utangaçlığı yenmenin yolu

pek çok insan hayatın bir noktasında utangaçlığı tecrübe eder, ancak bazıları için utangaçlık kişisel ve profesyonel hedeflerin bile önüne geçebilen ciddi bir rahatsızlıktır.

utangaç insanlar diğerlerine yakın olmak isterler ancak eleştirilmekten ve reddedilmekten korktukları için sosyal ortamlardan uzak dururlar. sonunda genellikle izole edilir ve yalnız hissederler; bu da onların depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıklar geliştirmelerine neden olur. kimi zaman da utangaçlıklarını alkol ve uyuşturucuyla atmaya çalışırlar, bu da bağımlılık ihtimalini artırır.

araştırmalar gösteriyor ki, utangaçlığı devam ettiren ve pekiştiren şey bir kısır döngüden başkası değil. utangaç insanlar bir ortama girmek istediklerinde olumsuz değerlendirilmekten aşırı korkarlar, daha sonra bu durumdan kaçarlar ki bu da rahatlamalarını sağlar. ancak bu durum çoğunlukla utanma ve kendini suçlamaya sebep olur.

bu duygularla baş etmek için negatif duygular diğerlerine yönelik öfke ve suçlamaya dönüşebilir; diğer insanlar düşüncesiz olarak değerlendirilebilirler, bu da muhtemel buluşma ve karşılaşmalardan kaçmalarına neden olur. sosyal yeteneklerin zamanla geliştiği göz önüne alındığında, utangaçlığın da zamanla şekillenmesi şaşırtıcı değil. ancak utangaçlıktan kurtulmak imkansız da değil beyler devamı gelecek
kendine kaybedicek hiçbir şeyinin olmadığını tekrarla, defalarca.
biraz alkol biraz ego birazda zaten ölücez lan
yanlış yöntemler izlendiğinde daha büyük sıkıntılara yol açabilir. utangaçlıktan kaçmanın en yaygın yolu umursamamaktır. ilk başta umursamıyor gibi yapmaktır hatta, ki bu kişiyi rol yapmak konusunda geliştirir ama konumuz bu değil. diyelim ki ahmet utangaç bir arkadaşımız ve fadime'den hoşlanıyor. gidip onunla konuşmayı geçtim yüzüne bile bakamıyor, utanıp sıkılıyor, çekingenliği ağır basıyor. ahmet'in aklına bir fikir geliyor, "nolcak ki" diyor, "çok da önemli sanki, sikimde değil, olsa da olur olmasa da olur" ve gidip cool olmaya çalışarak konuşuyor, ama fadime onun kendine güvensizliğini sezip yüz vermiyor. ahmet planının ne kadar harika olduğunu düşünüp gülümseyerek uzaklaşıyor, nasıl olsa umrumda değildi diye. hayat devam ediyor, ahmet dışardan bakıldığında artık daha özgüvenli duruyor. hatta bikaç kişiyle çıkmış. "eee, sorun ne, işte ne güzel düzeldi" diyorsunuz değil mi? demeyin. ahmet fadime'den gerçekten hoşlanmıştı ve bunun önemsiz bir şey olduğuna, umursanacak bir şey olmadığına kendisini inandırmıştı. ahmet artık sevginin önemli bir şey olduğunu düşünmüyordu. üstelik önemsiz gördüğü tek şey sevgi değildi. ailesiyle sorun yaşadığında da çözümü umursamamakta bulmuştu. üniversite sınavına girerken de korkusunu umursamayarak yenmişti. karşısına ne zaman korkulacak bir şey çıksa bunun o kadar da önemli bir şey olmadığına kendisini inandırmıştı ve artık hayatında önemli hiçbir şey kalmamıştı. arkadaşlıklarının içi boş, ailesinden kopuk, işini sevmiyor, ve hiçkimseyi hayatını paylaşacak kadar çok sevemiyor, katlanamıyordu. ahmet artık ağır bir depresyondaydı. depresyon onu üzüp ağlattıkça ahmet bundan kurtulmak isteyecektir. tahmin edin nasıl bir çözüm bulacaktır. tahmin edebildiniz mi? evet, hayatın da önemsiz olduğuna kendisini inandıracak ve nihayetinde intiharı düşünmeye başlayacak. üstelik onu bu fikrinden caydıracak kimsesi de olmayacak. etrafında kimse olmadığından değil, kimseye sözünü dinleyecek kadar itibar etmediği için. oysa ahmet sadece korkularını yenmenin bir yolunu bulmak istemişti ama onun bilmediği, kimsenin de ona söylemediği bir şey vardı. acılar ve korkular hayatın bir parçasıydı ve bir insandan bunları alırsanız onu insan yapan dengeyi de bozmuş olursunuz. sonuçta acı olmadan mutluluk, mutluluk olmadan acı olmaz. bu yüzden ahmet gibi birilerini tanıyorsanız ve ona tavsiyede bulunacaksanız ona sevginin/çalışmanın/okumanın, her neyin peşindeyse, ne kadar güzel bir şey olduğunu ve bir kere yaşadığı bu hayatta korkularının bu güzel şeyleri yaşamasına engel olmaması gerektiğini söyleyin. onu cesaretlendirin ama istediği şeyin önemsiz olduğuna ikna etmeyin. sevdiği birinden ayrılmış birisini tanıyorsanız bırakın acısını yaşasın. onu acıdan kaçırmayın. ne kadar ağlarsa o kadar gülecektir çünkü. asıl düşmanı acıyı hissetmek değil, hiçbir şey hissetmemektir çünkü.

bir dost.
utanacak şey yapmamaktır. basit ama etkilidir.
İletişim - Kurallar