naber

Durum: 108 - 0 - 0 - 0 - 18.02.2019 18:05

Puan: 1364 -

8 ay önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 5

neden sözlük aktif değil

uygun bir fiyat karşılığında her gün on provokatif, yedi kültürel, üç mizahi entry gireceğimi belirterek fırsattan istifade etmeye çalıştığım bir sözlük sorunsalı.

cennet mahallelilerin beter aliye birazcık ayıp etmesi

üzerine düşünülmesi gereken sosyolojik hede.

ünlü edebiyatçı tunç gedikoğlu'nun, daha önce mafya romanı yazmak için mafyanın içine sızdığını bilmeyen çomar cennet mahallesi eşrafı, yıllardır tanıdıkları beter ali'nin aslında beter ali olmadığı gerçeğini farkedince, akıllarına sanat, sanatçılık, sanatsal üretim gibi erdemli kavramları getirmiyor, dahası böyle erdemli kavramlar için hayatından fedakarlık eden tunç gedikoğlu'nun suratına tükürüyor.

halkımızın sanata bakış açısının vasatı aşamadığını gösteren çok güzel bir örnek olmuş bu. aynı zamanda, alt tabakanın iki yüzlülüğünü de gözler önüne seriyor.

kendini beter ali diye tanıtan tunç bey, cennet mahallesinde geçirdiği süre boyunca beter ali kimliğiyle çeşitli entrikalar, sahtekarlıklar tasarlarken bizim bu varoş ahali hep birlikte ona eşlik ediyor ve destek çıkıyor. yalan, kendi çıkarları için söylenirken yüzlerine gülenler, yalan kendilerine 'sanatın' çıkarı için söylendiğinde ise tepki gösteriyorlar.

bu, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncı zihniyetin cennet mahalleli varoşlarda tezahürüdür. bu tezahür yüzünden, kötülük dayanışması vuku bulabiliyor. bu kötülük dayanışması yüzünden sanatın değeri dürüstlüğün değerinin altında eziliyor.

ama yine de tüm mahalle varoştur gibi bir söylemde bulunmak haksızlık olacaktır. bu yüzden 'eşraf' sözcüğünü kullandım. genellemeler ekseriyetle irrite edicidir. her ne kadar mahalle kötülüğün hakim olduğu bir mahalle de olsa, içlerinde bu kötülüğe rağmen temiz kalmayı başarabilenler de vardır. bakınız, pembe'nin kardeşi selim ağabeyimiz, bu varoşların içinde tunç bey'e kitabı uzatıp bir imza alabilir miyim? diye soracak kadar sanat dostu, ilerici bir insan. ama varoşlar ne yapıyor, imza istediği için selim'i itip kakıyor.

bir de kalkıp komiser baba'ya şikayet ediyorlar. hırsızlığa, dolandırıcılığa ses çıkarmayan mahalleli kitap yazdığı için tunç bey'in hapise atılmasını istiyor. (başta aziz nesin olmak üzere, nice yazarımızın başına gelen şeye ne kadar da benziyor bu durum. aziz nesin hapse atılsın diye imza toplayanları hatırlayın.)

şikayet'e komiserin verdiği tepki de dikkat çekici. "beni biraz sinirli diye anlatmışsın, gözümden kaçmadı." otoritenin, sanatçıya alttan alta sopa göstermesidir bu. beni bir daha sinirli gösterirsen, bak mahalleli de istiyor; gözünün yaşına bakmam hapse atarım seni, demek istiyor kabaca. uyarısını yaptıktan sonra, tunç beyden imza istemesi ise otoritenin, eğer lafımı dinlersen yüzüne güler, seni yüceltirim demesi anlamına geliyor.

velhasıl, sözün özü, cennet mahallesi sanat duyarlılığı olan bir mahalle resmi çizse de beter ali'ye verdikleri tepkiden dolayı bu duyarlılık sınıfta kalıyor. ayıp etmişlerdir, hata etmişlerdir, buna rağmen özür dileyip beter ali'yi sanatıyla kucaklayacaklarına adamı hayattan bezdirip kendilerinden özür dilemek zorunda bırakmışlardır. özür dileyerek, tekrar mahallelilerin içine karışsa da beter ali, artık tunç bey kimliğini ve sanatsal onurunu yitirmiştir. cennet mahallesi ve beter ali birlikte mutlu mesut yaşayıp giderken; olan, sanatın hakkını veren selimlere olmuştur.

nazım hikmet

abartılmış balondur.

