mace

Durum: 104 - 0 - 0 - 0 - 23.04.2018 05:00

Puan: 1728 -

2 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

#çomünist
  • /
  • 5

ekonomimizin kötüye gittiği gerçeği

durumun ehemmiyeti açısından küçük bir bilgi vermek isterim ki dünya altın rezerveleri biliyorsunuz ki 3 ülke de saklanıyor. bunlar hem bir ipotek olarak hemde bir nakit akışı olarak ülkelerin güvence adı altında ödedikleri bir bedel. buna karşılık şuan bizim altınla rezervinin neredeyse yüzde 70-80' i olan 400 ton ve artı 50 ton 2 parti şeklinde ingiltere de olduğunu biliyor musunuz? aynen o gemileri bize vermeyen ingiltere. oç ingiltere. sevgilinizin yanında ki sarışın yelloz olan ingiltere ya da yine sevgilinizin yanında ki spor hocası. durum ne kadar vahim artık siz tahmin edin. ekonomi bu kadar kötüye giderken bize verilen borcun karşılığı olarak yakında o altınların emanet durumu sona erecek. biz ne halt yiyeceğiz onu düşünür dururum. o kadar meme başlığı olmasına rağmen hem de. neyse lafı çok uzatmadan küçük bir şey daha diyim. altın rezervi saklanan ülkeler; fransa, ingiltere ve abd. (amaçları insanların paralarını altına dönüştürmek istemesi o yüzden bu kadar elde avuçta altın biriktirmeye çalışıyorlar.)

20 dal sigaranın az olması

bu yüzden 2 paketle gezdiğim ve cebimde para bırakmayan durumdur. derdime az gelen tek paketin tekel tarafından düzenlenmesini ve dolar kuruna bağlanmasını istediğim bir olaydır. en azından sevineceğimiz bir şey olmasını temenni edip hayata geçirilmesini iple çekiyorum.

kordonda bağırarak gülen kızlar

benim için sadece en yakın torbacının nerede olduğunu sorgulatan nidadan ileri gidemiyor. o kadar sesli gülünebilir gayet doğaldır fakat işin desibel kısmını sokakta ki setli arabalar gibi arttırmak nedir? anlamlandırmış değilim.
hele ki guruplu bir yürüyüş takımına denk geldiyseniz emin olun protokol yürüyüşü yapan bando ekibi gibidir. hazır olun ve kulaklarınızı tıkayın. zira şebnem ferah' ın detone halini duyabilirsiniz.

negatif arkadaş

ağır bir iş yüküdür. yaşam enerjinizi alır. kanser gibidir. soru sorarsınız öyle olumsuz bir cümle kurar ki keşke şuan başıma taşlar yağsaydı dersiniz. öneri sunarsınız aptal aptal bakar. şunu yapalım dersiniz mal gibi suratına bakar. konuşmaya mecali yokmuş tavırları vardır. cümlenin sonunu getirmez ha getirmeye çalıştı diyelim ki mutlaka ''oflar-puflar''. iş bitirmez. kısacası öyle akılsızdır ki sadece iq düşürür ve kendini bir bok zanneder.

meclise sunulan yeni üniversite tasarısı

yasa tasarısı kapsamında 10 büyük üniversite bölünecek.
bölüneceklere ek olarak "3'ü devlet, 2'si vakıf" olmak üzere 5 de yeni üniversite kurulacak.

bölünecek üniversiteler;

-gazi üniversitesi’nden hacı bayram veli üniversitesi
-istanbul üniversitesi’nden ıbn-i sina üniversitesi
-inönü üniversitesi’nden turgut özal üniversitesi
-karadeniz üniversitesi’nden trabzon üniversitesi
-selçuk üniversitesi’nden konya üniversitesi
-dumlupınar üniversitesi’nden kütahya üniversitesi
-sakarya üniversitesi’nden uygulamalı bilimler üniversitesi
-erciyes üniversitesi’nden kayseri üniversitesi
-mersin üniversitesi’nden tarsus üniversitesi
-sütçü imam üniversitesi’nden istiklal üniversitesi


yeni açılacak olan vakıf ve devlet üniversitesi;

