i.want.you.can

Durum: 123 - 123 - 3 - 0 - 08.11.2019 02:58

Puan: 649 -

3 hafta önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 5

değişmeyen tek şey

tüm plastik terlikler ıslaktır. uzak dururum.

kıza ev atmak

ve güçlü heavy cavalier'larımla kızın önce maden işçisine yumuldum, monk'la kendime çevirdikten sonra kızın topçu kulelerinde biraz vakit geçirdim ve daha fazla direnemedi, town centre' ı artık benim olmuştu..

vay arkadaş.

yazarların nicklerinin anlam ve önemi

istersem, yaparsın.

1990'da çıkan torsion modelinin sloganı "i want i can"di. kendime adapte ettim çünkü sevgiye dayalı olmayan ilişkilerde ihtiyaç hissettiğim saniyede, yani uzlaşma son bulduğu anda baskıyla iş görebilen, zorlayıcı ve gücünü kullanmaktan çekinmeyen bir adamım. birinden birşey yapmasını istersem, yapar.

şahit olmak istenilen tarihi olay

son zamanlarda sıklıkla kullandığınız cümle

zımni bir durum yaratmak isteniyor gibi...

sütyen kopçasını açamayan erkekler

önde olabilir, arkada olabilir, tırnaklı olabilir, birbirine geçmeli olabilir, hiç olmayıp tshirt gibi giyiliyor olabilir, aşırı pahalı olup size emanet edilmiyor olabilir, çıktıktan sonra görülen manzara neticesinde "elim kırılsaydı da hiç çıkartmasaydım" denilebilir. sütyen burokrasisindense yeşil pasaport kuyruğunu tercih ederim.

cem garipoğlu

tam ölmemiş de, "bizim için öldü" durumuna getirilip, bir yerlere götürülmüş olduğu söylenir.

skopetzlik

kendi kendine hadımla ilgili şu detayı verebilirim. kişi "inceldiği yerden kopsun" demeye cesaret edemiyorsa "arkadaşı" iple boğmak hala keşişler arasında uygulanan bir yöntemdir. bir de zeytinyağı dolu dev bir fıçıda "eriyip, kaybolup gitmesini beklemek" biçiminde özetlenebilecek, inzivayı da kapsayan alternatif bir yöntem vardır ki, bu mezhebin kurulduğu dönemlerde ve bizans'ta sıklıkla tercih ediliyordu.

mutluluk veren basit şeyler

kendine güzel bir yemek yapmak, harika bir film açıp afiyetle yemek. bonus: o gün cuma akşamıdır.

kyk bursunun 550 tl olması

öğrenciler açısından hibe olarak görülen bir ödeme kalemine yapılan %10'luk zamdır.

kadınlardan soğuma sebepleri

kadınlardan soğunmaz... kadınlar süperdir, kadınlar efsanedir. kadınlar bizim çiçek isimleri, çok satan parfüm adları, ipek eşarplar, pahalı iççamaşırları ve bütün fındıklı çikolataların nerede satıldığını öğrenmemizin sebebidir. varlıkları; çok para kazanma, gümüş veya beyaz altın kol düğmeleri takma ve saçımızı evde kesmek yerine berbere gitmemizin ardındaki gerekçedir.

ama tek bir kadından soğuyabiliriz. o da bizden soğuyabilir. nedeni de genellikle basittir. çünkü erkekler bir ilişkiye başlarken kadının değişmeyeceği, kadın bir ilişkiye başlarken nasılsa erkeği kendisine göre şekillendirebileceği öngörüsü ile başlar. ve akıllı bir adam "next" der.

öğrenildiğinde hüzünlendiren şeyler

çocukluğunuzdaki bir kurban bayramı sabahında, bir sürü baharatla pişirilen, lezzetli ve iltifat edilerek tabağınıza konulan ve şu anda ağzınızın içinde çiğnemekte olduğunuz beyaz et parçasının, dün akşam başını okşadığınız koçun testisleri olduğu gerçeği.