kant'ın ödev ahlakına göre selenanın iyi olmaması

buz gibi tespit. 2019 yılında henüz daha evden dışarı çıkma şansına erişemedim, açıkçası içimden de gelmiyor. ruhsal ve fiziksel sıkıntımı gidermek maksadıyla bugün, ergenliğimin bol kokulu mastürbasyonlarına eşlik etmiş, içimdeki hormonal baskınlıktan dolayı temel felsefesini kaçırdığım selena dizisine başladım.

bildiğiniz üzere kantın ödev ahlakında, bir eylemin ahlaklı bir eylem olması için eylemin icra edilen kişi tarafından ödev ahlakıyla uyumlu olması için değil, eylemin doğrulunu içselleştirdiği için yapılması gerekir. örneğin kışın sokakta donmak üzere olan bir kediyi siz evinize kediyi evime almazsam donar diye düşünüp kendinizi bu eylemi yapmaya zorunlu hissederek yaparsanız, iyi bir eylem gerçekleştirmiş olmazsınız.

selena'da da aynı durum söz konusu. ilk bölümde, hades selenayı küçük bir tüpün içine hapsediyor ve dünyaya fırlatıyor. selin, leyla, nazlı kardeşlerinin
ailesinin yanına düşen selena, tüpün içinden kızların annesiyle konuşuyor ve buradan çıkması için kızlarının yardımına ihtiyacı olduğundan bahsediyor. telaşla dışarı fırlayan anne yanına eşini yani kızların babasını da alıyor ve hadesinden yardımıyla trafik kazası sonucunda ölüyor. üç yetim kız selenayı kurtardıktan sonra, selena'nın bu kızların iyilik meleği olması için bilinçaltında iki mekanizma çalışıyor:

1. kızlar benim yüzümden yetim kaldı(suçluluk)
2.kızlar yetimler ve eğer onlara yardım etmezsem hayatta kalamazlar

bu iki sebep de kantın, hümanist doktrinlerle şekillendirdiği ödev ahlakında erdemli bir eylem olarak kabul görmez. hatta daha da ileri gidersek, kötücül bir karakter olan hadesin 104 bölümde birkaç kez içinden gelip de yaptığı 'iyiliklerin' daha erdemli olduğunu bile söyleyebiliriz.

özetle; selena'yı çok da şey yapmayalım.

pis yedilideki trafonun ağır abaza olması

sabah duşta sırtımı keselerken farkettiğim gerçek. geçtiğimiz gün hepsi 1deki alevin o kadar da kötü bir insan olmadığından bahsettiğim devrimci entryimi güzide sözlüğümüz henüz böyle yeniliklere hazır değil diyerek kaldırmıştım. ama şimdi, bu hususta gerçekleri konuşma vakti. evet, sevgili dostlar, romalılar türk televizyonculuk tarihinin en sürükleyici dizisi olan pis yedilinin kara saçlı, kara gözlü,muhtemelen kürt, yanık sesli ve bir dönem hepimizin facebook kapak fotoğraflarını, odasının duvarlarını süslemiş trafo karakteri ağır bir abazadır. gerek karabiberin hizmetçilik yapan annesine bakışları olsun, gerek sınıfındaki kızlara ve cimbom’a yaklaşımı olsun bu iddiamı haklı çıkarmaktadır.

inanmayanlar açıp baksınlar karabiberle parkta hunharca yiyiştikleri sahneye. abazanlıktan mütevellit kadın karşısında titreme olayını nasıl yaşıyor çapsız herif.

seviştikten sonra duş almamak

ağır solcu refleksi.

çanakkalede huzur bulunan mekanlar

hayırlı forumlar diyerek kalabalık yapmaya geldiğim sözlük formatı dışında duran başlık.

memleketini 3 kelime ile anlat

kütüphaneye şortla gelen eleman

benim de dikkatimi çekmiş eleman. marjinal duruşunu takdir etmek ve buna söylenenlere karışmayın oğlum diyerek telkin vermekle birlikte kendisinin ders çalışırken sandalyeye oturmayıp çantasını yere koyarak bir diziyle çantasına yaslanıp diğer dizini de dik bir şekilde tutarak ders çalışmasının sebebinin squad yaparak şekillendirdiği poposunu göstermek olduğu düşünüyorum. tamam squad yaparak popo şekillendirmek zor bir şey ama squad yaparak popo şekillendirdin diye bakın ben squad yaparak popo şekillendirdim diye bağıran hareketler yapıp squad yaparak şekillenmiş popoyu insanların gözüne sokmak abes kaçıyor.

