cennet mahallelilerin beter aliye birazcık ayıp etmesi

üzerine düşünülmesi gereken sosyolojik hede.

ünlü edebiyatçı tunç gedikoğlu'nun, daha önce mafya romanı yazmak için mafyanın içine sızdığını bilmeyen çomar cennet mahallesi eşrafı, yıllardır tanıdıkları beter ali'nin aslında beter ali olmadığı gerçeğini farkedince, akıllarına sanat, sanatçılık, sanatsal üretim gibi erdemli kavramları getirmiyor, dahası böyle erdemli kavramlar için hayatından fedakarlık eden tunç gedikoğlu'nun suratına tükürüyor.

halkımızın sanata bakış açısının vasatı aşamadığını gösteren çok güzel bir örnek olmuş bu. aynı zamanda, alt tabakanın iki yüzlülüğünü de gözler önüne seriyor.

kendini beter ali diye tanıtan tunç bey, cennet mahallesinde geçirdiği süre boyunca beter ali kimliğiyle çeşitli entrikalar, sahtekarlıklar tasarlarken bizim bu varoş ahali hep birlikte ona eşlik ediyor ve destek çıkıyor. yalan, kendi çıkarları için söylenirken yüzlerine gülenler, yalan kendilerine 'sanatın' çıkarı için söylendiğinde ise tepki gösteriyorlar.

bu, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı zihniyetin cennet mahalleli varoşlarda tezahürüdür. bu tezahür yüzünden, kötülük dayanışması vuku bulabiliyor. bu kötülük dayanışması yüzünden sanatın değeri dürüstlüğün değerinin altında eziliyor.

ama yine de tüm mahalle varoştur gibi bir söylemde bulunmak haksızlık olacaktır. bu yüzden 'eşraf' sözcüğünü kullandım. genellemeler ekseriyetle irrite edicidir. her ne kadar mahalle kötülüğün hakim olduğu bir mahalle de olsa, içlerinde bu kötülüğe rağmen temiz kalmayı başarabilenler de vardır. bakınız, pembe'nin kardeşi selim ağabeyimiz, bu varoşların içinde tunç bey'e kitabı uzatıp bir imza alabilir miyim? diye soracak kadar sanat dostu, ilerici bir insan. ama varoşlar ne yapıyor, imza istediği için selim'i itip kakıyor.

bir de kalkıp komiser baba'ya şikayet ediyorlar. hırsızlığa, dolandırıcılığa ses çıkarmayan mahalleli kitap yazdığı için tunç bey'in hapise atılmasını istiyor. (başta aziz nesin olmak üzere, nice yazarımızın başına gelen şeye ne kadar da benziyor bu durum. aziz nesin hapse atılsın diye imza toplayanları hatırlayın.)

şikayet'e komiserin verdiği tepki de dikkat çekici. "beni biraz sinirli diye anlatmışsın, gözümden kaçmadı." otoritenin, sanatçıya alttan alta sopa göstermesidir bu. beni bir daha sinirli gösterirsen, bak mahalleli de istiyor; gözünün yaşına bakmam hapse atarım seni, demek istiyor kabaca. uyarısını yaptıktan sonra, tunç beyden imza istemesi ise otoritenin, eğer lafımı dinlersen yüzüne güler, seni yüceltirim demesi anlamına geliyor.

velhasıl, sözün özü, cennet mahallesi sanat duyarlılığı olan bir mahalle resmi çizse de beter ali'ye verdikleri tepkiden dolayı bu duyarlılık sınıfta kalıyor. ayıp etmişlerdir, hata etmişlerdir, buna rağmen özür dileyip beter ali'yi sanatıyla kucaklayacaklarına adamı hayattan bezdirip kendilerinden özür dilemek zorunda bırakmışlardır. özür dileyerek, tekrar mahallelilerin içine karışsa da beter ali, artık tunç bey kimliğini ve sanatsal onurunu yitirmiştir. cennet mahallesi ve beter ali birlikte mutlu mesut yaşayıp giderken; olan, sanatın hakkını veren selimlere olmuştur.
İletişim - Kurallar