiyorum ama içiyorum. abi niye çay içiyoruz ki?
biz çocukken annem çayın içine süt katardı yarıya kadar. öyle bakkal market sütü de değil hani. haftasonu gidilen köyden dönerken anneannemin(meleğim) sarıbaş'ından kara kızından elleriyle sağdığı sütü 5 litrelik su bidonuna doldururdu. işte o sütü annem sabah kahvaltısında bize çayla karıştırıp içirirdi. sonra aradan yıllar geçti bir mekân da garsonluk yapıyorum müşterinin biri ingiliz çayı istedi. dedim bu ingiliz çayı ne ola kimseye de soramadım delikanlı çağı. sağ git sola git yok müşteri gözüme bakıyor. gittim bara bir ingiliz çayı dedim nasıl olsa verecekler. oradan çayı doldur yarıya kadar dedi. doldurdum geri kalanına sütü döktü yolladı. dedim çocukluğumun sütlü çayı ingiliz çayı mı oldu. öğrendim ki ingiliz çayı orijinali bizim sütlü çay çakması imiş. çayın her hali güzel dostlar.
ev arkadaşlarıma göre 3 bardak içmemin az, bana göre çok olduğu, yemek ardına efsane giden canım içecek. bir de, "bize geçelim ya çay içeriz."
güzel memleketimin güzel bitkisi yaş halinin en makbulü 2 buçuk yapraktır bildiğiniz üzere yağmuru pek sever yılda 3 kez bazen 4 kez toplanır derdi çoktur ama huzuru da çoktur
su siralar yesil olaniyla aramin iyi oldugu.
İletişim - Kurallar