-gaziantep bilim ve teknoloji üniversitesi
-samsun üniversitesi
-sivas bilim ve teknoloji üniversitesi
-istanbul tuna üniversitesi (vakıf)
-izmir tınaz tepe üniversitesi (vakıf)

aşk her şeyi affeder mi

aşk, her şeyi affeder de peki aşık olan insan affeder mi ona sormak lazım. aşkın yükü ağır, yolu uzun ve meşakkatli. yareni ne derecededir?

aşık mıdır yoksa sadece aşk mıdır?

onlar ki çözüm bulamamıştır bu aşkın meşkine ne denir ki bu kadar zahmete. yıllar açıklayamamış aşkı ben nasıl sığdırayım bu sözlüğe.

aşık, bence aşık olduğunu değil aşkı affeder. o yüzden aşk affeder.

winamp

yıllarımın vazgeçilmez oynatıcısı idi. baya şeyler yapmıştım. hatta radyo bile sunmuşluğum vardır o winamp boyutundan büyük işler başarıyor. tabii sonra başlığı görünce radyo görmüş gibi olsam da yine en derinlerde ve ilkim hep winamp kalacak.


nullsoft yazma diye bir efsane vardı hala işe yarıyor mu bilmiyorum.

yazarların ilk aşık olduğu yaş

galiba şuan (26) oluyor gibiyim. hatta olmuşta olabilirim. olabilir gibi hissediyorum ama bu hissi nasıl bilebilirim. sadece hislenmişte olabilirim ya da boşluktan faydalanmış olabilirim. kısacası aşık olmuş olabilirim, olmaya da bilirim. bilemedim.
(bkz:boş yapmak)

blind id

varlığını çoğu zamandır koruyan ve yeni keşfedilen bazılarınızın adını ilk duyduğu bir telefon uygulaması.
programın işleyişi tamamen 40 saniyelik konuşma üzerine ve anonim olarak sohbet etmek adına kullanılan yeni insanlarla tanışmak amaçlı (tabii ki burası türkiye yemezler) sesli görüşme sağlayan bir aplikasyon.

görüşme sona erdiğinde, çift taraflı konuşma beğen butonu ile ödüllendirilirse aynı kullanıcı ile tekrar karşılaşıldığında süre 60, 80 saniye diye ilerliyor.

yaklaşık bir yıldır ara ara kullanıp sabaha kadar gırgır yaptığımız bir kanser türüdür.
bağımlılık yapabilir. (bkz:çomüsözlük spotu)

uygulamayı kullanmaya başlarsanız hoşlanmadığınız biri denk gelirse "yemek yiyorum kardeşim" diyip sıvışabilirsiniz kolay taktikleri de yok değil.

vizelerden sonra yüklenmesi şiddetle tavsiye edilir.

gereksiz tüketim

ve sözlükte lotus eşliğinde başka bir aristo çıkar, yürür gider..

gerekli olanı bile ayırt edemediğimiz bu yüzdendir ki gereksiz şeyleri bilmediğimiz, çocuklara mirasın sadece maddiyat ve varlık olarak tanımlandığı ve insanların %80' ne bu misyon yüklendiği tüketim boyutunun dünyayı erittiği bir kırımdır.

yakında telefon bile yapmaya element bulamayacakları zaman gelecek o yüzden her şeyin başı bence de su.

eq testi

120 kusursuz yazıyor da inanmamayı seçiyorum.

estetik açlığı

aklımıza bu başlığı okur okumaz "meme" ya da "kalça" ya yapılan estetikten bahsetmeyeceğimi şuraya bir kondurayım.

