kendinizi boşlukta hissettiğiniz anlar

hep aklımda yer eden; otostop turlarımda çılgınca bir şeyler yaptıktan sonra "nerdeyim lan ben , napiyorum burada" diye hönkürdüğüm vakitler. o hissiyatı, zevki çok az şey veriyor.
sürekli bulunduğum ruh hali. aah zalim hayatt.
tam olarak içinde bulunduğum an.

çok değer verdiğiniz insanların sizi basitçe elinin tersiyle itmesi, özlem dolu olup kavuşamamanız, istediğiniz şeylere sahip olamamak ki öyle uçuk kaçık isteklerden de bahsetmiyorum. hani hepsi birleşir, kendinizi ot bile hissetmezsiniz ya. değersiz, paçavra gibisinizdir dünya üzerinde. ulan onlar insan da ben müsvedde miyim tribine girersiniz. işte tam olarak öyle.
hay derdime sokayım bendeki de dert mi dememe neden olan an
insan olmanın gerekliliğidir, herkeste az da olsa vardır. rahatsızlık derecesine geldiyse, sosyal hayatını etkilemeye başladıysa muhtemelen serotonin eksikliğindendir.
bence yanlış anlaşılmış durum. kendini boşlukta hissetmek değersiz hissetmek değildir. bir dertten kaynaklanmaz, iyi ya da kötü bir duygu değildir. kendini boşlukta hissetmek kişinin gözünde her şeyin değersizleşmesidir. her şeyin bir süreliğine amaçsızlaşmasıdır. eğer bu duygu çok sık tekrar ederse kalıcılaşmaya başlayabilir. bkz. nihilizm
sallanırken oluyor bu bende.

aferin lan tam sıçılmalık başlık açmışsın.
bu kadar düşünecek ne vardı bilmiyorum ama düştüğüm boşluklardan boşluk beğeneyim dedim...
kafamı doldurayım diye, durmadan tütün sardığım gecelerin birinde hem son zamanlarda yaşadığım olaylara sarıyorum hem de bu yetmez diye kime sarsam diye düşünüyorum. pek de severek içmediğim küba tütününü sardığım sigaramı yaktım, allaha sığındım çektim besmeleyi başladım stalk’a. sosyal medya hesaplarımı kapattığım için ilk başta erindim ama dedim kendine gel joplin... neyse girdik bizim çerkes’in profiline geziniyorum öyle... bir de ne göreyim vurdurmuş saçı üç numaraya, tatile gitmiş küba’ya. sigarayı daha hırslı içmeye başladım bu sefer, vay diyorum pis herif hani beraber gidiyorduk? zaten acım var bir de eski defterleri ne diye açtım diye kendime kızıyorum, o anki boşluk hissi ikinci sigaramı yakınca geldi... sana küba’nın yolları bana kokulu küba tütünü... hayret ettim şimdi, bu boşluk o histen ziyade boşluğa itilmenin ve boşluktan şikayet etmeyişimmiş...
tam olarak şuan.
yarın sabah ilk final sınavına gireceğim ve hala ders çalışmaya başlayamadım.
ne söylersem söyleyeyim, ne yaparsam yapayım, karşımdaki insanın kafasındaki kararı artık etkileyemeyeciğimi anladığım ama ona olan sevgimin son çırpınışlarının çabasıyla götü başı ayrı yerlerde cümleler kurduğum o an.
ben yeni taşındım sürekli boşluktayım
yoğun bakımın kapısında beklerken bir doktorun büyüklerden biriyle konuştuğu o büyüğün de “kalkın hazırlanın evimize gidicez cenazemiz var” dediği ama bir damla yaş dökmediği o an.