uzak durulması gereken kadın modeli

1. eşya ve özellikle telefon/mail kurcalayanlar. bunlar hayata karşı güvensizdir, geçmişlerinde aile içi ciddi sorunlar vardır ve asla güvenemezler. aranız bozulduğunda bu arama tarama işlerini, aleyhinizde delil bulma amacıyla yaparlar.
2. her gün mutlaka annesini arayan, kıçında pire uçsa anlatanlar. daha tehlikelisi ise, sizinle alakalı herşeyi anlatanlar. burada annenin domine edici etkisi olabilir. "kızımın hakları, kızımın parası, kızımın arabası" adı altında kızından kendisi nemalanmak istiyor olabilir. birebir aynısı erkeklerde de vardır.
3. ilgili görünmesine aldanıp ilgi göstermenizin ardından kimyası bozulanlar, garip havalara girenler. yani orta anadolu kezoları.
4. intikam merakları. her kavgada, önceki kavgaların tamamını temcit pilavı gibi gündeme getirenler.
5. ayrılmayı bilmeyenler. stalker'lar. bunların birinci maddedekilerden farkı, güvenememe problemi değil, özgüven eksikliğidir.
6. aile bireylerinize saygı duymayan, onları istemeyen, en sevmediğiniz en uzak akrabanız dahi olsa, onun dedikodusunu yapanlar. burada amaç, en zayıf halkadan başlayarak fiili durum yaratmaktır. salak teyze kızınızın dedikodusunu yaptığınız eşiniz ya da uzatmalı sevgiliniz 2 yıl sonra kavganın ortasında anneniz için "o kadınla görüşmeyeceksin" der.
7. babasının piremsesleri, kariyer meraklıları. her iki grup da, 25 yaşına gelip bir yumurta kırmayı bilmezler, çünkü onlar kıymetlidir, nazlı yetişmiştir. buradaki sorun ev işi bilip bilmemesinin çok ötesinde, sürekli olarak arkalarını toplayacak birilerine ihtiyaç duyuyor olmalarıdır. işlerinde başarılı olmak isterler ve deli gibi çalışırlar. buna karşın; ev ve ilişki sorumlulukları minimum düzeydedir çünkü iş yerinde herkes ne kadar başarılı, güzel ve akıllı olduklarını görüp kendilerini alkışlayabilir; ama eve geldiğinizde sizi güleryüzle karşılıyor diye kimse onları pohpohlamaz. dertleri puan toplamaktır. babasının piremsesleri için örnek grup doktorlar, kariyer meraklıları için bankacılar.
8. evlilik meraklıları. emrivaki bir "senden bahsettim, annim seninle tanışmak istiyor" varsa, geçmiş olsun. alt yanı bir talebe de olsanız kimse askerlik durumu, yaş, iş, birikim, tip gibi şeylere takılmaz, siz artık "damat"sınız. tanıştığımızın ilk haftası perde bakanı gördü bu gözler.
9. yaralılar. "yaralarım var, sen iyileştireceksin beni". çünkü alnımda enayi yazıyor. bir herifle 6 sene ilişki yaşa, akla hayale gelen herşeyi dene, adam tamamdır artık diyerek pasaportunu eline versin, durulacak bir liman ara, enayi olarak da beni seç. karakteristik huyları: ilişkinin o ilk saniyesinde geçmişle ilgili anılarını tüm çıplaklığıyla paylaşan son derece rahat hatun, düzgün bir karakter olduğunuzu anladığı anda mazbut bir hale bürünür, size sorumluluklar yükler, sarılmaya kalksanız "sen beni ne sanıyorsun" der, evin ampulü patlasa "kocişini" çağırır. paket halinde gelirler, mutlaka samimi bir arkadaşları size enişte çekmektedir.
10. bilinçli tüketiciler. iki ay boyunca sıfır tartışma yaşadığınız, sabah günaydın mesajları attığınız kız, nedenine anlam veremediğiniz bir kavga sonucunda sizi engelleyip, 15 gün-2 ay arası bir süre sonra geri dönüyorsa, "denemeden almam" demiş, birini denemiş, "enişteniz" ile vaziyeti oturtamamış, sizi ne kadar sevdiğini anlayıp geri dönmüştür. "küçük bir flörttü, aşkım söz bir daha aynı hatayı yapmıycam" diyorsa, 1 ay içerisinde tekrar yapacağını müjdeleyebilirim. genel özellikleri, her ilişkilerinde sayaç sıfırlarlar. yani sonuncudan önceki, her büyüklükteki tüm ilişkileri "senden önce ufak tefek bir iki flörtüm oldu, ciddi birşey değildi" şeklinde özetlenir.

bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler

aile bireylerine, yanında çalışan kızlara falan yan gözle bakması. bu iğrenç birşey, yardımcıma asılan eski ev sahibimi bizzat rezil ettim.

abraham maslow

doktora tezimde ihtiyaçlar hiyerarşisini kullandım. allah rahmet eylesin 3/4 sayfamı doldurdu.

sevgiliden puan ya da puanlarla ayrılmak

transfer sezonunda takviye yapmak gerekir.

kyk borçlarının silinmesi için 4 kanun teklifi verilmesi

bence ödeyenlere adaletsizlik olur ve bundan sonra da af beklentisiyle kimse ödemez.

soren kierkegaard

* "herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun?" sözü meşhurdur.

* etik ve dinin bağdaşamayacağına inanır.

* tanrı'yı nesnel olarak kavrayamayacağı için inanmak zorunda hisseder.

* hegel'in insanı, sisterm içerisinde bir parça olarak gören bakış açısını eleştirir ve insanı birey olarak tanımlar.

böyle de severiz işte, kendisini...

jack daniels vs chivas regal

viskiden anlayan biri ikisinin de malt viski gibi bir kaliteyi temsil etmediğini, karma viskiler olduğunu bilir. o veya öbürü, karışık mı, karışık... nokta. konu sadece aroma meselesidir.

çomü sözlük yazarlarının hayata bakış açıları

kararlıysan güçlüsündür.

öğrenci işleri

bir üst modeli, askerdeki uzman çavuşa denk gelen, tek işi hayatı zorlaştırmak olan insan grubu.

1984

modern dünya düzeninin bu romandan tek farkı, sistemin bizi, elimize verdiği oyuncaklarla köleleştirmesi oldu. elimize kredi kartı verdi, ekonomik bağımsızlığımızı aldı, cep telefonu verdi, hem özel hayatımızı hem de ulaşılamama özgürlüğümüzü aldı, hatta güzellik algısı verdi ve kendimizi sevemez hale geldik. ve biz, isyan etmek yerine son model cep telefonu için kart limitimizi yükseltiyoruz . belki orwell bunu da öngördü ama, bu kadarına da inanmazlar, komik duruma düşerim diye, zorlamadı... çünkü bunu yazsaydı, "siz zorla köleleştirilecek kadar da aklınız yok; sizi bir de, üstüne para alarak, yalvarta yalvarta köle haline getirecekler" demiş olurdu ki, bunun yüzüne söylenmesinden kimse hoşlanmaz.

üzümlü kek

200 derecelik bir fırında yarım saat takılıp, yanıbaşında şekil değiştirip başka bir forma dönüşen hamura aldırmadan aynı kalır, pişmez... beni gıcık eder...

kaldır ki, tek başına sıradan ve sıkıcıdır. yanına fındık, incir parçaları, kakao falan girdiğinde, var olduğu bütünün içinde güzel durabilir.

intihar edecek olsaydınız bu hangi yolla olurdu

aslında yaşlanan veya hasar gören hücrelerimiz her gün, tereddüt etmeden otofaj adı altında intihar ediyor ve ne toplum, ne din, ne de bizzat kendileri, bu intihardan dolayı onlara sorumluluk yüklemiyor. mesela midemiz 2 ay içerisinde bütünüyle yenileniyor, yani değişmeyen tek bir hücre kalmıyor ve ölen milyarlarca hücre olduğunda adı "yenilenme", tek bir insan olduğunda ise "cehennemlik" oluyor. insanın kısmen yaptığı birşeyden sorumlu olmayıp, bütünüyle yaptığı bir eylemde affedilmez sayılması ise, ayrı bir çelişki bana göre.

aynı şey cinayet için de geçerli... kendi mikro toplumuna zararlı olduğunu düşünen kimi hücreler, diğer bir gruba saldırıp öldürüyor ve adı savunma mekanizması yani bağışıklık. biz ise, parmak kadar çocuğa tecavüz edip öldüren pisliğin yaşam hakkını düşünüp, bir de iyi hal indirimi veriyoruz.

yani, yöntemin çok bir önemi olduğunu sanmıyorum; belki de önemli olan yalnızca, verilen kararın bilinç düzeyidir.

türkiye'de iyi öğretmen yetişmeme sebepleri

türkiye'de okuyan ve 200-300 farklı bölümden mezun olan lisans mezunları arasında başka hiçbir kesim yok ki, devlet memurluğunu kendisine hak olarak görsün, atanmadı diye intihar şovuna kalksın, ve hatta cidden intihar etsin, "ben nasıl iş bulacağım" diye ortalığı birbirine katsın.

