en yakındaki kitabın 9. sayfasının 3. cümlesi

ah, o haz duyanların, "aydınlarımızın", zenginlerimizin ve hükümdarlarımızın duydukları haz, o kaba, boğuk, kahverengi haz, artık içimizde nasıl da nefret uyandırır!
kadının elması yere düştü
"insanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok."
“men must fight for such as she,” they said to each other.
iyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır
-viktor hugo
mesaj net: çaresiz değilsin,çaren sensin!
estetik tavır duyusal temele dayalı bir tavırdır.
gelelim yine yalnız sana ve bana... şöyle yalnız ikimiz, göz göze, bir pencere önünde, yalnız ellerimizin fısıltısı, yıldızlarla dolu bir gecenin seslerini dinlesek! derim!..
psikolojik tepkisellik halkın bir değişim için topyekün mücadelesidir.
yıllar boyunca hayatıma eşlik etmiş olan, yumuşak, sıcak bdeni bedenime değerek, soluklarımız birbirine karışarak uzun geceler geçirmiş olduğum bir kadın benden kopuyordu ve içimde hiçbir kıpırtı uyanmıyordu; olanlara karşı çıkmıyor veya onu geri döndürmeye çalışmıyordum; bu kadının sağlıklı iç güdüsüyle gerçek bir insandan beklediği olağan duygulardan hiçbiri içimde uyanmamıştı.

stefan zweig - olağanüstü bir gece (türkiye iş baknası kültür yayınları)
ı. dünya savaşı’nda biz bir vatan ve millet olduğumuzu ispat ettik.
paranoyak,asla tamamen hatalı değildir
tanrı, güneşi her gün yeniden doğurarak, bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize.
bu sıkıntı garsonun yüzündendi.
"ben kalbime ve aklıma düşenler için şükürdeyim."
ben de.
herkesin en yakınındaki kitap birinci sayfadan mı başlıyo? iki tane kitaba el attım on birinci ve on üçüncü sayfalardan başlıyodu. sonra diğer kitaplarımı kontrol ettim onlar da aynı şekildeydi. genel alıntı yapılıyo sanırım, dokuzuncu sayfanın üçüncü cümlesi hikayesine inanmıyorum. bazı kitaplarda var tabii ki hatta direk dokuzdan başlayan kitap var. gerçekçi olsun diye üşenmedim sayfa sayısını saydım ve yazıyorum:
“cümleler kurmayı, kelime oyunları yapmayı, karmaşık konuları anlatmayı...”

yarım cümle gelmesi de hayattaki şansım. öncesinde yazan cümle:
“yazmayı seviyordum.”
daha anlaşılır oldu sanırım.

bu saçma şeyi yazmak için zaman harcadım, kafa yordum, düşündüm, evet. o zaman kitap önerisi bırakayım, kitabın ne kadar bebek olduğuna siz karar verin ve bunları unutalım.

hakan günday-kinyas ve kayra. okuyun, okutturun.
türkleri maddi ve manevi sefaletten, aşağılık duygusundan, hareketsizliğin, cahilliğin, tembelliğin ve anlamsız bir tutuculuğun vesayetinden kurtarma savaşı türk devrimini tanımlar.
“ama kader hayatımıza acımasızca hükmeder.”
yakalayabildiği kısa uyku anlarında kâbusvari bir şeyler görüyor, daha kâbus mu normal rüya mı olduğunu anlayamadan tekrar uyanıyordu
saatler, sanki insanlar gibi temkinli adımlarla ilerliyordu ve madam onları hızlandıracak hiçbir yol bilmiyordu.
-stefan zweig/ bir çöküşün öyküsü
"bir yolculuk vardı,hep vardı, her şey bir yolculuktu."
orhan pamuk- yeni hayat
bütün bu saçmalıkları birbiri ardı sıra neden döküp saçtığını bilmiyordu.
'ilk kitabım kazancı yokuşu'nu yazdığımda, ustam haldun taner'e okuttum.'
siz, tavuklar; bu yıl kaç yumurta yumurtladınız,o yumurtların kaçı civciz çıktı?

george orwell-hayvan çiftliği
"tüm mesleklerin zavallı yaşamımızı uzatmaktan başka bir amacı olmayan gereksinimleri karşılamaya yaradığını ve bir de arasında sıkışıp kalınan duvarlara renkli figürler ve aydınlık manzaralar resmedildiği için meraklarımızla ilgili bazı noktalardaki tüm avuntuların yalnızca düşsel bir teslimiyet olduğunu gözlemlediğimde bunların hepsi beni dilsizleştiriyor."
  • /
  • 2
İletişim - Kurallar