fazıl say

değeri bilinemeyen (!) çok önemli bir şahsiyettir. hiçbir zaman duruşundan vazgeçmemiş olması önüne türlü türlü engeller getiriyor olsa vücudu dik bir şekilde hayatına devam etmektedir.
nazım hikmetin bursa cezaevi zamanlarında iç işleri bakanı görüşmek ister kendisi ile. buluşma ayarlanır ve bakan alaycı bir şekilde nazıma sürekli bir şeyler söylemekte ve onu aşağılamaktadır. nazım çıkana kadar herhangi bir kelime etmez ama tam çıkarken söz ister. ''bir şey sorabilir miyim der? ömer hayyamın zamanında kim padişah idi bilir misiniz?'' . bakan kem küm eder soruyu cevaplayamaz. nazım ise ''gelecekte kimse beni içeri atan bakanı tanımayacak ama nazım hikmeti herkes bilecek'' der ve odadan çıkar. fazıl say da öyle olacaktır. çünkü tarih sanat yapanları unutmaz. dik duranları unutmaz. ayrıca nazım hikmet oratoryosu gibi bir muhteşem esere sahiptir. böyle bir eseri canlı izleyebildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum ama keşke fazıl say da orada olsaydı. kalitesi kötü fakat izlemek isteyen olursa şiddetle tavsiye ederim.
nazım oratoryosunu televizyonda izlediğimde bile tüylerim diken diken olmuştu ki canlı izlemeyi hayal edemiyorum.
son zamanlarda insan insan’ ı da sürekli aklımda çalınıyor. hani şu fi’ de çalan şarkı.
internette gezinirken yapacak bir şey bulamayınca nazım hikmet orotoryosunu açıp dinlediğim zamanlar vardı. güzel zamanlardı. o zamandan bu yana sevmişimdir kendisini.
liseden mezuniyet hediyem olarak nazım oratoryosunu izleme şansına erişebildiğim, yeri doldurulamaz sanatçıdır. piyano üzerine olan yeteneklerini değerlendirebilecek, övebilecek bilgi düzeyine sahip değilim ancak kendi yeteneği doğrultusunda hayatını çizebilme cesaretini gösterebilmiş örnek alınacak bir insandır.

yalnızlık kederi adlı kitabında kendi görüşlerini, sanatçı olmaya, hayata dair yazılarını yazmıştır. nedense son çıkardığı akılla bir konuşmam oldu kitabından daha çok severim bu eserini. aydın insanların ülkemizde çektiği sıkıntılarla nasıl başa çıkacağına dair güzel bir örnektir, gerek görüşleri, gerek yazıları, gerek besteleriyle okunmaya ve dinlenmeye fazlasıyla değer bir insandır.

ayrıca cem adrian ı da keşfeden insan olduğunu duymuştum. 2006 yılında bilkent'te verdikleri konserden bir parça çok hoşuma gider:


bu parçası ile tanıdığım kişi.
yıl itibariyle türk asıllı japon piyanist.

(bkz: ülkeyi terketmek)
hükümet tarafından çirkin ördek yavrusu olarak görülen dünyanın sayılı piyanistlerinden..