ayrıca adettendir, vurduruyordur.

kadınların kahkaha şiddetinden karakter analizi

en son bir kadının yanımda güldüğü dönemin michael jacksonın kavruk teniyle klipler çektiği döneme denk gelmesinden ötürü yapmaktan uzak kaldığım bilimsel deneyim.

geçen gün pamuklaleden bilet kestirirken kız iyi yolculuklar efendim dedi gülümseyerek, bu sayılır mı?

nihilizm

19 yaşında, fen edebiyat fakültesi kantinindeki mavi saçlı, piercingli, kız arkadaşlarının instagrama kendisiyle fotoğraf atarken fotoğrafın altına güzellik yazdığı ama erkeklerin gözünde verse sikerim onun dışında uğraşılmaz mk diyerek yaka silktiği hafif feminist çelişik vegan burcuyu düşürmek için, yıkanmamış, yağlı, uzun saçlarla kendini ozzy ousborne sanan tiplerin abi bence hiçbir şeyin anlamı yok ya diyerek ulaşması mümkün olmayan belli başlı hatta sağlam çetrefilli düşünsel süreçlerden geçmeden ulaşılması imkansız olan felsefi akım.

kendi felsefenizi üretmeyin oğlum, siktirin gidin kitap okuyun.

abartıldığı kadar güzel olmayan şeyler

sondaki nokta işaretiyle göz kanatan forum tipi başlık.

buyur birader ben sevgilisiyim

sevgilisi olan kıza sosyal medya üzerinden yüründükten sonra karşılaşılması muhtemel ağır varoş söylemi.

pezevenge bak hele nasıl da sahiplenmiş dişisini. normatif bilinç düzeyine ulaşamadığımız tarih öncesi çağlarda atalarımızın alfa erkeği pohpohlaması gibi şımartmayacaktınız bu maçoları 21.yüzyılda kızlar. tuttuğu takımın üniversite topluluğuna yüzde yüz katılmış olan ve gün aşırı içinde aq ve amk bulunan tivitler atan bu hırbolar bilinçaltında sizi ya benimdir ya kara toprağındır önermesiyle denkleştiriyorlar.

öf bunların bir de sevgilisine mesaj attıktan sonra hemen takip isteği atan versiyonları vardır ki ağır depresif olduğum dönemde bile güldürürler beni. internet üzerinden karşılıklı sövüşme işteş eyleminin en heyecanlı ve en eğlencelisi kesinlikle.

nedensellik

materyalist dünya görüşü ile ateizmini temellendirmeye çalışan bir birey olarak altında ezildiğim iki kavramdan bir tanesi. diğeri için (bkz:ahlak)

ahlak anlayışım, son dönemlerde kendi hayatımda yaşadığım küçük çöküntülerle yoluna oturdu. artık öznel ahlak anlayışını, yani neyin doğru neyin yanlış olduğunu sikindirik konformist küçük burjuva bakış açımla değerlendirecek kadar götü kalkık bir insan olmamayı öğrendim. evrensel ahlak anlayışının olamayacağına, hatta norm olarak bile kabul edilecek herhangi bir ahlak anlayışının olamayacağı kanısındayım. bir eylemi yanlış veya doğru bulmam tamamen kendi iç muhakememe bağlı. çikolata yemeyi, seks yapmayı ve dostoyevski okumayı seven bir insan olduğum için çikolata yemek, seks yapmak ve dostoyevski okumak benim için ahlaklı bir eylemdir. hayvanların her birini çok sevdiğim için ise birinin herhangi bir hayvana zarar vermesini ahlaksızlık olarak niteleyebilirim. burada tamamen ben merkezci, öznel ve yer yer hedonizme varan bir ahlak anlayışından söz ediyorum işin sonunda. ki bu hedonizm ise kaçınılmaz olarak nihilizme yol açıyor. mutlu bir nihilist olunabilir mi? şu an için başaramadım, ama en azından bunu başarmaya çalışmak hayatta kalmam için bir süreliğine sebep olacak sanırım bana.

beni ve siktiriboktan etik felsefemi geçelim.

neden, niçin ve niye soruları temelde aynı kavramı farklı yollardan sorgulayan ve eş anlamlı gibi durup aslında pek de eş anlamlı olmayan soru sözcükleridir. hem fonetik hem dil bilgisel köken olarak bu üç sözcük, mesele kurcalandığında farklı anlamlara gelir. bunların geldiği her farklı anlam ise size temel bir ontolojik sorun verir. bir insanın ezgistansiyalist felsefeye girmesi için yapması gerek ilk şey kendine şu soruyu sormaktır: ben neden var? teistler buna rahatlıkla cevap verir; tanrı ol dediği için varsın. ateistler de buna artık rahatlıkla cevap verebiliyor; evrim.

