her şeyden az az bilip hiçbir şeyi tam bilememek

bu bir dramdır öncelikle. insanın kendine olan güvenini bir arttırır bir yerle bir eder. kafasını karıştırır. hep bir şeyler eksikmiş tamamlanması gerekiyormuş hissi doğurur.

ilkokuldan bu yana jimnastik, voleybol, basketbol, badminton ve yüzme spor dalları ile uğraştım yeri geldi bir şekilde okulu, sınıfı temsil ettim. yeri geldi okuldan çıkıp yorgun argın kurslara gittim para ve emek verdim. şimdi bakıyorum elimde koca bir sıfır var . üniversiteye başladığım dönem deli gibi tiyatroya, oyunculuğa merak sarmıştım ajanslar, eğitimler, dizi çekimleri.. saatlerce beş kuruş almadan suratının yarısı çıkacak diye set ortamlarında sürünmek az ünlü oyuncuların bile tribini çekmek zorunda olmak.. tabi ki de bir yere kadardı ve devamı gelmedi. bazen diyorum gelmeli miydi? oyunculuktan da nasibimi aldıktan sonra başka iş deneyimleri gerçekleştirdim. garsonluk, barmeidlik, satış danışmanlığı, kasiyerlik.. hiçbiri kurumsal bir firmanın sunacağı imkandan fazlasını sunmuyordu bu arada. şimdi diyorum ki 4 yıl güzel bir şirkette çalışma istikrarım olsaydı belki lisans eğitimim bittikten sonra bambaşka kapılar açılırdı. ama ben her defasında bambaşka sektörlere girmeyi tercih ettim.

bu hikaye böyle gider. uzun lafın kısası tek bir işte başarılı olmak, isminin duyulması, parmakla gösterilmek varken hayatım boyunca her şeyden az az deneyimleyip hiçbir şeyin sonunu getiremedim. şu anda da farklı bir bölümün öğretmenliğini yapıyorum ve çok ayrı alanlarda yetkinliğim var. sanırım bu benim hayatımın özeti. ama can yakmaya başladı. keşke hayatımın merkezine koyabileceğim bir hobim ya da işim olsaydı diyorum. hayata geliş amacımı çözmeye çalışırdım en azından.
bilgi sonsuz boşluktur devamlı araştırılmayı hedefler hiçkimse bilginin son evresini bilemez çünkü gün geçtikçe yeni bilgiler ortaya çıkıyor

not:kardeşim yazı uzundu okumaya üşendim kusura bakma.
(bkz:jack of all trades but master of none)

bunun tam tersi noktasını da leonardo da vinci yaşamıştır.*