unutulmayan garibanlık anıları

sevgilimle buluşacaktım ve lisedeyiz o zamanlar ve haliyle paramız yok ve adamlık sevgiliye para ödetmemeyi gerektirir ya o zaman ki kafaya göre. ilk gün için zar zor bir şeyler yapıp ucu ucuna yetecek para bulduk. ama ödüm kopuyor para yetmeyecek diye. bırakın o günü bütün ay için harcamam gereken parayı gözden çıkarmıştım ama o kadar az param vardı ki bildiğin işkenceydi. neyse ki öyle ya da böyle günü atlatmıştık. tam vedalaşırken "yarın da buluşalım mı?" sözü yankılandı kulaklarımda. ve doğal olarak hayır da diyemedim. sağolsun dayım cebindeki tüm parasını bana vermişti 2. günü de geçirmiştik. şimdi durumları toparladık ettik, iş güç sahibiyiz fena sayılmayacak da kazanıyoruz. işte o yaşanılan zamanlar şimdi kazanılan paranın ve yaşanılan günlerin değerini belirliyormuş onu çok iyi anladım.
neredeyse her hafta sonu buluşup yemek yediğimiz bir arkadaş grubumuz vardı. bi hafta sonu tam tamına sıfır liram kalmıştı. evde arama tarama yaptım ve bütün 25 kuruşları topladım. en pahalı yere gideceğimiz tuttu. arkadaş ısmarladı. cebimde 2.5 lira ile eve döndüm. o günü unutamıyorum
arkadaş grubu olarak diğer arkadaşlara uyup sınav haftasının ortası bütün paramızla bir daha mı gelcez dünyaya deyip deyip içmişiz bir dansöz oynatmadığımız falan kalmış sanırsın hangover filmini yeniden çekiyoruz. öff ne sınavı abi ya nidaları yükseliyo masadan öyle leş haldeyiz. 1 kişinin inadı yüzünden sınava da gidilcek o kafayla sorulara bakcakmışız diyemiyosun ki sen önce kusmuğunu temizle falan. kusa kusa sınav saatini bekleyip evde kimseden 1 lira bile oynamayınca sınava otostopla gitmek zorunda kalmıştık.
10 yaşımdayken dönüş parası bulamayınca ailecek samandıra'dan ortadağ'a yürüdüğümüz zaman. kardeşlerimin hepsi küçüktü ama kimse gıkını çıkarıp niye otobüse binmiyoruz dememişti. o zamanlardan her şeyin farkındaydık demek ki.
okula girmek için kırtasiyeden öğrenci belgesi yazdıramamıştım çünkü cebimde 10 kuruş yoktu. hard but good times
garibanlık değil de, çılgınlık isterseniz;

(bkz:bursa'dan yalova'ya yürümek)
hayatta her zaman iniş anı vardır. eğlencesi de orada. hız trenindeki gibi böyle iniş anında kalbin yerinden çıkacak gibi olur ama sıkıntı yok. dibe vurup yukarı çıkarsın. her zaman. bazen dipte çok kalabilirsin. bazen de tepede çok kalabilirsin. çok da takılmamak lazım garibanlık anlarına.
lisede adana'nın o aralar sadece belli tip liselilerin bildiği 1 mekan var bademlik diye. biz takılırken hapçısından cepçisine 1000 türlü tip de takılırdı orada. biz de kafamızı güzel yapıp ard arda 80.000.000 sigara yakardık. bitince de sinyal. 1 ara sinyale çıkmaya takatimiz yok, tepe falan çıkmamız lazım çünkü. yerde bolca olan arap çarşaflarını ve bitmiş sigaraları toplayıp diplerinde kalan tütünü sarıp içmiştik. 1-2 yıl böyle gitti bu
lisedeyken gerizekalı bir arkadaşım vardı ki bu sadece bir gerizekalilikla sınırlı değildi. neyseğ benim bir şekilde para biriktirmem gerekiyordu ve bir hafta boyunca okula 0 tl ve geceden hazırladığım bir seylerle gidiyordum. bu arkadaşım da bana özenip para biriktirmeye başlamış ve o da 0 tl ile gelmiş. ( para biriktirmeye ihtiyacı bile yoktu aptalin) o gün de o gece hazırladığım yiyecekleri canatama koymayı unutmuşum. ve açlıktan öleceğiz, utancimizdan kimseye de söyleyemiyoruz. en acınası olay ise koridor da dolaşırken arkadaşımın ben dayanamıyorum diyip pencere kenarındaki açılmış keki yemesiydi.

oysa ki ihtiyacın yok ki kızım gidip yesene hfjcjdjxd
universite de her yılım digerine göre daha zorlayıcı geçer oldu. bu sene evde yiyecek hicbir sey olmadığı için (yağ seker makarna vs dahil), bulgur kaynattim yedim. ustune birde sigara alacak para da olmadigi icin kuru çayı kağıda sarıp bir kac gün içtim. gecen sene de ust uste tam 26 gün makarna yemistim. ılk hafta ketçap mayonez salça bitmisti sonra sadece tuzlayıp yemeye devam etmistim :(