varoluşunun sebebini bulmak veya bir sebebe inanmak, entelektüel kapasitesi gelişmiş birey için nedensellikle ilk tanışma anıdır. elbette, bu soruyu cevaplamadan önce de hayatının her anında nedenler vardı. şöyle ki kendisinin ilk dünyaya gelişi de bir nedene bağlıdır. kendisi dünyaya gelmiştir çünkü anne ve babası seks yapmıştır. burada kast ettiğim şey, ilk nedeni fark ettikten sonra her şeyin nedenini düşünme gereksinimidir.

tam olarak insan bilincinin nedensellik kavramıyla çatışmasının burada başladığına inanıyorum.

varoluşunun sebebini bulup da rahatlamış insanın ikinci ontolojik deneyimi, niye/ ne diye varım? sorusuyla olacaktır. buradaki cevaplar da rahatlıkla verilecektir. teist bir müslümanı ele alalım. cevabı, bu dünya bir sınav burada iyi bir müslüman olup cenneti kazanmak için varoldun. bitti gitti. bir ateist, bir deist, bir agnostik hatta bir nihilist bile yaşamını çeşitli sebeplerle anlamlandırabilir. deist bir şair çıkıp da şiir yazmak için var olduğunu, ateist birisi çıkıp ailesi için var olduğunu kolaylıkla iddia edebilir. ve pek tabii herkesin hayatına kimse karışamaz.

gelelim zurnanın abi böyle işin anasını avradını ta götünden sikeyim ben dediği yere. niye ve nedene cevap bulup da niçine cevap bulamayacak her az gelişmiş entelektüel zurnanın ötüşü böyle olur çünkü.

attığımız her adımın nedensellikle atıldığı bir dünyada hangi sebeple var olduğumuz kapalı bir kutudur. ne oldu da evrim başladı ya da tanrı neden ol dedi sorularına verilecek her türden cevap üstün bir kudrete imana ya da rastgeleliğe çıkan ve nedensellikten çok uzak cevaplar olacaklardır.

her şey ölürsem yaşayamam(böyle bir dizi geliyor galiba) ya da yaşarsam ölemem üzerine kurulu aslında. yaşıyoruz çünkü anne babamız seks yaptı. öleceğiz çünkü kalbimiz duracak. bugün bunları düşünebiliyorum çünkü bilincim bu noktaya kadar evrimleşti. her şey güzel güzel nedenlere bağlıyken varoluşumuzun nedenini tetikleyen o ilk nedeni sorgulamanın cevapsızlık olması zor.

buna teistler kader, ateistler tesadüf, postmodern dinin yeni müritleri yani simülasyon teorisine inananlar kodumuz böyle yazıldı işte deyip geçiyor. biz ise böyle far tutulmuş tavşan gibi bakıyoruz boşluğa.

fazla bir şey değil lan aslında istediğim. madem bu kadar katı bir determinizm var, madem penis ve vajinanın birleşimi bile nedensellik ilkesiyle açıklanabiliyor; o zaman cevap verin oğlum bana. ne suç işledim de bu siktiğimin bedenine hapsedildim ben.

harbi canım çok sıkılıyor.

filmlerdeki çıkarımlar

(bkz:climax) - kimyasala bulaşmayın.

hac kurasında bayern münih çekmek

bahtsız bedevi kemik siken dedemin başına gelmiş üzücü hadise. ali rıza amca astanalı, bragalı lokum gibi kura çekerken bizimki gitti bayern’i çekti. kabeyi tavaf ettikten sonra almanya deplasmanı zor olacak. iyi zem zem depolamazsa gruptan filan çıkamaz amk. hacı olma işi yine yatar bizimkinin. mira dağına kadar çık averaj takımı ol gel.

türkiye hacı federasyonu altyapıya gerekli önemi vermeli artık. hollandalı hoca getirsinler altyapı onlardan soruluyor.

iğrenç kokan başlıklar

yıkanmayan bir yazar olduğu için (bkz:naber) diyerek dolduracağım anket.

