saygı

değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram. (bkz:türk dil kurumu)

tanımdan da anlaşılacağı gibi saygı, saygı duymak, kişinin veya inancın değeri ve uyandırdığı sevgi, sempati ile ilgilidir. nefret ettiğiniz, tiksindiğiniz bir şahısa ya da davranışa saygı duyamazsınız. bu nedenle "sevmiyorsan bile saygı duy" ya da "inanmıyorsan bile saygı duyacaksın" gibi söylemler saygının yanlış kullanılmasıdır. örneğin "inanmıyorsan bile saygı duyacaksın" cümlesinden anlaşılması gereken şey toplum kurallarına ve laiklik ilkesine saygı duymak, insan özgürlüğüne saygı duymaktır. dini inanca saygı duymak değildir. zira bir ateist dinleri zararlı bir uyuşturucu olarak görebilir, bir müslüman hristiyanlığı sapkın ve yalanlarla bezeli olarak tasvir edebilir. bu durumda dini inançlara saygıdan söz edilemez. kişiye ve kişinin haklarına duyulan bir saygıdan söz edilebilir ancak.
insanlarda pek az bulunan özellik
sözcüklere ve cümlelere süs olmamış eyleme dökülmesi gerekilen bir kavram. her nedense sadece cümlelerde süs olarak kalır.
yalnızca hak edene duyulur.
herkese saygı duyulması gerek diyen cümleden nefret ettiğim gibi sadece hak edene duyulması taraftarıyım
şu dönemde yada tüm zamanları kapsayacak olursa ihtiyaç duyduğumuz tek şey. en azından daha yaşanılabilir bir yaşam için gerekli olan diyelim.
müthiş bir tahammülsüzlük devri yaşıyoruz. gerek kadının kadına, erkeğin kadına, çocuğun çocuğa, çocuğun büyüklerine, büyüklerin ise küçüklerine... bu çoğaltılabilir genel olarak insanın insana. maalesef yoksun olduğumuz bir mevzu.

uzun vakitlerdir düşünüyorum, çok saygılı bir birey olduğum için veyahut bununla övünen biri olduğum için değil, küfürbaz bir pislik olarak yazıyorum. kendimi de görüyorum tabi. ama şu da var mesela saygı duyulmadığını hissedersin, o ortam senin bir birey olarak özgürlüğünü kısıtlayan ve baskı yemen'e sebep olan bir ortam olduğunda daha fazla orada kalmak ve sana bunu yapanlara saygı duymak istemezsin. bu bana çok normal geliyor, sürekli rencide edilmek ve varoluşunu sorgulatan insanlarla yaşamayı, onlara tahammül etmemeyi tercih edebilirsin. isyan edebilirsin ve belki de kavga edebilirsin. bunlar insani şeyler. kimse sonuçta taş değil.

ben böyle yazdım ama bu kavram aslında tekdüze bir şekilde tartışılacak bir mevzu değil bence. çünkü içinde saklı eylem ve kavramcıklar var. açmak gerekir üzerine düşünüp bağlantı kurulması gerekilir. benim aldığım kısım ise " bir insanın saygı duymasının/ duymamasının ortam, şartlar ve insanlara göre değişkenlik gösterebileceği".

" insani bir davranış olarak ' sana saygı duymayan birine, saygı duymak zorunda değilsin' gerçeği"
bana göre sevgiden ve güvenden önce oluşması gereken duygudur.hepsi zaten birbiriyle bağlantılıdır.biri eksik olunca diğerleri de domino taşı gibi yıkılır.
insanın temelini oluşturan en önmeli unsur