insanların bir dine inanma zorunlulluğu

malesef günümüz türkiye'si ve dünyasının saçma bir iteklemesidir. bu konu hakkında çok düşündüm, zebur hariç, kıtab-ı mukaddes dahil olmak üzere bir çok farklı kalemden tercümeleriyle birlikte bir çok kutsal kitap okudum. hepsini tamamen bitirdiğimi söyersem yalan olur ama teizmi, ateizmi, deizmi, agnostisizm ve bunun gibi bir çok dine bakış açısı sunan felsefik kitapları da okuma fırsatı buldum. ve hala kafam çok karışık. yıllardır bir karar vermiş durumda değilim.

geçen sene bir arkadaşım sayesinde (zan altında kalabileceğinden görev yaptığı kurumu söyleyemiyorum) x camii'de müezzin olarak görev yapan bir beyefendi ile tanıştım. (x camii türkiye'nin büyük camiilerindendir bu arada) kendisi bir kaç tiyatro oyunu yazmış, tasavvuf müziği ile ilgilenen bir hafız ve hacıdır.
affına sığınarak ve saygısızlık etme amacı gütmediğimi söyleyerek ona şu soruyu sordum:

"x abi ben bu işi çok araştırdım, içimden artık bir inanç seçmek geliyor, fakat toplum baskısı veya gelenek görenekler yüzünden müslüman veya arkadaş ortamı etkisi yüzünden inançsız olmak hiç içimden gelmiyor , hala bir karar veremedim inanıp inanmama konusunda ve bu yüzden de iç huzura erişemiyorum bir türlü , nasıl çıkacağım bu işin içinden ?" dedim.

kendisinin cevabı ise çok akılcı ve memnun ediciydi ( aklıma geldikçe hala içten teşekkürlerimi sunuyorum kendisine ):

"tuli kardeşim ben bir islam elçisi olduğum kadar bir din adamıyım aynı zamanda. sana bu sorunun cevabını islami kimliğimi bir kenara bırakarak veriyorum sen de ona göre muhakeme et kendi içinde" dedi ve devam etti.

"semavi dinler'in hepsi önce hoşgörü içerir ki hoşgörü'nün anlamı en temel inancı bile sorgulayabilme özgürlüğüdür. için rahat olsun allah'ın varlığını sorgulamak veya başka ilahların mümkünlüğünü irdelemek eğer kötü niyetli değil isen seni günahkar yapmaz, şirk koşmuş olmazsın.

felsefi açıdan baktığında ise 'inanmak' karanlık çağlardan itibaren fetişizim ile başlar, modern çağlarda fütürizm ile devam eder, eğer semavi dinlerden birine inanmak istiyorsan bu ikisinin arasında kalmış bir senteze inanacağını bilmeni isterim. elbet bu inanç karanlık çağlarda olduğu kadar mistik, modern zamanlarda olduğu kadar ise akılcı olacaktır.

semavi dinler içinde ise insan doğasına en uygun olanı ve bozulmamış olanı islam'dır. fakat bunlarca yıl gerçeği hiç değişmeden ve bozulmadan muhafaza edilmiş olan islam kimi zaman yanlış yorumlanmaktadır. benim bir müslüman olarak görevim seni islam'a davet edip, islam'ın doğruluğu ve güzelliğinden bahsetmektir" dedi.

"bir islam elçisi olarak ise görevim sana bu kitabı doğru yorumlamak ve senin de doğru yorumlamana yardımcı olmaktır." dedi ve son olarak ekledi :

"şunu bilmeni isterim ki kardeşim peygamberimiz bile 40 yaşında müslüman olmuştur. eğer bir gün islam'ı tercih edersen bunun tez vakitte olmasından ise doğru vakitte olması çok daha hayırlıdır. fakat bunu bilip bunu suistimal etmeye çalışırsan o zaman günahkar da olursun, şirk işlemiş olursun. unutma ki tövbenin kabul edilip edilmeyeceğini yalnız yüce allah bilir."

uzun lafın kısası sevgili sözlük ille de bir dine inanmak zorunda değilsiniz körü körüne, yobazlığın hiç bir getirisi yok.

inandığınız din ile ilgili önce bilginiz, sonra fikriniz sonra da inancınız olsun. böylesi çok daha sağlıklı.
aslında böyle bir zorunluluk yok
İletişim - Kurallar