insanların öldükten sonra götünün kalkması

anlam veremediğim siktiriboktan eylem. düne kadar her gün telefonla araşıp dakikalarca konuştuğunuz, başınıza kötü bir şey gelse en azından o var lan dediğiniz insanlar bile öldükten sonra selamı sabahı kesiyor. bok mu var lan ölümde?. iki öldünüz diye bir daha konuşamayacak mıyız lan, bira içip sahilde gülemeyecek miyiz? erasmusa gitmiş lise arkadaşı gibi gidenin havasından geçilmiyor. sikerim sizi de artık kan pompalamayı bırakmış kalbinizi de. öldünüz diye havalara girip arkanızda insanları yarım yamalak bırakmayın oğlum böyle. dolmuyor bak yeriniz, allah belamı versin ki dolmuyor. tamam anladık şanslısınız ölüm piyangosu vurdu bazılarınıza bazılarınız da çalıştı çabaladı bileğinin hakkıyla öldürdü kendini, eyvallah ama biz bahtsızlar ve kendini öldüremeyecek kadar korkaklar da insanız, gelemiyoruz işte yanınıza. bari instagram filan açıp arada fotoğraf atın be piçler ne bu cool olma çabası, siliniyorsunuz bak zihinlerden sonra bir parça hırkanız kalıyor ardınızdan ağlamak için. öyle herkes beni konuşuyor şimdi diye hava atmayın hiç oradaki diğer artist orospu çocuğu ölülere, sike takılmıyorsunuz oğlum ateşin düştüğü yer hariç hiçbir yerde bir noktadan sonra. hayatında bu kadar yer kapladığınız insanları umursayın azıcık. yaşadığınızı hissettirin. öldünüz diye yaşamıyor gibi davranmak zorunda değilsiniz.

allah cezanızı versin.

hayatına birini alamama fobisi

en son hayatına birini alması japonların abartılı ilhan mansız sevgisinin pik noktasında olduğu döneme denk gelmiş birisi olarak hissiyatını hatırlamakta güçlük çektiğim fobi çeşidi.

geçen gün ösemde yemek yerken, temizlikçi abla yanıma gelip bu boş mu diye sordu zarf atıyormuş gibi bir havayla, hayır abla daha yiyiyorum dedim. bu sayılır mı?

astral seyahat

postmodern gerici zırvası. yaptığını iddia edenlere psikolojik destek tavsiye edilmeli.

2018 yılına gelmişiz, bilim ruh kavramından çok uzak noktalara konuşlanmış, sapına kadar materyalist gerçekliklere sarılmış, hala ay ruhum bedenimden ayrıldı sevgilimi 31 çekerken izledi goy goyu. he he.

sözlük yazarlarının okuduğu bölümler neler?

c vitamininin şişirilmiş bir balon olduğu gerçeği

artık birinin haykırmak zorunda olduğu gerçek. sözlüğün söylenmeyeni söylemeyi kendine düstur edinmiş yazarı olarak bu biri ben oluyorum.

sayılan birçok faydasının halk efsanesi olmasının yanısıra, bu siktiri boktan vitamin grip olmayı engellemeyi bir kenara bırakın grip olduktan sonra kişiye iyi bile gelmez. ay portakal suyu içtikten sonra açıldım şekerim, lafları saftasatadır. plasebodur. sözlüğün pozitif bilimlere daha hakim yazarları bu konu üzerine daha detaylı açıklamalar yapacaktır.

sizin ben eyleminizi temellendirmek için küçük burjuvaca nedenlere ihtiyaç duyduğunuz orta sınıf ahlakınızı sikeyim.
siktirin gidin ekşi seviyorsanız ekşi seviyorum deyin, gribe iyi geliyor, böbreklere iyi geliyor diye kandırmayın insanları.

din

insanlık tarihinin en acı hicviyesi.

sözlük yazarlarının instagram hesapları

dies ırae

judgement day, yani mahşer günü anlamına gelen latin ilahisi. ayrıca wolfgang amadeus mozart'ın requiem isimli eserindeki bölümlerden biridir. gecenin bu vaktinde, gözlerini kapatıp dinleyerek bambaşka dünyalara yolculuk yapmak isteyenlere aşağıdaki linkteki gregorian yorumunu şiddetle tavsiye ederim.

