utancınızından yerin dibine girdiğiniz an

herkesin içinde aniden gelen hapşırmanın sonucunda ortaya çıkan kimyasalı ne oluyor diye bakan gözler arasında saklama girişimi
dilek özçelik’in kanser ilaçlarının temini için dönem bakanlarından erdoğan bayraktar’dan yardım istediğinde bakanın başından savarcasına bir tavırla, sadaka verir gibi cebinden bir deste para çıkarıp vermesiyle dilek’in kendisine verilen parayı “dilenci değilim" diyerek geri çevirdiği an.
kendisini 1 ay önce kaybettik.
(bkz:başkasının yerine utanmak)
bundan bir bilemedin bir iki yıl önce,bahar ayları. o zamanlar sigarayı bıraktım ama ağzımdan duman çıkmasını özlüyorum. ben de nargileye sardım,ama öyle böyle değil her gün gidiyorum 15-20 lira veriyorum tek başıma nargile içiyorum,50-60 yaşında dayılarla kanka olup tavla atıyorum falan. nargile kafelerin müdavimiyim anlayacağınız...

gel zaman git zaman yakın bir arkadaşım var,onu da sardırdım nargileye beraber gidiyoruz çekeleyip evlere dağılıyoruz. o aralarda bilenler bilir kıyıportta ottoman diye bir mekan var oraya sarmışım her gün ordayız,garsonlar patron falan bizi görünce selam veriyor hal hatır soruyor oldu.

neyse bir akşam gene arkadaşımla sözleştik ottomana gideceğiz,o zaman da şehir dışında olan babam eve gelmiş. ama ben de nargileye gidicem ya babamı ekme peşindeyim. peder bey kordonda demlenmiş,kafa bi milyon.. beraber otobüse bindik,dedim ki ben arkadaşla buluşucam falan,ben de gelicem dedi. gelme ikimiz olacağız desem bu sefer sen benden çekiniyorsun olacak,baba kızlar var şimdi olmaz falan diye gelmemesi için bahaneler üretiyorum. en son kız arkadaş yalanını da kızlar beni sever diyerek savuşturdu,ve beraber gitmek zorunda kaldık.

mekana girişimiz on numara,patron babamla geldiğimi görünce ayağa kalktı abi hoşgeldiniz falan ama ben nasıl kasılıyorum :d bize locayı verdiler,nargileler geldi babam içkisini aldı falan. orada da çalışan bir kız vardı(hala orada çalışıyor) ben de ona bakıyorum,o zamanlar işe yeni girmiş yeni bir yüz tabi. saat ilerledi,mekan boşaldı. ben de garsonun çok güzel olduğunu söyledim. babamın küçükken oğluna çikolata alan baba duygusu kabarmış olsa gerek,bir şeyler yapma ihtiyacı hissetti. tamam dedi,bende karışma sen.

ben pek ciddiye almadım tabiki. aradan on dakika geçti,kız bizim yanımızdaki masayı siliyor. babam kıza seslendi,diyaloğu aynen yazıyorum;

baba: sen niye hiç bizim masaya gelmiyorsun :)
kız: niye geleyim ki?!
baba: e oğlum seni çok beğendi ama,arada buraya uğra ;)
ben: ....
kız: ....
ben: kusura bakmayın babam burayı pavyon sandı herhalde(espirili bir şekilde toparlamaya çalışırken üstüne tüy dikmek)
kız: ?!?!
arkadaşım: (cringe) + (facepalm)
baba: (yavşak gülüş emojisi)
İletişim - Kurallar