öğretmenlerin "garantili iş" dışında mesleklerine dair akıllarına gelen tek birşey varsa o da, "yarım günüm boş, evde çocuk büyütürüm, yazı tatil-kışı tatil"dir.. idealizm, kendini geliştirme, topluma fayda sağlama gibi şeylere kendilerini o kadar kapamışlar ki; "maaşının dörtte birini verelim, direkt evde otur" desek, bence okullarda bir tane öğretmen kalmaz. dörtte bir, çok iddialı konuşuyorum..

tabii sistemin de hatası yok değil...
1. aynı işi yapan ücretli, sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler farklı maaş alıyor, ki başka hiçbir kamu hizmetinde böyle bir durum yok.
2. öğrenci veya veli öğretmeni şikayet ettiği anda, öğretmen haklı veya haksız olsun ceza alıyor, tersi ise geçerli değil. öğrenci sınıfta öğretmenin anasına da sövse, onu sınıfta oturtmak zorunda, çünkü ondan sorumlu.
3. sınıfta bırakma diye bir durum yok, çocuk sınıfta kalacak kadar zayıf getirecek dahi olsa, müdür akşamın bir vakti telefon açıp, "okul başarı ortalamasını düşürüyor" diye, öğrenci geçirmesini istiyor. fiziksel olarak şartlar eskisinden daha iyi, ama öğrenci-öğretmen-idareci açısından durum içler acısı.
4. idareciler belli bir kesime yakın olmadan asla o göreve gelemiyor veya görevde kalamıyor. kalmak için de, öğretmeni ezmekten çekinmiyor.

%5-10 istisna öğretmen olabilir, işine cidden sahip çıkan ama kime sorsak "ben o istisnayım" diyecek.. hayır, gerçekten %5-10...
  • /
  • 5

çomü akademisyen eleştiri&dedikodu

rahatça göte gelebileceğiniz bi başlık...daha önce sedat laçinerin eşi hakkında yazılanlar için silinme talebi gelmişti..

atıp tuttuğunuz bi hocamızın şikayeti sebebiyle ıp adresinizi açık ettiğim günleri iple çekiyorum...

yazarların nicklerinin anlam ve önemi

sümerler de yeraltı tanrıçası , acıların kadını...

uzak durulması gereken kadın modeli

flort donemlerinde asik oluyorum ayaklarina yatiyorsa uzak durun canlarim. devam ederseniz eger yok evin muslugu bozuldu yok ampul takilacak yok bulasik makinesi calismiyor usta gelecek ayagina sizi surekli eve cagirirlar yakanizdan dusmezler.
sevgili olabileceginizi once kendilerine sonra size inandirmaya calisirlar. isler planladiklari gibi gitmeyince yaaaa gozumde buyutmusum tarzi soylemlerde bulunurlar.

bugunku uzak durulmasi gerekilen kadinlar dersim bu kadar. haftaya dersinize calisip gelin.

çomü sözlük yazarlarının hayata bakış açıları

dişin keserken içicen yiyicen sikin kalkarken sikip geçicen

kyk bursunun 550 tl olması

adam olana çok bile olan bi zam

uzak durulması gereken kadın modeli

yar ben belanın ta kendisiyem

soren kierkegaard

tanımam etmem ama bol aforizmalı yarak kürek anlaşılması güç ideolojiler benimsediğine göre uzak durulması gereken vasat şahıs.

on yıl sonraki kendine mektup

umarım evlenmemişsindir de gezip tozup özgürlüğün tadını çıkarıyorsundur.
eğer evlendiysen umarım mutlusundur gerizekalı.