  • /
  • 5

ahiretin saçma bir düşünce olması



mantığa dayanarak ortaya çıkan bir düşünce. sunacağım argümanların büyük kısmı üstte ki video da derlenmiş olduğu için fazla söze gerek yok.

https://www.youtube.com/channel/UCLhtZqdkjshgq8TqwIjMdCQ *

bu ve benzeri konularda soruları olan veya sadece gülmek isteyen herkes için kanalın linki üsttedir. 15-16 yaş civarından beri takip ediyorum, güzel işler var. bunun dışında her videonun altında ki yorumlara da bakmanız sadece fayda sağlar.

sevişilen en ilginç yer

güzelyalıda kime ait olduğunu bilmediğim bir sandalda

efsanevi milan kadrosunu tek seferde sayamayan erkek

manitalarını sadece misyoner pozisyonda sikebilen maganda erkek ezberinde bulunan kadro. didayı sadece fifa’da yaptığı hatalarla hatırlayan erkekler yatakta başarılı bi kaşık pozisyonuyla partnerini boşaltabilir..bu kadroyu ezbere sayabilen erkek genç yaşına rağmen eve ekmek götürmek zorunluluğunda da bulunmuştur ayağı da kokmuştur lise de ülkü ocaklarına karışmak gibi bi hata bile yapmıştır.

efsanevi milan kadrosunu tek seferde sayamayan erkek

hayret verici olsa da aynı durum bizde de vardı. (biz bağcılarlılar) demek ki gerçekten böyle bir şey var. yine de yedeklere costacurta eklenmeli ve crespo yerine mutlaka inzaghi gelmeli. başka türlü kurtarmaz.

god is dead

black sabbath sevenleri bu parçadan sonra end of the beginning parçasına alıyoruz

üniversiteye yeni gelmiş kız görgüsüzlüğü

2000li çıtırların kıskanıldığını bi kez daha kanıtlayan başlık...

şizofreni

katatonik evresi bir insanın başına gelebilecek en korkunç şeyler listesinde üstlere oynar.
(bkz:katatonik şizofreni)

çomü sözlük ödülleri düzenlensin mi?

öyle beş on liralık hediye verecekseniz hiiç yormayın bizi

üniversiteye yeni gelmiş kız görgüsüzlüğü

bir kadın olarak böyle bir başlık açtığım için hayli üzgünüm ama kızlar harbi sağlam küfür hak ediyorsunuz.
biz de genç olduk bizim de kanımız kaynadı takıldık gezdik tozduk ama biraz abarttınız sanki.
millete şekil yapıcam diye size ilk yazan "arabalı lavuklara" kendinizi meze ediyorsunuz. metres gibi takılıyorsunuz.
ailelerinizden saklayarak attığınız o hikayelerinizi görünce kıskanıp özenmiyor üzülerek "gece sikiş var herhalde" diyoruz. (şahsen ben)
orospu olacaksanız biraz kaliteli orospu olun. allah için az vizyon sahibi olun ya.
iki arabada snap atıcaksınız diye götünüzü siktire siktire bir hal oldunuz.
yapmayın ablalarının gülleri.
havalı değil varoş oluyorsunuz.öptüm sizi kocaman.
not:çanakkale küçük yer yarın öbür gün milletin içinde rezil olur,ağlaya ağlaya eve koşarsınız.

kova burcu kadını

liderlik özelliği ağır basan ve bu yüzden ilişkilerdeki ağırlığın kendisinde olmasından dolayı karşı tarafı oldukça rahatsız eden kadınlardır. özgürlüklerine düşkün olmalarıyla da beyleri cinnetin eşiğine getirebilirler. yani bende öyle oluyor en azından.

Toplam entry sayısı: 108

ciddi ciddi çok güzel kızların var olması

hayretler içerisinde gözlemlediğim doğa olayı. çanakkale’de daha bi fazla sanki. yalnızlığın başına vurduğu genç ve abazan erkekleri derin üzüntüye gark eder. kampüste, arabesk şarkıları kulaklığında inleten genç abazanımız kütüphanede, cafede, otobüs ve benzeri yerlerde gördüğü tatlı, giyim kombini iyi, makyajı yerinde olan kızları, ulan benim niye sevgilim yok içerlenmesiyle hafızasına atar. hemen yurda veya evine gider. tinder, c2, instagram gibi karşı cinsle etkileşime geçme ihtimalinin yüksek olduğu sosyal medya mecralarında cirit atar. saatler harcar, fotoğraflar likelar. bir iki tanede komikli muhabbet açma girişiminde bulunur. ancak karşılık almaz ve tüm bunların sonunda pornhub’a girip ağlayarak 31 çeker.

yurdum erkeklerinin, iddia bağımlılıklarından sonraki en büyük sıkıntılarıdır.

güzel kızların var olmasının yakışıklı erkeklerin var olması gibi başlık açmaya değmeyecek bir cinsel olgunluk düzeyinde olan toplum yapısına bir an önce kavuşmak her birimizin temennisidir.

