üniversite hayatının kazandırdıkları

ilerideki yaşantın için pek çok ders onun dışında hep gelip geçici şeyler
dost kazıklarını anlıyorsunuz,bazen sizden başka kimsenizin olmadığını,evi veya arabası olanların peşlerinde kızlar dolaşıp krallar gibi yaşarken sen yurdunun küçücük odasında gelecek kaygılarını düşünüyorsun,mesela bir kızdan hoşlanıyorsun ona açılıyorsun ama o reddediyor ileriki zamanlarda sen o kızı sürekli görüyorsun belkide yeni sevgilisiyle o reddedilişinden sonra özgüven kaybediyorsun neden bana bakmıyor diyorsun bazı arkadaşların bar bar gezerken sen yurdunda veya evinde oturmuş dersine çalışıyorsun içinden kendi kendine diyorsun ki "sen geziyorsun böyle ben ise ders çalışıyorum ilerde senden daha iyi yerlerde olucam"diyorsun ama onu bu düşünce belirlemiyor dünyanın en kıymetlı şeyi olan "zaman"belirliyor,bazen maddi zorluklarla nasıl başgeleceğini öğreniyorsun kısacası üniversite sana hayatı öğretiyor
yatmak yatağa bağımlı hasta gibi hiç kalkmadan yatabilmek, masanın kenarı ile soda açmak, alttan almayı öğrenmek, aç kalmak..
(bkz:çomü sözlük kuralları)

ilk entry tanım içermelidir.

lütfen tanım giriniz.
acıların güçlendirdiğini
iki yüzlü insanların çok iyi dost numarası yapabilmesi ve akabinde hala akıllanmamak
bir müddet sonra kimseye güvenmemeyi öğreniyorsun. ha çok güzel arkadaşlıklar katmıyor değil. iki senenin özeti bu şimdilik
10 lira ile 4 gün boyunca ösemde yemek yiyerek nasıl hayatta kalınacagini .
lise hayatım üniversite hayatı gibi geçtiği için çok bir şey katmayacağını düşünürdüm ama iki ay öncesine baktığımda bile çok şeyin değiştiğini, değiştirdiğini fark ettim. her tipten insanın olduğunu söylerdi çevremdekiler başlayana kadar, ben hep kötülere odaklanmıştım; nankör insanlar, riyakarlar, merhametsizler, yalancılar, kuyu kazanlar, dengesizler denk gelecek sanardım çok önyargı oluşturdum başlamadan, kendimi korumaya aldım. bu tipler bi yana dursun, koruma kalkanımı kibarca tıklatıp “merhaba!” diyen çok güzel kalbe sahip iki dost edindim. lise hayatındaki dostlar kalıcı derler hep, asıl kalıcı olan bu iki insan ve onun gibileriymiş, bunu kazandırdı, en büyüğü de bu sanırım.
insani ilişkilerde çok keskin uçlu olmamayı, çok net konuşmamak gerektiğini öğretti. bir çok tip insanla karşılaşıp, o insanların da penceresinden bakmayı öğretti. görüşlere saygı duymayı, kesin konuşmamayı, anı yaşamanın aslında kötü bir şey olmadığını, her söylenilene kulak asmamayı, çabalamayı, kendine “gerçekten” güvenmeyi ve en büyük dostumun da kendim olduğunu öğretti.
İletişim - Kurallar