türk insanının sanattan anlamaması sorunsalı

hayatta en çok üzüldüğüm hadisedir.
üniversitelerde bile bu tip insanları görmek mümkündür
(bkz:çanakkaledeki sokak müzisyenleri sorunu)
özellikle bu başlığı paylaşmamın sebebi üniversitede eğitim alan bireyin düşünce fikir yapısının, sanat'a bakışının ve daha diğer pek çok özelliğinin dışarıda boş gezen insandan dahafarklı ve gelişmiş olması gerektiği kanaatindeyim
onlar anlamıyor değil, biz anlamıyoruz olarak nitelendirmemiz gereken sorunsal. aramızda yazar ve sanatçı evi'ni bilen var mı ondan bile emin değilim. utanıyorum söylemeye ama bir sanatçı olarak ben bile yerini dün öğrendim.
türk insanı olarak sınırlandırılmasının yanlış olduğunu düşündüğüm sorunsaldır.
sırbistanda, endonezyada, şilide yaşayan insanların büyük çoğunluğunun da sanattan anlamadığını düşünmekteyim çünkü sanat karın doyurmaz. ayrıca sanat için özgür bir ortam olmalıdır.
şimdi çıkıp zor şartlar altında parlamış ünlü sanatçıları sayabilirsiniz. lakin benim bahsetmek istediğim kişi bazında değil toplum bazındadır. her dönemde her yerde sanatla uğraşan bir güruh vardır ve olacaktır ama asıl nokta bunu topluma ne kadar aktarabildikleridir. ya toplum açlıktan ölecek durumda ya da devlet sansürü o kadar abartmıştır ki toplumun haberi bile olmaz. kısacası toplumun özgürlüğü ve refah seviyesi yüksek olmalıdır ki insanlar sanatı anlayabilsin ve kavrayabilsin.
küçük bir örnek vereyim sizlere. iyonyalıları tarih derslerinden hepimiz hatırlarız. izmir ve aydın çevresinde kurulmuş polis devletidir. liman kenti olması, ticarette önemli bir yere sahip olmasından kaynaklı orada olacak olsanız havada özgürlük kokusunu alabilirdiniz. homeros, heredot, pisagor, diyojen gibi birçok ünlü sima o toplumdan çıkmıştır.
orta çağ avrupasında ise coğrafi keşifler ile zenginleşen avrupa kıtası sanatta ve bilimde gelişerek rönesansı gerçekleştirmiştir.
sanat fakir toplumlar için belli bir zümreye tıkılıp kalmışken zengin toplumlarda genele yanılmıştır.
tabi canııııım biz kimiz ki sanattan anlayalım değil mi? yav hiç sanattan anlamıyorsunuz ehöhehöhe...
ayyyynen kardeşim ayynen. mesela dünyanın dört yanında konser veren fazıl say bizden değil mesela,amerikada sihirli flüt lakabıyla tanınan şefika kutluer bizden değil mesela, dünyanın en geniş repertuvarlı idil biret bizden değil mesela.. büyük ihtimal bu saydığım isimleri ilk kez duydun, ve burada türkler sanattan anlamıyor diyorsun. ayyynen kardeşim aaaayneeen.
ekmeğe aç olan toplum; sanata aç olmaz. o yüzden yadırgamıyorum. en azından
ekmeğe doyan insanlar sanatı, inceliği kavrasın. ne diyeyim...
sanatı anlayabilmek için sanatçı gerekiyor öncelikle. bu yüzden toplumumuz için zor bir süreç
ülkede sanatçı olup biryerlere gelenlerin de %90ı çomar sadece sesleri güzel veya resim yapma heykel yapma yetenekleri var ama gel gör ki iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar yaratıcılık sıfır bizim insanımız da bunu seviyor tekrar etmeyi yerinde saymayı naaapcan...
millet aç aç denilmiş. tokken de anlamıyorlardı. ülkenin yarısı sanatın çıplak heykelden ibaret olduğunu, diğer yarısı ise arabesk veya rep şarkı söyleyen, artı olarak çok güzel hareketler bunlar ve türevleri gibi saçççççma sapan gösterilerde oynayanların sanatçı olduğunu sanıyor.
tüm topluma hitap eden alanda popüler kültürün ve duygunun sanat olarak dayatılmasıyla bu hale gelmiş bir sorunsaldır. ağlak dizilere, ağlak arabeske hikayelere, sikko sikko pop müziğe ve bunları icra edenlere sanat ve sanatçı diye hitap edildiği için yozlaşmış bir ülke olduk. dayatılan hiçbirşeyi sorgulamamaktan ve dünyanın ne yaptığına hiç bakmamaktan oluyor her şey.
türk insanı kırsalda, işine yaramayan hayvanı bile evde beslemez. fakirlikle ilgili bir durum değil; evini beklediği için köpek besleyen hangi köylünün, güzel olduğu için papağan veya cins kedi beslediğini gördünüz. sanatı da işine yaradığı ölçüde uygular, gider halı deseni üretir, düğünde çalacak kadar türkü yakar, hatta onu yapana da "abdal" der, geçer. bana kalırsa pek estetikle ilgisi yoktur bizim toplumumuzun.