her şeyi bırakıp gitmek

mevcut sorumluluklardan kaçıp, sahip olunan haklardan feragat etme isteğidir. (g)üven, (ö)zveri ve (t)ecrübe ister.

bir miktar para gerektirir eğer yaşamaktan da vazgeçmiyorsanız.

eğer vazgeçtiyseniz de büyük cesaret ister.

herşey bir yana; gerçekten bu kadar kolay mıdır herşeyi bırakıp gitmek ? veya bunu istemek bile mükemmel bir şımarıklık mıdır tartışılır ama kesinlikle bunu düşünen insan hayata karşı her zaman yenik olacaktır - ta ki çocukluk etmeyi bırakıp hayat mücadelesi vermeye başlayana kadar-.

şunun şurasında 3 günlük dünya, onu
da arkanızda enkaz bırakmaya çalışarak geçirmeyin, aldığınız sorumluluklar kadar özgürsünüz.
en büyük hayalim ve en büyük korkumdur.
maddi birikimimi sağladığım vakit yapacağım ilk şey. :)
kendi adıma imkansızdır.
herkesin içten içe isteyip ama kimsenin yapamadığı eylemdir. hatta yapmaya cesaret bulamadığı
ve sıkılmışsan ait hissetmekten, yollar daima seninle olsun. peki aşık mısın bu kadar özgürlüğe?
“kaçmışsın,gitmişsin burdan...”
her şeyi bırakıp gitmek kimisine göre kolay olanı seçmek,kimisine göre de zor olanı seçmek olarak değerlendirilir. bana sorarsanız kolay olmayan bir eylemdir,zira bazen siz her seyi bırakıp gitseniz de her sey sizi birakmaz;seke seke geri dönersiniz.
arkaik kalıntıdır büyük büyük dedelerimizin göçlerinden kaynaklanır.
sürekli hayalini kurduğumuz ama gerçekleşme fırsatı elimize geçtiğinde bir türlü cesaret edemediğimiz şey. bir nevi içinde bulunduğun durumdan kaçmanın tek çaresi.
bu günlerde herkes gitmek istiyor
küçük bir sahil kasabasına
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey...
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
.
.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım.
.
.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma...
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
.
.
can yücel
ardında gırla sorunu bırakıp gidilmesi gerektiğini hatırlatan başlıktır.
bazı zamanlar bulunulan yerin daralması veya daraltılması gibi bir takım sebeblerininde olduğu aşikardır.
fakirlik ile ters orantısı olan bir olgudur. fakirsen çekip gidemezsin, kaçarsın olsa olsa.
canavar görünce gözlerini kapatan çocuk misali yarınlar yokmuşçasına gitmektir. peki o gidilen yerde hiç mi sorun olmayacak? hı hı, evvet canım, sen haklısın, evet.
ben gittim, açıkçası çanakkale'nin kıymetini bilemedim gittim. nerede miyim, cehennem soğuğunu yaşadığım ülkenin en doğu köşesinde.
pişman mıyım, hem de nasıl. şu an çanakkale'de olmak için neler yapardım.
size tavsiyem bi anlık hevesle, gazla, öfkeyle hareket edip çanakkale'yi terk etmeyin, siz gittiniz diye şehir eksilmiyor, arkadaşlarınız yokluğunuzu hiç ama hiç hissetmiyor. gitmeyin, kalın, savaşın. yarım saat yürüyüp yakamoz izleyebileceğiniz bir yeri benim yaptığım gibi bir anda terk etmeyin, kendinize yazık etmiş oluyorsunuz.