üniversitede geri dönüşü olmayan hatalar

yatmak, yan gelip yatmak, hiçbir şey yapmadan yatmak

üniversitede geri dönüşü olmayan hatalar

böyle güzel bi şehir ve üniversitede kendini sonsuz geliştirebilecekken 4 yıl boyunca yalnızca koca aramak, boş boş gezinmek, parayı içkiye yatırmak

Toplam entry sayısı: 123

sanat sanat için mi toplum için mi

bana kalırsa ne sanat, ne de toplum içindir; sanat bireyin bizzat kendisi içindir. toplum ve "eğer sanatçı, eserinde yeni bir çığır açıyorsa" sanat dahi, bu eserin sadece bir parçasıdır.

guernica, kendi dalında daha önce var olmayan birşeyi ortaya koymuş mudur, koymuştur. öyleyse sanat da, toplum da picasso'yu yalnızca anlamaya çalışabilir.

dövme

aylardır yaptırmayı düşündüğüm bir figür var aslında. cesaret meselesi değil de, usta bir sanatçı arıyorum. abartı olmadığı sürece dövmenin seksi durduğunu düşünüyorum.

düğün

kafanızda mantıklı bir para ayırın, biraz elinizi bol tutun, ıvır zıvır için de ekstra para koyun; işte, bundan daha çok para harcayacağınız eylem.

çünkü siz, arabanın üstündeki çiçeği size sokacak çiçekçiyi, otoparkçıyı, salondaki garsonları, mahallenin çocuklarını hesap etmiş olabilirsiniz; ama kız tarafının "adettendir" saçmalıklarının geleceği uç noktayı henüz bilmiyorsunuz.

libidosu yüksek kadın

insanı ürkütebilecek seviyede bir örneğine bir kez şahit olduğum kadın. bir süre sonra iş, "ben yapmasam bu şimdi gider yapacak birini bulur" diye kıskançlıktan, istemeye istemeye yapar hale geliyorsunuz. herşeyin fazlası cidden zarar.

üzümlü kek

200 derecelik bir fırında yarım saat takılıp, yanıbaşında şekil değiştirip başka bir forma dönüşen hamura aldırmadan aynı kalır, pişmez... beni gıcık eder...

kaldır ki, tek başına sıradan ve sıkıcıdır. yanına fındık, incir parçaları, kakao falan girdiğinde, var olduğu bütünün içinde güzel durabilir.

çok uykun varken sebepsizce sabahlamak

önemli olayların öncesinde, bir tür parapsikolojik yetenekten dolayı mı, bilemiyorum ama; sabaha kadar otururum. ne yaparsam yapayım, uyuyamam.

sanat sanat için mi toplum için mi

bana kalırsa ne sanat, ne de toplum içindir; sanat bireyin bizzat kendisi içindir. toplum ve "eğer sanatçı, eserinde yeni bir çığır açıyorsa" sanat dahi, bu eserin sadece bir parçasıdır.

guernica, kendi dalında daha önce var olmayan birşeyi ortaya koymuş mudur, koymuştur. öyleyse sanat da, toplum da picasso'yu yalnızca anlamaya çalışabilir.

yatak dışında bi yerde uyuyabilen insan

fakir ya da köylü değilim ama çok fazla seyahat ediyorum. 15 saat araba kullandıktan sonra yatırılmış ön koltuk beşik gibi geliyor.

türk insanının sanattan anlamaması sorunsalı

türk insanı kırsalda, işine yaramayan hayvanı bile evde beslemez. fakirlikle ilgili bir durum değil; evini beklediği için köpek besleyen hangi köylünün, güzel olduğu için papağan veya cins kedi beslediğini gördünüz. sanatı da işine yaradığı ölçüde uygular, gider halı deseni üretir, düğünde çalacak kadar türkü yakar, hatta onu yapana da "abdal" der, geçer. bana kalırsa pek estetikle ilgisi yoktur bizim toplumumuzun.

artı oy

bir saat içerisinde verilebilme kotası olduğunu az önce ögrendigim beğeni ifadesi. ya kime ne, kimi beğenip beğenmediğim. zaten saniye kotası var.

libidosu yüksek kadın

insanı ürkütebilecek seviyede bir örneğine bir kez şahit olduğum kadın. bir süre sonra iş, "ben yapmasam bu şimdi gider yapacak birini bulur" diye kıskançlıktan, istemeye istemeye yapar hale geliyorsunuz. herşeyin fazlası cidden zarar.
Henüz takip eden biri yok.