ülkemizde ya da yeni kurulan şehirlerimizde insanlık olarak şu betonu ne kadar çok sevdik aklım almıyor. taş üstüne taş koyulan eski evlere bakıp oysa ki mimari açlığımızı giderebilen bir sürü yazı dizisi okudum.
günlük hayatta balkonlu sıradan binalar, düzgün olmayan kaldırımlar tam yerleştirilmemiş düzen adeta içine içine yıkılıyor gibi gelmiyor mu size?
başka ülkede medeniyetin sokakta koktuğu ve onlarda neden böyle demediniz mi hiç?
sermaye yatırmak ve yapılan binalarda kar amacı gütmek zaten rezilliğin başlangıcı oluyor şehirlerimizde.
gereken güzel özeni kaç bin yıl sonra göstereceğiz acaba?

google' ın başlattığı bir uygulamada maket yaptığınız ev size profilleri hazır şekilde geliyor ve siz kendiniz kuruyorsunuz. aynı oyuncak yapıştırır gibi. pekala gayet amaca hizmet eden ve konforlu yapılar şeklinde dizayn edilebiliyor.

acaba bu kadar üniversite eğitimi alıp greenpeace, tema kovalayıp bu kadar da beton aşığı olmamız, dünyayı parsel parsel taşlaştırmamız ne kadar doğru sizce?
kendimi gece gece yatağımda uzanmış bu bina acaba ne kadar güvenli diye sorgularken buluyorum.
her saniye bir riskle yaşayıp tepemize düşecek tonlarca ağırlığın hesabını yapacak kadar deli değilim tabi ki. yine de insan endişeleniyor sonuçta başımıza taş yağacak hikayesini yavaş yavaş gerçekleştiriyor.

sorgulanması gereken bir sürü konu ve detay var. mesela neden yüksek deprem riski taşıyan şehirlerimizde bu kadar dikkatsiz davranıyoruz.
çanakkale'de yapıların çoğunun 30 yaşından büyük olduğunu fark etmiş olmalısınız. demircioğlu cad. sırasında olan çoğu evlerin balkonları adeta yer çekimi ile savaş halinde yenildi yenilecekler. sadece deprem riski değil kopması an meselesi gibi durmuyorlar mı?
estetik kısmı pas geçiyorum adeta işin güvenlik boyutunda bile ağır zaiyat verebiliriz.

elinizde imkan ve araştırma için zaman varsa bir düşünün biz nerde ve nasıl yaşamalıyız?
nasıl bir evimiz olmalı?

eğitimin bu konuda ki destek süreci bile betona dayalı adeta piyasayı yöneten bir akıma kapılmış gibi. estetiklik lüks vasıfta duruyor. oysa ihtiyacımız olan şey bize hitap eden yeterli donanımda bir kaç parça güvenli ve başımıza yıkılmayacak malzemelerden oluşmuş ev.

şartların bize dayattığı ve bahtsız yüzyılımızın kurbanı olduğumuz bu zamanda yeni oluşumda biraz payınız olmasını istediğim için bu yazıyı yazma gereksinimi hissettim.

hayatınızın çoğu aktivitesini bu yapılarda yaşadığınız, koşturmacada pek farkında olmadığınız bu güzel günlerinizi huzurlu, estetik ve güvenli evleri tercih ederek geçirmeniz dileğiyle...

üstteki yazarın bölümünü tahmin etmek

çocuk gelişimi olabilir mi acaba ?

faladdin

bir telefon uygulamasıdır.

bu aralar sık popüler hatta kitlelerin storysini ele geçiren cinsten kanser edecek derece ilgi çekmiş (bkz:apk)' dir.

fal göndermeden güne başlamayan arkadaşlarım var bizzat tanıyorum. arkadaşımın geçen gün ki isyanı ''3 hafta içinde biriyle tanışıp aşık olacağını'' söyleyen fal üzerine idi.
o kadar kaptırmış ki fıldır fıldır her yerde onu arıyordu. öyle bir şey olmayacağını ikna etmemiz 1 haftamızı aldı.

sana teşekkür ediyoruz faladdin.

''bir insanı tanımak için ya alışveriş etmeli, ya yola gitmeli.'' atasözünün bir yerine faladdin' de eklenmeli.

