morg kapısında beklemek

dünyanın en anlamsız, en acı olayıdır. yakınını kaybeden arkadaşlar bu acıyı daha iyi anlayacaktır eminim. oturmuş morgun kapısında beklerken, çıkıp hem hava almak hem sigara içmek için dışarı çıktım. ulan dedim ulan hayat bu kadar işte. birbirimizi kırdığımız, nefretler beslerken kendimizi yorduğumuz, rütbe için birbirimizi aşağıya çektiğimiz hayat bu kadar işte. yapılan kariyerler, alınan evler, arabalar, banka hesapları kalıyor geride. birbimizi affetmediğimiz, senelerce küs kaldığımız siktiğimin hayatı bu kadar işte. beslersin artık nefretini ölü birine. neyse fazla kafa şişirmek istemiyorum sözlük. bugün taşşak modumda değil, yakınını kaybetmiş biri olarak depresif moddayım. hayat kısaymış, gerçekten kısa. birinden nefret etmek, onu affetmemek, sevdiğini söylememek için gerçekten kısa. tanıdık tanımadık sizi seviyorum. sizde birbirinizi sevin olur mu? iyi geceler sözlük.
bir o kadar acı olanı da “acaba bundan iki saat sonra da morg kapısında mı olacağım?” diye belirsizlikler içerisinde ameliyathane kapısında beklemektir diye düşünüyorum. umarım kimse aklından bu düşünceleri geçirmek zorunda kalmaz
İletişim - Kurallar