gerçek dünya

içinde bulunduğumuz somut yaşam.

kendime yer bulamıyorum bu yaşamda. bu arada yazarım, başka bir yerde ya da bir yere kağıda falan... ama yok olmuyor gerçek yaşama bir dokunuşu olmuyor. etkisiz kalıyorum. kafamdaki düzenin düzensizliği yüzünden gerçekliğin düzenine uyumum çok zor oluyor. anlayacağınız kafamdakiler bir türlü pekişmiyor. düz düşünmek lazım.

aaama bu benim şerefsiz olduğumu değiştirmiyor.

jfjdjdjdjsmdş
gerçek aslında bir yanılsamadan başka bir şey değildir. gerçek yanılgıdan öte bile isteye parçalanmış bir anlar topluluğudur. evet. gerçek bile isteye parçalanır. çünkü gerçek kabullenilmeyecek kadar korkunçtur. bu sebepledir ki insanlar parçalar gerçeği. o sebeple gerçek dünya hiçbir zaman var olmayan, varolması kabul edilmeyen bir kesittir. peki gerçek nasıl parçalanır? duygularımıza düşüncelerimize hislerimize başka insanları kattığımız anda gerçek parçalanma eğilimi gösterir. çünkü gerçek bir insanın zihninde ona ait bir algıdır. sadece. nasıl algılarsa öyle yorumlar. kendi yorumlarına başkasını kattığı anda kendi gerçeği bir anda parçalanır. bu sebeple insanın olduğu her yerde gerçek sadece hakikatin yanlış kurmacasıdır. peki neden bir çok insan gerçeğe değilde kurmacaya yönelir. çünkü kurmaca çok güzeldir. çok saftır, çok naiftir kurmaca. gerçek gibi değildir. kurmacada sınır yoktur. ben kurmacamda o kadar mutluyum ki. bir gün orta çağda şovalyelik yaparken diğer gün marsa koloni kuruyorum. hayal dünyamda öyle bir evren var ki. orada o kadar mesudum ki. benim gerçeğim bu dünya değil orası. ve ben orayı parçalamaktan bıktım. yoruldum. hakikat ile oynadığım satrancı kaybetmiş gibi hissediyorum. satranç masasından bir söylem ile:
"yazık hamle o kadar da kötü düşünülmemişti aslında amatör olduğu düşünülürse olağanüstü yetenekli bu bey.."
yeni bir şey bu gelecek kaygısı sendromu, kısaca kimliğin daha oturmamış anacım