ötenazi

düşünsene;
ülkemizde vuku bulsa borcun var kardeşim der ertelerler ya da ötenazi ve yurt dışı yasağı gelirdi herhalde.

intihar edecek olsaydınız bu hangi yolla olurdu

üniversiteyi kazanarak.

1 nisan

fransa kökenli bir kralın ''mart'' ayında ki yılbaşını ''ocak'' ayına alması üzerine başlamış bir vesvesedir.

karar fazla duyulmadığı için duyanlar kararı protesto ettiler.

1 nisanda da kutlamalar yapıp eğlendiler. diğerleri ise onlara nisan aptalları adını verince kıyamet orada kopuyor üstüne de hediyeler dağıtılınca tüy dikme niyetine şakanın dozunu arttırıp bir de üstüne olmayan bir sürü gereksiz haber türettiler.

yıllar sonra da günümüz yılbaşı tarihini kabullenince de gavur milleti kültürüne sahip çıkıp bu 1 nisanı kutlamaya devam ediyor.

dilden dile evrimleşerek günümüz 1 nisanı oluşturmasının kökeni buradandır.

hadi geçmiş olsun.

alınamayan kondom

alınamayan kondomun en acısı "ella" ertesi gün hapıyla ödenir. bir anlık gaflet kötü sonuçlar doğurur. o yüzden 7/24 açık condom büfeler kurulsun. içimiz kan ağlamasın. bu hayat bizi daha fazla yormasın.

deadpool

marvel'in en sağlam karakterleri arasında bence bir numara en azından okuduğum çizgi romanlardan gözümde canlandırdığım bu. sinemada pek yerini bulmasa da eğlenceli, yeri geldi mi komik bazen yeri gelmese de komik. beni güldüren çizgi roman karakterini sinema da görmek çok güzel. marvel'in genel huyu 3 filmle anlatması her karakteri tabii istisnası da var.
(bkz: yenilmezler - avengers)
bilim kurgu, fantastik hikayeler seven biri olarak bu tür yazıların kaliteli prodüksiyonlarla film olması efsane haz almamı sağlıyor.
gönül isterdi ki türk yapımı bir çizgi romanın günümüz şartlarına ve teknolojisine uygun kalitede filminin çekilmesi ama (bkz:gazman) dan başka hafızamda kalan bir karakter yok ya da ben pek izleyemedim. bilmiyorum.

tolgshow

karşılıklı laf atışması şeklinde ilerleyen, arkada don atlet oturmuş bir yönetmen olduğuna inandığım kişi tarafından yönlendirilen tabi ki rtüğün yettiği kadar mizah yapılan her hafta reklamına bağlı olarak ünlülerin konuk olduğu talkshow çakması tv programı.


tolga sahenye çıkar.
+arkadaşım
+gerizekalı mısın ?
-sensin gerizekalı ?
hahaha hihihi

yönetmen ve tolga uber çağırır ve eve gider.

sahne kapanır.

kendinize yaptığınız en büyük kötülük

sözlük yazarlarının nefret ettiği huyları

uykumun bir türlü düzene girememesi beni bertaraf ediyor. çok yorgun olup 12 de uyusam 4 saat sonra gözlerimi kurbağa misali açıyorum. saat fark etmiyor yorgun günümde en fazla 5 saat dış dünyadan kopabiliyorum. yapıştı gitmiyor huyumu eşekler kovalasın.

rakı masasında sohbet edilmek istenen ünlüler

müslüm gürses ve nurettin rençber ile içtim ama göynüm (bkz:sıla) hasreti çekiyor.

