estetik açlığı

aklımıza bu başlığı okur okumaz "meme" ya da "kalça" ya yapılan estetikten bahsetmeyeceğimi şuraya bir kondurayım.

ülkemizde ya da yeni kurulan şehirlerimizde insanlık olarak şu betonu ne kadar çok sevdik aklım almıyor. taş üstüne taş koyulan eski evlere bakıp oysa ki mimari açlığımızı giderebilen bir sürü yazı dizisi okudum.
günlük hayatta balkonlu sıradan binalar, düzgün olmayan kaldırımlar tam yerleştirilmemiş düzen adeta içine içine yıkılıyor gibi gelmiyor mu size?
başka ülkede medeniyetin sokakta koktuğu ve onlarda neden böyle demediniz mi hiç?
sermaye yatırmak ve yapılan binalarda kar amacı gütmek zaten rezilliğin başlangıcı oluyor şehirlerimizde.
gereken güzel özeni kaç bin yıl sonra göstereceğiz acaba?

google' ın başlattığı bir uygulamada maket yaptığınız ev size profilleri hazır şekilde geliyor ve siz kendiniz kuruyorsunuz. aynı oyuncak yapıştırır gibi. pekala gayet amaca hizmet eden ve konforlu yapılar şeklinde dizayn edilebiliyor.

acaba bu kadar üniversite eğitimi alıp greenpeace, tema kovalayıp bu kadar da beton aşığı olmamız, dünyayı parsel parsel taşlaştırmamız ne kadar doğru sizce?
kendimi gece gece yatağımda uzanmış bu bina acaba ne kadar güvenli diye sorgularken buluyorum.
her saniye bir riskle yaşayıp tepemize düşecek tonlarca ağırlığın hesabını yapacak kadar deli değilim tabi ki. yine de insan endişeleniyor sonuçta başımıza taş yağacak hikayesini yavaş yavaş gerçekleştiriyor.

sorgulanması gereken bir sürü konu ve detay var. mesela neden yüksek deprem riski taşıyan şehirlerimizde bu kadar dikkatsiz davranıyoruz.
çanakkale'de yapıların çoğunun 30 yaşından büyük olduğunu fark etmiş olmalısınız. demircioğlu cad. sırasında olan çoğu evlerin balkonları adeta yer çekimi ile savaş halinde yenildi yenilecekler. sadece deprem riski değil kopması an meselesi gibi durmuyorlar mı?
estetik kısmı pas geçiyorum adeta işin güvenlik boyutunda bile ağır zaiyat verebiliriz.

elinizde imkan ve araştırma için zaman varsa bir düşünün biz nerde ve nasıl yaşamalıyız?
nasıl bir evimiz olmalı?

eğitimin bu konuda ki destek süreci bile betona dayalı adeta piyasayı yöneten bir akıma kapılmış gibi. estetiklik lüks vasıfta duruyor. oysa ihtiyacımız olan şey bize hitap eden yeterli donanımda bir kaç parça güvenli ve başımıza yıkılmayacak malzemelerden oluşmuş ev.

şartların bize dayattığı ve bahtsız yüzyılımızın kurbanı olduğumuz bu zamanda yeni oluşumda biraz payınız olmasını istediğim için bu yazıyı yazma gereksinimi hissettim.

hayatınızın çoğu aktivitesini bu yapılarda yaşadığınız, koşturmacada pek farkında olmadığınız bu güzel günlerinizi huzurlu, estetik ve güvenli evleri tercih ederek geçirmeniz dileğiyle...
uzun zaman sonra gördüğüm en güzel konu, en detaylı başlıklardan. eksiklerimizi böyle açıklayabilmen çok güzel.
bu durumun bence temel sebebi plansız şehirleşmedir. bizde allah ne verirse şehir o yöne doğru büyüyor. ama avrupa öyle değil. imar izni verilmeden gerekli altyapı hazırlanıyor. bizde ise böyle bir şey yok. bunun sonucunda da estetik anlamda çirkin ve güvenli olmayan çok katlı binalar çıkıyor. ancak özellikle paris gibi şehirler hala 400 yıllık şehir planlarını kullanıyor ve şehir hala o plana sadık olarak genişliyor. peki biz neden yapamıyoruz bunu. bizde bi rant olayı var. birileri kazansın diye arsalar plansız imara açılıyor. sonra allah ne verdiyse kat çıkılıyor. peki çaresi ne bu durumun diyecek olursanız çare belli. önce bu plansızlıktan kurtulmak. her değişen belediye yeni bir imar planı yaparsa işimiz iş anlayacağınız.