hayatı akışına göre yaşamak

benim inandığım şeye göre planlı programlı hayat, hayat gibi değildir. biz plan yaparken hayat geçip gidermiş, yani sürekli olarak geleceği düşünerek o anı mahvetmek istemem. sonuç olarak bu dünyaya plansız geldim ve plansız gitmek isterim.
plan yapmak çokta önemli olmuyor. bunu insan yaşadıkça anlıyor. hayat sen istesen de istemesen de onun sana sunduklarını yaşamaya itiyor. sen ne plan yaparsan yap. mesela baban ölüyor ve dünyan değişiyor. bence hayatın karşımıza çıkardıklarından bize en yaralılarını seçip bir sonraki zorlu bölüme kadar yaşamak gerek.
asla asla asla asla asla. plan aksayacak olsa bile 1 hafta önceden defterime o plan yazılacak.
yoo kim ruh hastası?
bu konuda kesinlikle başarısızım. ne zaman denemeye çalışsam olmuyor ne yazık ki.
bu konuda naçizane bir iki tecrübesi olan biri olarak şunu söylebilirim ki, o akış boka sürüklediğinde ki genellikle boka sürükler*, sürüklendiğiniz boktan kurtulmak için ise daha da boka batmanız gerekir.* özetle akışına bırakmayın kontrol edin, yoksa kontrol edilirsiniz.
duygularıyla ya da mantığıyla karar vermesi gerektiğini doğru zamanda kararlaştıramayan kişiler için asla akmayan olgu. çünkü siz hayatı akışına bıraktım yaa diye ortalarda dolaşırken, göğüs kafesinizin sol tarafındaki organla, kafatasınızın içindeki sarmal yapı ölümüne savaşır. ve sizin o aslında aktığını zannettiğiniz akışa bir kalkan koymanın, sur çekmenin zamanı çoktan geçmektedir. artık mis gibi akan bir hayatınız yoktur. sürekli elinden tutup sağa sola çekmeye çalıştığınız kararlarınız vardır. güle güle kullanın
yaşayamam çünkü benim hayatımda akış diye bir şey yok direk çöküşş o yüzden ben de o arbededen ne kurtarırsam paniğiyle hep hata yaparım.