mutluluk veren basit şeyler

düzenli uyuyabildiğim günler

vartolu

  • /
  • 5

23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı

çocukların tacize,şiddete maruz kalmadıkları,ait oldukları yerlerin parklar,bahçeler,okul olduğunun anlaşıldığı,şu yaşta evlenebilir gibi iğrenç cümleler ve rezil zihniyetlerden uzak oldukları,atamızın onlara bıraktığı bayramı coşkuyla yaşayabildikleri günlere

silmarillion

tolkien'in mükemmel eseri. müzikten yaratılan bir dünya... arkadaşımın "yüzüklerin efendisi"ni çok sevdiğimi öğrendikten sonra önerdiği kitaptır. bi nevi ortadünya ansiklopedisidir. dünyanın yaratılışından güç yüzüklerine kadar onlarca öykü anlatılır. epic ve fantastik ögeler hiç bi kitapta bu kadar zevk vermemişti bana. yalnızca bir elf olan fingolfin'in dünyanın yaratılışında büyük payı olan melkor'a karşı bir restleşmesi vardır ki of. en sevdiğim bölüm ise "beren ve luthien'e dair"dir. dahası, yakında dünyanın en çok bütçesi ayrılan dizisi olarak çıkacağı için ve hakettiği değeri dizisinde de alacağını düşündüğüm için mutluyum.

durduk yere adamın amına koyan şarkılar

mihriban diyip konuyu kilitlerim

github

yazılımcı ağı.

yazdığınız projelerin kodlarını dünyanın diğer ucundaki insanlarla paylaşmanıza (web üzerinde beraber kod yazabilmenize), projenin gelişimine ve bunun işlenebilmesine olanak sağlayan; kod yazmada usta kişilerin bir araya geldiğinde müthiş işler başardığı, açık kaynak destekçisi bir platform.

https://github.com/

beyaz tişört içine siyah sütyen giymek

memeleri büyük biri ise çok normal olaydır. memeleri var kızın kullanıyor, dilediği gibi sergiliyor. en doğal hakkı. kimse bok atmasın. ama aksini düşünmek istemiyorum 75ler saçmasapan triplere girmesin ya neyin havasını yapmaya çalışıyon sen ten rengiyle devam et.

ses mühendisliği

hayalim olan,dört yıllık okulumu bitirdiğimde yüksek lisans olarak okuyacağım bölüm.

dikkat: aşırı derecede ineklik içerir.(bkz:nerd)

peki, nedir bu ses mühendisliği?
öncelikle bahsedeceğim bazı terimler var bunları kısaca belirteyim;

mix: bir parça içinde bulunan tüm elementlerin yerli yerine oturtulması,düzenlenmesi. örneğin bir parçada davul çok yüksek olursa bu dinleyiciyi rahatsız eder değil mi? parçadaki tüm unsurların doğru seviyede, doğru yerde, doğru şekilde gelmesini sağladığımız evreye mixing işlemi deniyor. aşağıya bir before/after bırakıyorum.



mastering: mix işlemi bittikten sonra, parça kanallarından arınır ve bir bütün haline gelir. bu parçanın başta ses seviyesi olmak üzere bazı ince ayarları bu aşamada düzenlenir. örnek olarak bir playlist hazırladınız, farklı şarkılar var. a parçası çaldı, ondan sonra b parçası gürültülü bir şekilde girdi ve sizi rahatsız etti. işte mastering başta bunu önlüyor. şarkıların ses seviyeleri dengeleniyor, bazı frekanslarda ufak traşlamalar(shelving) yapılıyor. aşağıya masteringle bir before/after bırakıyorum.


akustik: ses sadece kaynaktan çıktığı şekilde duyulmaz. aynı zamanda bulunduğu ortama göre de şekillenir. kaynaktan çıkan ses etraftaki cisimler tarafından soğurulur veya yansır. örnek olarak büyük bir salonda sesimizin çınlamasını(reverb) veya dağda bağırdığımızda kısa bir gecikmeden sonra kendi sesimizi tekrar duymamızı(delay/echo) verebiliriz. performans veya kayıt gerçekleştirilecek ortamlarda en az ses kaynağı kadar ortamın uyumluluğu da önemlidir. ortamın sese verdiği tepkiye akustik denir. aşağıya bir ortamın akustik düzenlemesi ile ilgili bir before/after bırakıyorum.


