seyit onbaşı

seyit ali çabuk

18 mart 1915 tarihinde, rumeli mecidiye tabyası'nda ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. seyit onbaşı büyük bir güçle 215 okkalık (275 kilo) mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile ocean gemisi büyük bir yara almıştı.

ingilizler'in "ocean" savaş gemisini çanakkale boğazı'nın
sularına daha doğrusu tarihin derinliklerine gömdü.
atatürk ve seyit onbaşı balıkesir buluşması
seyit onbaşı, köyüne döndükten sonra, dağdan topladığı odunları satarak hayatını kazandı. odun kömürü yaptı, sattı. daha sonraki yıllarda yaşlanıp tomrukları derelerden çıkaracak takati kalmayınca havran’da bir zeytinyağı fabrikasında hamallık yaptı.
çanakkale’deki kahramanlığından hiç söz etmedi. kimse onun çanakkale kahramanı koca seyit olduğunu bilmedi.

taa ki, 9 şubat 1923 günü, mustafa kemal paşa’nın, edremit’e giderken uğradığı havran’da, kaymakam’a,
“burada çanakkale kahramanı seyit onbaşı olması lâzım; onu bana bulun” diye soracağı zamana kadar!..

mustafa kemal atatürk, edremit kaymakamı’na (o zamanlar havran, edremit kaymakamlığı’na bağlıydı), koca seyit’i tanıyıp tanımadıklarını sorar, tanımadıklarını anlayınca çok üzülür.

onu bana bulun, sizinle tanıştırmak istiyorum.yaptığınız, milletin kahramanlarına vefasızlıktır. kendisini tanıyın ki, bu topraklar üzerinde yaşamanın bir bedeli olduğunu bilesiniz” der.

kaymakam, hemen koca seyit’i buldurur. seyit’in üstü başı perişandır. kaymakam, kendisinin bir takım elbisesini giydirdikten sonra, koca seyit’i mustafa kemal paşa’ya çıkarır.

mustafa kemal atatürk, koca seyit’i görmekten çok memnun olmuştur. ancak, üzerindeki elbisenin kendisine ait olmadığını öğrenince, ona maaş bağlatmak ister.

koca seyit,
“paşam, geldiğini duyunca çok sevindim, beni aradığını duyunca dünyalar benim oldu. paşam, ben vücudumu devlete satmam, vatanım için ölürüm ama bu maaşı kabul edemem. ben ormandan kestiğim ağaçları satıp geçimimi sağlıyorum, bana engel olmasınlar yeter” der.

atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, seyit’e dokunulmasın diye.
ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, seyit’e pek rahat verilmez.
seyit ali onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
yaşlanmaya başlayınca zorlanır, havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
seyit ali çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.
köyündeki mezara gömülür.
ölümünün üzerinden yıllar geçtikten sonra, köyüne adı verilir ve köy, “seyit onbaşı köyü” adını alır. köy meydanında adına bir park yapılır.
hala doğruluğu tartışılan mermiyi kaldırıp kaldıramadığını, insanların iman gücüne inanamadığı olayın baş kahramanıdır
İletişim - Kurallar