herhangi bir kalıba girmeyi reddetmek

radikal kesin net bir karardır .genel olarak olumlu olsada , bazen aşırı derece de kişilik sorgulattırır, hayatta ki yerimizi düşündürür.
doğru bi karardır. bir hikayeyle şu şekilde açıkayacağım, benzetmeyi yorumlamak size kalmış.

toplumu bir çiftliğe benzetirsek bu çiftlikte tavuklar için kümes, orman kuşları için kafesler, atlar için ahır, köpekler için klübe, inekler, kuzular vs vs için ağıllar yapılmıştır. ve hepsinin de görevi bellidir. mesela inekler yavru verir, sütü toplanır, zamanı gelince de mezbahada kesilir.

olaylar bu seyriyle ilerlerken; bu çiftliğe dışarıdan gelmiş ve çiftçilerin daha önce görmediği bir grup hayvan düşünelim, bu hayvanların da düşünüp konuşabilidiğini var sayalım. çiftçiler tartıştıktan sonra bu yeni hayvana kalmak için yeri ve yapmak için işi kendinin seçebileceğini söylüyorlar.

yeni hayvanlardan birisi ineklerin arasına girip inek gibi yaşamaya başlıyor, süt verebildiğini ama sağılmaya uygun olmadığını farkedince mutsuz oluyor ve diğer arakdaşlarına inek olmanın avantaj ve dez avantajlarından bahsediyor.

bir diğeri ahırda atlarla yaşamaya karar veriyor, koşabildiğini fakat yarışabilecek kapasitede olmadığını farkediyor, fakat başarısız da olsa aralarından ayrılmaya cesaret edemiyor çünkü o artık bir "at"

başka biri ise tavuklarla birlikte tüm gün kümeste oturmayı tercih etmesine karşın gözü sürekli uçabilen orman kuşlarında. onların arasına katılmaya yeltendiğinde ise orman kuşları ona artık bir tavuk olduğunu söyleyip onu reddediyorlar.

hiç karar vermemiş olan bir tanesi ise olan biteni seyrettikten sonra kendine kendi boyutlarına ve ihtiyaçlarına uygun bir yuva yapıp, becerebileceği işleri yapmaya karar veriyor. inek gibi süt veremeyip, kuş gibi uçamaz ve at gibi koşamazken, tüm hayvanları nasıl yöneteceğini bildiğini ve gerekirse çeşitli aletler tasarlayıp onlar gibi havada ve karada hızla gidebileceğini keşfediyor.

ve çiftçilerin başı da onun bu yeteneğine saygı duyup ömrünün sonuna kadar " kendi kararlarını verebilme hakkı" tanıyor.

yani uzun lafın kısası, sütünüz var diye inek, kanadınız var diye kuş olmak zorunda değilsiniz. tanımlanmış bir kalıba girmektense kendinizi tanımlayıp, kendi tanımınızı yaratın.
kendi içinde mantıksız olaydır. insanoğlu bilmediği her şeyi öğrenip kategorize eder, anlamadığı her şeyden korkar, dışlar. doğası budur. hiç bir kategoriye dahil değilim dediğinizde bile bir kategoriye dahil oluyorsunuz. her davranış kalıbı kategorileştirilebilmekte. karşı cinsten hoşlanıyorsanız, heteroseksüelsinizdir. hemcinslerinize ilgi duyuyorsanız, homoseksüel olursunuz. nefes alıyorsanız hayattasınızdır, almıyorsanız "öldü" kategorisine girersiniz. giyiminize dikkat etmiyorsanız salaş, fakir derler. ediyorsanız gösterişçi, şımarık zengin çocuğu, sığ derler. yol üstünde ki taşın varlığını reddetmeniz, o taşın oradan gideceği anlamına gelmiyor. çözüme değil probleme odaklanmak olarakta geçer bu.

sınıflandırmak bilişsel yetenekler arasında hayatta kalmak için önemli bir yere sahiptir. bir insan adınızı hikayenizi bilmeden yine de sizi bir kalıba sokacaktır çünkü insanoğlu bunu yapar, yaparız. bu doğal bir süreçtir.

öte yandan @tuli nickli yazarın özellikle son cümlesine harfiyen katılıyorum. kim olduğunuzu siz belirlersiniz, size verilen lakap, ünvan veya hangi sınıflandırmaya ait olduğunuz sadece karşınızda ki insanın algısına bağlıdır. sizin kendi algınız bu kategoriye etki edebileceği gibi siklemeyip kendi istekleriniz doğrultusunda hareket etmeniz kişisel özgürlük ve üretkenliğiniz açısından en mantıklı karardır.
ufukların ötesini görebilmektir, arşa çıkmaktır, kimlikler üstü olmaktır son olarak da mutsuz olmaktır.

(bkz:ignorance is bliss)
İletişim - Kurallar