arada hemen herkesi alttan alttan dürten hissiyat. adnan çabuk'un sessizliği bozmadan isimli oto-biyografik kitabını getiriyor aklıma. 16 yaşımda okuduğumda çok etkilenmiştim. 70'lerde ülke yanarken her şeyi siktir edip otostopla önce avrupa, sonra asya maceraları. arada yapsam diyorum. siktir olup gitsem, 2 yıl arasalar. 5 yıl umut etseler, 10 yıla kabullenirler en kötü. otostop, resim, doğa. doğu avrupa ülkelerinde tarlalarda çalışırım paraya sıkışınca. köprü altında veya sahilde yatarım gece olduğunda da. gram koymaz. ama korkuyorum lan. yapabilecek olmak veya başıma gelebileceklerden değil.
plan hazır, doğru zamanı bekliyorum.
her insanın en az 20-30 kere düşündüğü ihtimaldir. bazı dönemler oldukça yoğun şekilde düşünülür. bazı kırgınlıklar, yaşanan olaylar, her şeyin üst üste gelmesi gibi durumlardan dolayı istek oldukça artmaktadır. bununla başa çıkmanın yolu yoktur. en kısa zamanda bulunduğunuz ortamdan uzaklaşmalı, şehir değişikliği falan yapmalısınız. sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmeli, onlarla geçirdiğiniz her dakikayı iyi değerlendirmelisiniz.
gitmeye kalksam nereye gideceğime karar veremeyim yine oturur kalırım kendi boşluğumda
çocukluğumdan beri hayalini kurduğum eylem. herhangi bir yere ya da topluluğa ait olamama, ait hissedememekten kaynaklı gitme hissiyatı anneannemi kaybetmekten korktuğum için gidemedim sonra meleğimi kaybettim gitmekten korktum.
biraz tecrübe kazandıktan ve cebimde yeterli miktarda para olduktan sonra hiç düşünmeden yapacağım ilk eylem.
hemen kurgulayalım, kendinizi hırsızlık hastalığına (!) yakalanmış bir insan olarak düşünün. girdiğiniz dükkanlarda, marketlerde yokluğunun farkedilmeyeceğini düşündüğünüz şeyleri çalıyorsunuz. bunu daha önceleri çok kez yapmış ve hiçbir sorunla karşılaşmamıştınız. her seferinde cebinize çantanıza attığınız şeylerle kapıdan çıkıp gidiyordunuz. ta ki o ana kadar, girdiğiniz bir dükkanda, daha öncede bir şeyler çaldığınız, ve fark edilmediğinizi düşündüğünüz o yerde. her neyse reyonlara yakınlaşıp bir kaç şey attınız ceketinizin iç cebine. daha sonra dolandınız reyon aralarında almak istediğiniz basit bir şeye elinizi atıp kasaya yöneldiniz. çok cüzi miktara sahip bir nesneyi satın alıp kapıya doğru gittiniz. o sesle irkilene kadar her şey yolunda gidiyordu.
hoooppp hemşerim nereye ?
kısaca ensenizden tutar alırlar oğlum, sorumluluklar kişiler kararlar sorunlar işler. ustalıkta hazırladığınız bütün planlar ayağınıza dolanır. çıkmaya çalıştığınız kapıdan sürüne sürüne geri dönersiniz, geride bir umutla sadece keyfi yaptığınız planlar cebinizde kalır.
her şeyden vazgeçme eşiğine gelindiğinin göstergesidir.
her şeyi bırakıp gitmekten kasıt eşya ve memeliler grubu ise boşuna olandır. dünyanın öbür ucuna da gitseniz geçmişiniz, saplantılarınız, beyniniz ve kalbiniz olduğu gibi sizinle gelecek. çok uzaklara gidince mutlu olacağını düşünmek bir yanılsamadan ibarettir.

gerçek mutluluğu ancak kendi içinizde çok uzaklara giderek bulabilirsiniz. nitekim mutluluk beyinde başlayıp beyinde biten bir hormondan ibarettir. (bkz:endorfin)
herkesin içinde olan ama korkudan harekete geçme imkanı olmayan, eğri oturup doğru konuşmak gerekirsede ülkemiz şartlarında yapması zor olan bi garip histir. yapan yok mu var hatta gaza gelmek uyumadan önce hayaller kurmak ama sabah kalkıp yıkık hayatına devam etmek isteyen varsa şuraya bir film bırakayım.

into the wild
İletişim - Kurallar