geri gelelim, nedir bu ses mühendisliği?
her bilgisayarın ardında bir bilgisayar mühendisi vardır değil mi? veya her inşaatın bir mühendisi?
hah, işte beşeri şekilde oluşturulan her sesin arkasında da bir ses mühendisi var arkadaşlar. filmlerdeki efektler, filmin müzikleri, araba kornaları, dublajlar, müzikler, performans/konser salonları, oyunlar, konserler aklınıza gelebilecek her şey.

hani sinema salonunda film izlerken ekranın sağından biri ateş ediyor da gerçekten sağdan ateş etmişler gibi sağ ağırlıklı bir ses geliyor ya, işte o bir mühendislik.

veya fps oyunlarında ses kasanlar, 360 derece duyabiliyor rakibinizin hangi taraftan geldiğini anlayabiliyorsunuz.(stereo panorama/stereo imaging) işte bu bir mühendislik.

ses mühendisliği kendi içerisinde yukarıda bahsettiğim terimlerden başlayarak;
kayıt mühendisi
mix mühendisi
mastering mühendisi
akustik mühendisi
film/dublaj/oyun sesleri mühendisi gibi alt dallara ayrılır.
bunu hogwartstaki gryffindor, slytherin muhabbeti gibi düşünebilirsiniz. hepsi aynı çarkın dişleri. beşeri olan her ses, bir ses mühendisi olmadan endüstri standartlarına erişemez. titreşimler halindeki bir çöplüktür.


tonmaisterlık ile arasında başta maaş olmak üzere çok fark bulunmaktadır. tonmaister sadece sahada görev yaparken ses mühendisi şarkının prodüksiyon aşamasında da yer alır.

türkiye'de hem tonmaister hem de ses mühendisliği eğitimi alabileceğiniz kurumlar bulunmaktadır.

4 yıllık müzik teknolojileri bölümünü bitirdiğinizde diplomalı bir tonmaister olursunuz. ünvanınız da ses teknisyenidir.

ayrıca itü miam(müzik ileri araştırmalar merkezi) bünyesinde iki yıllık bir yüksek lisans programı olarak bulunmaktadır.

türkiye'deki ünlü ses mühendisleri arasında alen konakoğlu,ilter kalkancı gibi isimler bulunmaktadır.

fuckbuddy

birbirlerini tüm kusurlarıyla kabul eden ve hiçbir fedakarlık beklemeyen en iyi iki arkadaş örneği

babet çorabı giyen erkek

nasıl rahat ediyorsa öyle yapar ama lütfen kendine yapsın en azından bize geldiğinde cıkarsın babetini.

kârmı kalacak dünyanın yanına

yoksa gerçekten hak mı ettik olup bitenleri.

yapıldığında haz veren küçük şeyler

hayal kurmak
istediğin gibi at koştur

Toplam entry sayısı: 104

beşiktaş

estetik açlığı

aklımıza bu başlığı okur okumaz "meme" ya da "kalça" ya yapılan estetikten bahsetmeyeceğimi şuraya bir kondurayım.

ülkemizde ya da yeni kurulan şehirlerimizde insanlık olarak şu betonu ne kadar çok sevdik aklım almıyor. taş üstüne taş koyulan eski evlere bakıp oysa ki mimari açlığımızı giderebilen bir sürü yazı dizisi okudum.
günlük hayatta balkonlu sıradan binalar, düzgün olmayan kaldırımlar tam yerleştirilmemiş düzen adeta içine içine yıkılıyor gibi gelmiyor mu size?
başka ülkede medeniyetin sokakta koktuğu ve onlarda neden böyle demediniz mi hiç?
sermaye yatırmak ve yapılan binalarda kar amacı gütmek zaten rezilliğin başlangıcı oluyor şehirlerimizde.
gereken güzel özeni kaç bin yıl sonra göstereceğiz acaba?

