telefonsuz dışarı çıkabilen insan

telefonsuz dışarıya çıkabilen insandır. kendisini çok içten tebrik ediyorum. lan ben tuvalete bile telefonsuz gidemiyorum. kimse aramıyor mu sizi? merak eden yok mu? cidden merak ediyorum.
şimdi eğri oturalım doğru konuşalım öyle bi insan yok, ama şunu bi' hayal edin;
yazın evinizden çıkmışsınız mega beach'e gidip arkadaşlarınızla yüzüceksiniz sohbet ediceksiniz ve sahilde emanet edicek bi yer olmadığı için telefonunuzu almıyorsunuz. sadece ne zman ve nerede olmanız gerektiği belli , 10 15 dk içinde arkadaşlar kendiliğinden toplanıyor muhabbetler ediliyor spor yapılıyor falan filan dereken ertesin gün yine aynı yine aynı devam ede ede ritüel haline geliyor ve bi' süre sonra telefonun aslında her zaman gerekli birşey olmadığını farkediyorsunuz. tüm yaz sahilde kitap okuyup güneşlenip muhabbet ettiniz ve bir story , snap vs vs atmadınız. ne kadar beklentisiz ve dingin bi hayat di mi ?
burada nesne sahipliği hipotezinden bahsedeyim size. bu hipoteze göre bir nesneye sahip olup olmamanın ön koşulu o nesneyi istediğiniz zaman elde edip istediğiniz zaman bırakabilmektir. yani sahip sahip olduğu nesneden vazgeçebildiği sürece sahiptir. şimdi sorarım size telefonlarınız mı sizin sahibiniz yoksa siz mi onların sahibisiniz? örnek olarak ben. telefonu almadan evden çıkarsam gün içinde ulaşmam gereken bir yere ulaşamam. arkadaşlarımı arayamam. önemli bir olay oldu mu yardım çağıramam. ancak eğer telefonumun aklı olsaydı ve beni bırakmak isteseydi istediği gibi bırakabilirdi. ben ona bağımlıyım o bana bağımlı değil o halde. şimdi asıl soruya gelelim. ben mi telefonumun sahibiyim yoksa telefonum mu benim sahibim?
dünyanın en rahat insanıdır.
telefonu %90 müzik dinlemek veya nette dolaşmak için kullanan ben ve benim gibi insanlardır. uzak bir yer harici yanımda taşımayı sevmem.
boxersız kot pantolon giyebilen kişidir
1 senedir tel yok rahatım
sülalesi rahat insan tipidir.
bi dönem yaz tatillerinde telefonu kapatıp poşete koyup günlerce doğanın ve ailemle olmanın tadını çıkartan biri olduğumdan bana çok da olağanüstü bir durum gibi gelmeyen olay
hayır yani arayan soran olmasa bile, bakkala dahi gitsem müzik dinlerim. dışarı telefonsuz çıkılır mı ?
canı istemediğinde telefonu açmayan insanla aynı kişidir, benimdir.

asosyal falan değilim. tam aksine sosyalliğin sebep olduğu bir durum bu. gün içinde susmayan telefon, art arda gelen mesajlar vs. bir süre sonra o telefonu bir yük olarak görmenizle sonuçlanır.

ama günümüzde o kadar garip bir olay olarak görülüyor ki, bazen okulda oturup sigara içerken ya da kordon'da yürürken denk gelinen arkadaşla şöyle bir diyalog içinde bulunabiliyorsunuz:

-root nerdesin sen, arıyorum arıyorum açmıyorsun?
-telefonumu yanıma almadım bugün. n'oldu ki?
-kızım başına bir şey geldi sandık, salak mısın sen?
-e buradayım, iyiyim işte görüyorsun, abartmayın. ne oldu, niye aradın?
-öylesine aradım ya napıyon diye...

"napıyon diye"

genelde aldığım cevap bu. yani demek istediğim şey, insanlar artık birbirlerini geçerken merak ettikleri için değil; aradıklarında telefonun diğer ucunda olacağınızdan emin olmak istediği için arıyorlar. günümüzde insanlar, telefonda saatlerce konuşmayı ya da whatsapp'te saatlerce mesajlaşmayı "sosyal olmak" ya da "sosyalleşmek" sanıyorlar. bu sıkıcı değil mi sizce de?

ben grup olarak ya da biriyle baş başa dışarı çıktığımda telefonumu yanıma almamaya çok dikkat ederim ki o insan ya da insanlarla daha güzel vakit geçirebileyim. ortamda arkadaşlardan biri telefonuna gömüldüğünde ya da bir mekana oturur oturmaz wi-fi şifresi istediğinde çok sinirlenir; etrafımda kim olursa olsun o kişiyi -samimiyetle orantılı olarak- itin götüne sokarım ki beraber geçireceğimiz vaktin kalitesi artsın. şimdiye kadar bunu yaptığım hâlde daha iyiye gitmeyen tek bir arkadaşlığım bile olmadı. buna bozulacak biri varsa o da siktirsin gitsin zaten. neyse sakinim. (bunu siz de deneyin ama siz de uygulayacaksanız deneyin.)

konuyu bağlamak gerekirse; hani çok şikayet ediyoruz ya instagram'daki bilimum çomü itiraf sayfalarından, hoşlandığımız insama açılamamaktan, bizden hoşlanan birinden bir türlü adım gelmemesinden... bunların aslında temel sorumlusu cep telefonlarımız. insanlar artık yeni biriyle tanışabilmek için, birinden hoşlandığını söyleyebilmek için, ne bileyim, birine çok güzel/yakışıklı olduğunu söyleyebilmek için, bir kadına/erkeğe üzerindeki giysinin ona çok yakıştığını (ben bunu çok yapıyorum :)) söyleyebilmek için; o kişiyle direkt bir sohbet başlatmak yerine; instagramdan stalklayıp, çomü itiraf'a itiraf(!) atıp vs. (özetle bir aracı vasıtasıyla) dönüt peşinde pusuya yatıyorlar. cep telefonları; bir erkeğin anadolu çomarına dönüşmesine ya da bir kızın kyk bursunun tamamını gratis'te harcamasına neden olan etkenlerin en üst sırasında.

insanlarla iletişim kurabilmek için cep telefonuna ihtiyacınız yok. bakın, hava çok güzel! dışarı çıkın ve bunu yanında cep telefonunuz olmadan yapın. telefonuyla ilgilenen insanların dışarıdan ne kadar iğrenç göründüğünü fark edeceksiniz.
iletişimin en güzelini yüzyüze yapabilen insandır.

telefon bağımlılığı ile ilgili eğlenceli bir bilgi:
avrupa'da gençler yeni bir telefon eğlencesi bulmuşlar.
bir araya gelip dışarı çıktıklarında herkes telefonunu masaya koyuyormuş ve telefonuna ilk dokunan bütün hesabı ödüyormuş. jkjkj
'garip bir mutluluktur, bağlamayın kendinizi böyle şeylere' diye giriş yaptı entrye dışarıda telefonu ile uğraşırken
yaşam ünitesini evde unutmuş insan.
ben tuvalete gidemiyorum onlar nasıl başarıyor anlamıyorum
hayran olduğum insan türüdür. 3 saniye işemeye gidiyorum onda bile yanıma alıyorum. açık öğretim sınavına giderken yanımızda taşıyamıyoruz ya, yemin ederim sınavdan erken çıktığımı bilirim evdeki telefonuma kavuşmak için. biliyorum "ay götüm, sanki ceo" diyeceksiniz çok da haklısınız ıfhjkwjjl telefon yanımda olmayınca sanki obama arayacak. ama bağımlılık işte naparsın