abi yaşıycaksın bu hayatı

son dönemde kampüslerde işitilen lümpen genç vecizesi. sorgulamıycaksın, kafaya takmıycaksın diye devam eder. bu gençler genelde üniversitenin kamp, paraşütçülük, bisikletçilik gibi bol atraksiyonlu topluluklarından birine üyedirler. favori müzisyenleri bob dylan'dır. en büyük hobileri havalar ısındığında burcularla, çağrılarla birlikte olympos'a gidip kamp atmaktır. instagram profillerinde en az bir tane kamp çantalı, otostop yaparken çekilinen fotoğrafları bulunur. alemcidirler. kanki takılalımdırlar. ot zararlı değil ya inekler de yiyodurlar. takip ettikleri edebiyat dergisi yüksek ihitmalle bavul veya kafadır. moruk bu ülkede yaşanmazdırlar. birçoğu yaşadıklarını sandıkları bu hippi yaşantısının temelsiz olduğunu okulun son senesinde fark edip not kasarlar. fen edebiyat, gsf ya da iibf öğrencisidirler.

yolda olmak, abi beni bi salın. gibi birkaç cümleye daha sahiptirler.

türk erkeklerinin cs botu olması

evrenin bir üst uygarlığın simülasyonu olduğu teorisi üzerine çeşitli yazılar okuduktan sonra farkettiğim dehşete düşürücü korkunç gerçeklik. bilenler bilir, counter strike’ta multiplayer girmediğiniz zaman tek başınıza canınız sıkılmasın diye oyunun kendi oyuncularını yani botları atar, gerçekmiş gibi telsiz komutu veren ve hatta oyunun chat bölümünden chatleşen botlarla öylece takılırdınız. bu botların dış görünüşleri, hareketleri her daim aynı olurdu. aynı yerlere pusarlar, aynı güzergahtan giderlerdi. biraz bu botların ezberlenebilen hareketlerini çözdüğünüzde zorluk derecesi 100 olan botları bile teker teker indirirdiniz.

deri ceketli, dar kotlu, siyah botlu, fitness salonlarında ter küpleri döküp yiyeceklere besin diyen, instagramda cool görünmek için telefonun kamerasına değilde çok uzaklara bakan güneş gözlüklü fotoğrafı olan, sevişmek istediği kızla muhabbet tıkandıktan sonra gecenin bir vakti teoman dinliyordum aklıma sen geldin diye mesaj atan, kafa tokuşturarak selamlaşıp birbirine baboş diye hitap eden, bir araya geldiklerinde en derin muhabbetleri chievo bu haftasonu iy0 olur mu olan memleketimin genç erkek nüfusunun büyük bir çoğunluğunu oluşturan küme de işte bana üst bir uygarlık tarafından, türkiyede biraz farklı düşünen insanların single player takılırken canları sıkılmasın diye kodladıkları botlarmış gibi geliyor.

oğlum çok ilginç lan bilmemkaç milyar yıllık dünyada neandrtal olarak bile var olma ihtimalin olmuşken, osmanlı kahvecisinde oturup bu kupona 200 lira bastım muhabbeti yapan bir canlı olmak.

üzücü de aynı zamanda.

not:erkeğim
not2:heteroseksüelim

hitchcock & truffaut

ilker canikligil hocamızın çabalarıyla 30 yıl sonra tekrardan basılan, sinema ve sinema tekniği üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri. 30 liralık fiyatıyla çanakkale dnr'da da var. yalakizim cep harçlığımı yatırır yatırmaz gidip alacağım.

tanıtım bülteninden:

hitchcock bence sinemayı “salt sinema” olarak ele alan en önemli ve ilk yönetmenlerden biriydi. meşhur şakası “benim filmlerim hayattan bir dilim değil, kekten bir dilimdir” sözü kitapta epey yer tutuyor! boş bir şaka gibi görünen bu sözle bence hitchcock aslında sanatla ilgili çok temel bir ilkeyi gözetiyor: truffaut “bir yönetmenin görevi anlatmak değil, göstermektir.” diyerek şakayı açıklarken, aslında herhangi bir sanat yaratısının en önemli ve onu esas değerli kılan özelliğinin “üretim ortamının kendisine” uyumluluğu olduğunu vurguladığını düşünüyorum.

bu kitap bir sinema öğrencisi veya heveslisi için altın değerinde bir kaynaktır ve hitchcock’un filmlerini hiç bilmeseniz bile size yararı olacaktır. yıllar içinde onun filmlerini izledikçe içinizde kitaba tekrar tekrar dönme isteği oluşacak ve her dönüşünüzde bazı şeyleri nasıl kaçırdığınıza şaşıracaksınız.

