evrim geçiren maymun

aslında "evrim geçiren maymunun yobaz olup evrimi reddetmesi" diye bir başlık açacaktım ama 50 karakter sınırına takıldım. o yüzden başka birşey söyleyeceğim.

geçtiğimiz günlerde ntv haber'de okudum. bir grup maymunun sivri ve keskin taşlarla kendilerine alet yaptığını, işin ilginç tarafı aynı fenomen farklı maymun türlerinde farklı kıtalarda da görülmüş, bunun bir sebebi olmalı eğer maymunlara update gelmediyse.

ilgimi çeken başka bir şey de geçen sene (hindistan)'da nehir kenarında yaşayan bir grup maymunun ayak parmaklarında perde olduğunun farkedilmesiydi.
evet dünya üzerinde canlıların hızla evrimleştiği görülmekle beraber maymunların taşları oyduğu, mızrak yaptığı hatta bu mızraklarla balık bile avladıkları kameralara yansımıştır. bu açıdan evrim durağan değil devam eden bir süreçtir. ancak asıl sıkıntı evrime bakış açısıdır. eğer evrimi 10 yıl gibi kısa bir zamanda beklerseniz eliniz boş dönersiniz. türleşme denen olgu en az 3 milyon yıl sürer ve bu süreç içerisinde bir çok ara tür gözlemlenir. ikinci maymunlarla yapısal olarak tek bir fark var aramızda. oda öğrenmek ve öğretmek. yapılan araştırmalara göre maymunlar birşey öğrendiklerinde (örneğin mızrak yapmak gibi) bunu diğer maymunlara ve yavrularına öğretemiyırlar. bu açıdan her maymun nesli gelişimsel ilerlemeye yeniden başlamak zorunda kalıyor. ben bu veriye bakınca aklıma bizim yobazlar geldi. onlarda öğrenme ve öğretme konusuda baya beceriksizler. bu açıdan haklı bir başlıktır. bizim yobazlar baya maymuna benzemekte

edit: evrim böyle basit bir başlıkta anlatılmayacak kadar detaylı bir bilimsel konudur. daha sonra uzun uzun yazayım ama bilmeyenlere duyrulur: "o kadar çok ara form vardır ki, örneğin dinozorların tamamı sürüngenden kuşa geçiş ara formudur". aşağıdaki yazara urak bir cevap niteliğinde. akşam uzun uzun yazayım bari (bkz:evrim)
bakınız teoriyle birleri yobazlaştıracaksa ilk önce teorinin basitlikten çıkıp geniş çaplı bilinmesi lazım. teori sadece maymun insan değildir. ya da bir maymunun elindeki taşla bir şey kırması. geniş çaplı bilgi sahibi olunmalı. mesela omurgasız canlılar nasıl omurgalı hale geldi?
ya da eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildi? eşeyli üreme bitkilerden hayvanlara milyonlarca canlı türü tarafından uygulanır ve hepside evrimsel bağ kurulamayacak kadar farklı yapılardadır. ayrıca eşeyli üremede ayrı ayrı iki cins canlıya ihtiyaç duyulur. bu canlıların cinslerine uygun olarak mükemmel ve eksiksiz olmaları gerekir. en küçük eksiklik ve aksaklık üremeyi durdurur. bu mükemmel mekanizma milyonlarca canlı türünde rastlantılarla eksiksiz ve mükemmel olarak nasıl meydana geldi? denizden karaya çıkılıp nasıl devam ettirildi yaşam?
canlılar içindeki ara formlar nerdedir. herhangi bir araform örneği bulunamamış olması size ne ifade ediyor sayın yazarlar? bu konuların cevapları verilmediği halde sadece elinde taşla dolaşan bir maymunla dünya düzenini bozamazsınız. hele hele insanları yobaz hiç yapamazsınız. diğer konuda hayvanların ayaklarında bir perde oluşması adaptasyon sürecinin bir özelliği. yaşam şartlarına uyumluluk.
evrimin geçmişine başka bir başlık altında değineceğim. burada bahsetmek istediğim daha çok evrimin ilerleyişi ile ilgili olacaktır. biz homo sapiens olarak nasıl 15 bin yıl önce mızraklar yapabilmişsek kuzenlerimiz de şu an o evrede olabilirler. yalnız şöyle önemli bir nokta vardır ki dünyada baskın tür olmaları şu an oldukça zor görünmektedir. homo sapiensler kimine göre neandertalleri yendikten ya da kaynaştıktan sonra (yapılan genom projesinde yüzde 1-2 oranında neandertal genleri saptanmıştır.) karşısına rakip olacak herhangi bir tür çıkmamıştır.
evrim tarihine bakıldığında homo sapiens türü logaritmik bir şekilde büyümekte ve gelişmektedir. aslına bakarsanız o kadar fazla gelişmiştir ki bir nevi evrimi yenecek duruma gelmiştir. normalde genetik olarak hasta doğan birinin doğa şartlarında yaşamayıp ölmesi gerekirken yıllarca yaşatılmaktadır.
belki biyoloji derslerinden hatırlarsanız; popülasyonlar logaritmik bir artışın ardından artık doğal kaynaklar yetmemeye, yaşama alanı dar gelmeye başlar ve popülasyon daha fazla yükselemeyip düşmeye başlar. eğer biyolojinin bize öğrettiği doğruysa homo sapiens doğal sınırlarına ulaşmış durumdadır. o yüzden başka gezegenler keşfetmek peşinde koşmaktayız.
evrim olarak düşünecek olursak homo sapiens neye evrilir sorusunun cevabını verebilmemiz çok zor çünkü evrim dediğimiz ha diyince olan bir olay değildir. omurgasız canlıdan omurgalı canlının oluşması milyon yıllar olarak ifade edilmektedir. ancak ve ancak tahminler yapabiliriz ki insanların kendi yarattığı yapay zekaya yenik düşeceği oldukça dillendirilmektedir. çok fazla bilim-kurgu izlediğim için değil ama benim de fikrim bu yöndedir. sana göre saçma olabilir ama bana göre gidişat o yöndedir.
kim diyebilirdi ki 30 bin yıl önce afrika savanalarında ayı tanrı olarak gören homo sapiensin 30 bin yıl sonra tanrısına adım atacağını ?
konu aşırı stabil abi..inanın okudum ve vakit kaybettiğinizi düşünürek eksilemeyi düşündüm..yinede insan ile maymunun tıpatıpıdır