geceye bir söz bırak

olduğum şeyle olmadığım şey arasında,hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.
ama kafamız nasssıl güzeeel
beni kimse pezevenklerin elinden almadı
düşünüyorum da neden diyorum içimden sürekli...neden ulan ? yani neden birileri vurup kırıp hiç düşünmeden darmadağın ettiği kişilerin hayatından çıkarken o denli rahat, o denli kayıtsız ve sanki en büyük düşmanıymış gibi çekip gider ki ? peki sonra neden aradığı şeyi başkalarında bulamadığında tıpış tıpış geri döner...neden ?
özlüyor muyum ? emin olun deli gibi özlüyorum ama artık istemiyorum. aylar geçmesine, içimde ki nefret bitmesine ve aslında onu düşünmememe rağmen artık istemiyorum. 

hani bazen "bitti" diyebilmemiz lazım en zor bitmemişlerde bile.
bıldırcın mırmalar gelir neyse gerisini siz tamamlarsınız.
hayattaki en güzel şeyler : ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.
tekrar başlamalısın.
at her şeyi.
hepsini fırlat.

şu anla yalnızsın.

tırnaklarına bak.
burnuna dokun.

gün sana doğru
savuruyor
kendini.
yatın uyuyun bu saatten sonra kimse gelmez
-03.04
belki bugün birileri hayatını kaybetti, birileri doyasıya sevişti, birileri evlenirken bir diğerleri sevgilisinden ayrıldı... hayatımız kendi bencilliğimize vakit ayıracağımızdan çok daha zamansız bir yer. bazen rutin ve klişelerle, bazen içinden ne tür bir oyuncak çıkacağını bilmediğimiz bir sürpriz yumurtayla bizi oyalıyor. zaman geçiyor ve geçiyor... her yıl deneyimlediğimiz şeyler bize iyi ya da kötü bir şeyler katıyor. bize öğretilenlerle istediğimiz ya da istemediğimiz şekillerde hareket ediyoruz. kimi zaman yargılıyor, kimi zaman yargılanıyoruz. sorguluyor ve anlam vermeye çalışıyoruz bir şeylere. sevdiğimiz ya da nefret ettiğimiz insanlar oluyor, yenileri gelirken hayatımıza, bir diğerleri hep gidiyor nereye gittiğini bilmeden. sebepler her zaman bahanelerin arkasında saklanıyor. yanlış anlıyoruz, yanlış anlaşılıyoruz, yanlışlarımızla doğru oluyoruz. korkmaktan bile korkuyoruz, yeri geliyor kendimize de güvenemiyoruz. çok seviyoruz, mutluluğu ve huzuru kovalıyoruz. hayalkırıklıklarımız oluyor, umutsuzluklarımız oluyor belki de. her şeyi sonsuzlukla bağdaştırıyoruz, sevgiyi de, acıyı da sonsuz bilip bunlara zaman harcıyoruz, çünkü mantıklı olmaya çabalasak da, duygularımıza kendimizden çok değer veriyoruz. çabalıyoruz, her şeyi yoluna sokmak için uğraşıyoruz, pes ediyoruz, düşüyoruz. ayağa kalkmak için hayata sarılacak bir şeyler buluyoruz ve bağlanıyoruz. bağlandığımız şeyler uğruna her şeyi silebiliyoruz, pişmanlıklarımız oluyor. bir şeyleri özlüyoruz, en çok da kendimize özlem duyuyoruz. kaybediyoruz, yeniliyoruz, hatalar yapıyoruz, kazanıyoruz, hayaller kuruyoruz. yapmaya çalıştığımız tüm şeyler bizi biz yapıyor, kendimiz olmamızı sağlıyor. günler, aylar geçiyor ve bambaşka kendimizle tanışıyoruz, değişiyoruz, gelişiyoruz. her yıl yabancı bir ‘ben’ buluyorum karşımda. daha büyümüş, belki küçülmüş, sevinmiş ya da hayalkırıklığına uğramış.

not: sanıldığının aksine insanı büyüten yıllar değil, o süre içinde yaşadığı olaylar ve hayatına giren kişilermiş... doğruluğuna inandığınız şeylerden vazgeçmeyin, bir şeyi en çok kim isterse onun olurmuş.
beni mahcup, beni kırık, eğer mümkünse beni mağlup hatırla.

sana yenilmiş ama senden kurtulmuş hatırla.
sonucta sevilen her kadin guzel bir sarki gibidir butun sozlerini hatirlayamazsin belki ama melodisi aklinda kalir.
cennet de insanlar için yapıldıysa aslında o kadar da iyi bir yer olmayabilir
"bütün propagandalar, popüler olmak zorundadır ve hitap ettiği kitlenin zekası en kıt kesiminin bile anlayabileceği seviyeye uygun olmalıdır." demiş adolf hitler diye birisi.*
İletişim - Kurallar