yıllar sonra bugün hem türkiye’de hem dünyada sinema büyük oranda tüccarların, pazarlamacıların, sosyologların, ideologların ve “salt sanat” hayranı sözde “yaratıcı yönetmen”lerin eline düşmüş durumda. gerçek sinemacılar ne yazık ki azınlıkta. elinizdeki kitabı okuduktan sonra bu gerçeği siz de kavrayacaksınız.

ilker canikligil

flörtten sevgililiğe geçiş gerginliği

en son birisiyle flörtleştiğimde cumhurbaşkanı ahmed necdet sezer olduğundan hatırlamakta güçlük çektiğim gerginlik çeşidi. geçen gün harika giyim kombinli tatlı bir kadın buradan ç3 geçiyor mu diye sormuştu, flörtten sayılır mı lan o?

abi yaşıycaksın bu hayatı

son dönemde kampüslerde işitilen lümpen genç vecizesi. sorgulamıycaksın, kafaya takmıycaksın diye devam eder. bu gençler genelde üniversitenin kamp, paraşütçülük, bisikletçilik gibi bol atraksiyonlu topluluklarından birine üyedirler. favori müzisyenleri bob dylan'dır. en büyük hobileri havalar ısındığında burcularla, çağrılarla birlikte olympos'a gidip kamp atmaktır. instagram profillerinde en az bir tane kamp çantalı, otostop yaparken çekilinen fotoğrafları bulunur. alemcidirler. kanki takılalımdırlar. ot zararlı değil ya inekler de yiyodurlar. takip ettikleri edebiyat dergisi yüksek ihitmalle bavul veya kafadır. moruk bu ülkede yaşanmazdırlar. birçoğu yaşadıklarını sandıkları bu hippi yaşantısının temelsiz olduğunu okulun son senesinde fark edip not kasarlar. fen edebiyat, gsf ya da iibf öğrencisidirler.

yolda olmak, abi beni bi salın. gibi birkaç cümleye daha sahiptirler.

kadınlardan erkeklere sorular

daha önce sex pozisyonu tercih etme şansına erişmemiş bir looser olduğumdan cevaplayamayacağım forum tipi başlık.

(bkz:kızlarsoruyor.com)

çanakkalede huzur bulunan mekanlar

hayırlı forumlar diyerek kalabalık yapmaya geldiğim sözlük formatı dışında duran başlık.

ciddi ciddi çanakkale’de sinema olmaması

2018 çanakkale’si için rezalet gibi rezalettir. ülkenin batı yakasında avrupai bir şehir havasına sahip olan bu güzel şehir, 50 bin küsür öğrenciyi de bünyesinde bulundurmasına rağmen dandik bir avm sineması dışında herhangi bir sinemaya sahip değildir. ilginç gerçekten, avmdeki sinema da sinema olsa; büyük ihtimal seçkisini hangi film daha çok para kazandıracaksa onu seçen bir tüccar yapıyor ya da cinemaximum tepeden seçip yolluyordur ama her halükarda sinemadan o kadar kopuklar ki damien chazelle’nin son filmi first man’i bile bu hafta vizyona sokmadılar.

üniversiteye yeni gelmiş kız görgüsüzlüğü

üniversiteye yeni gelen çıtırlar yüzünden artık yüzüne bakılmayan eski bir gold digger’ın kıskançlık içeren muhtemel cümlesi.

üniversiteye yeni gelmiş kız görgüsüzlüğü

üniversiteye yeni gelen çıtırlar yüzünden artık yüzüne bakılmayan eski bir gold digger’ın kıskançlık içeren muhtemel cümlesi.

izlenen filmin yönetmenini bilmemek

okuduğu kitabın yazarını bilmemekle eş değer taşralı refleksi. mahalle maçlarında abi topu hangi kaleye doğru vuruyoruz diye soran veletler büyümüş de sinemaya ilgi duyar olmuş.

bir de bu taşralıların izledikleri filmleri filmin başrolündeki oyuncunun filmi olarak ifade etmeleri yok mu, öldürüyor beni. dicaprionun filmlerini çok severim abii insepşın çok iyi film.

çomü sözlük dertleşmelik arkadaş veritabanı

nazım hikmet

abartılmış balondur.

bulaşık yıkarken tıkanan lavaboyu eliyle açan kız

İletişim - Kurallar