google' ın başlattığı bir uygulamada maket yaptığınız ev size profilleri hazır şekilde geliyor ve siz kendiniz kuruyorsunuz. aynı oyuncak yapıştırır gibi. pekala gayet amaca hizmet eden ve konforlu yapılar şeklinde dizayn edilebiliyor.

acaba bu kadar üniversite eğitimi alıp greenpeace, tema kovalayıp bu kadar da beton aşığı olmamız, dünyayı parsel parsel taşlaştırmamız ne kadar doğru sizce?
kendimi gece gece yatağımda uzanmış bu bina acaba ne kadar güvenli diye sorgularken buluyorum.
her saniye bir riskle yaşayıp tepemize düşecek tonlarca ağırlığın hesabını yapacak kadar deli değilim tabi ki. yine de insan endişeleniyor sonuçta başımıza taş yağacak hikayesini yavaş yavaş gerçekleştiriyor.

sorgulanması gereken bir sürü konu ve detay var. mesela neden yüksek deprem riski taşıyan şehirlerimizde bu kadar dikkatsiz davranıyoruz.
çanakkale'de yapıların çoğunun 30 yaşından büyük olduğunu fark etmiş olmalısınız. demircioğlu cad. sırasında olan çoğu evlerin balkonları adeta yer çekimi ile savaş halinde yenildi yenilecekler. sadece deprem riski değil kopması an meselesi gibi durmuyorlar mı?
estetik kısmı pas geçiyorum adeta işin güvenlik boyutunda bile ağır zaiyat verebiliriz.

elinizde imkan ve araştırma için zaman varsa bir düşünün biz nerde ve nasıl yaşamalıyız?
nasıl bir evimiz olmalı?

eğitimin bu konuda ki destek süreci bile betona dayalı adeta piyasayı yöneten bir akıma kapılmış gibi. estetiklik lüks vasıfta duruyor. oysa ihtiyacımız olan şey bize hitap eden yeterli donanımda bir kaç parça güvenli ve başımıza yıkılmayacak malzemelerden oluşmuş ev.

şartların bize dayattığı ve bahtsız yüzyılımızın kurbanı olduğumuz bu zamanda yeni oluşumda biraz payınız olmasını istediğim için bu yazıyı yazma gereksinimi hissettim.

hayatınızın çoğu aktivitesini bu yapılarda yaşadığınız, koşturmacada pek farkında olmadığınız bu güzel günlerinizi huzurlu, estetik ve güvenli evleri tercih ederek geçirmeniz dileğiyle...

ç3 mağdurları

ç3 pişmanlıktır... ( kamu goygoyu)

sevişirken söylenmemesi gereken sözler

negatif arkadaş

ağır bir iş yüküdür. yaşam enerjinizi alır. kanser gibidir. soru sorarsınız öyle olumsuz bir cümle kurar ki keşke şuan başıma taşlar yağsaydı dersiniz. öneri sunarsınız aptal aptal bakar. şunu yapalım dersiniz mal gibi suratına bakar. konuşmaya mecali yokmuş tavırları vardır. cümlenin sonunu getirmez ha getirmeye çalıştı diyelim ki mutlaka ''oflar-puflar''. iş bitirmez. kısacası öyle akılsızdır ki sadece iq düşürür ve kendini bir bok zanneder.

bitcoin

deepweb dünyasında kullanılan para birimidir.

fi

kitaptan ayrı giden, uyarlamasını beğenmediğim, kitaba bayıldığım dizi.

türk telekom

başımıza gelmiş geçmiş en vasat telekomünikasyon şirketi. yaptığı bütün dikta kampanyasıyla adeta bir bataklık gibi olan ve çıkmaya çalıştıkça seni içine çeken bir kurumdur. ödeme kolaylığı, ucuz kampanya adı altında hizmet toplayan bu internet sağlayıcımız adeta sömürgeciliğin başka boyutudur.

sevmiyorum seni ttnet sevemiyorum.

 spoiler!
evimde ttnet kullanmıyorum.

vartolu

sevişirken söylenmemesi gereken sözler