painkiller

Durum: 125 - 0 - 0 - 0 - 18.03.2019 00:54

Puan: 1485 -

3 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Moderatör.

işte ben de öyle bir kadınım
  • /
  • 5

en iyi floodlar

bir sapak var orayı da döndükten sonra kendini kaybediyorsun. gideceğin yere kendini aramakla varıyorsun. öyle bir yolculuk bu. anlatamadım.

sana ne oldu bilmiyorsun, iyi mi kötü mü anlamıyorsun. geçecek mi, bitecek mi, iyileşecek mi kestiremiyorsun. işte orası başkalarında kendine rastlamaya çalıştığın yer. başka hikayeleri kendininkine benzettiğin, başka yaraları sararak kendi yaranı iyileştirmeye çalıştığın yer.

ağlayacak omuz bulamayışını her ağlayana uzattığın omzunla telafi ettiğin, mutsuzluğunu mutlu ederek giderdiğin, aç olanı doyurarak doyduğun yer.

en iyi floodlar

mevcut bi savaşın ortasında seni evimi vururken gördüm.

devam etmeliyim diyordum ki haricindeki her şey kayboldu. aynı saftayız diye destek olacaksın sanıyordum daha kolay vurabilmek içinmiş her şey. düşman senmişsin.

kendinle olan savaşında seni kurtarıp sana yenilme inceliği.

mevcut bi savaş hayattır ben hayatın akışında bu yolda beraber yürüdüğümü sandığım kişinin kalbimi katletmesinden bahsediyorum.

herkesin savaşı kendi hayatıdır evi tek bi kurşun yememiş olan kurşunu atandır.

en iyi floodlar

o yol bitti, o defter kapandı.
üzerine sular içildi geçmişler olsun.
çabanızı anlıyorum ama çabalamak, çabalamak gerektiği zaman kıymetli.
üzerinden kırklarca gün geçmiş yara yalanmaz.
gidilmeyen yollar artık çekilmek için vardır.
yani yol vardır ordadır ama sizin için yoktur.
çiçeklerle de gitseniz eliniz boş da gitseniz önemi yok.
her şey için teşekkürler demene gerek yok bana vermediklerin zaten teşekkürdü.
bana ne verilir ne verilmez'i öğretmen teşekkürdü ötesine berisine gerek yok.
yarayla alay eder yaralanmamış olan bunu öğretmen bir teşekkürdü.
orda olmak istediğimde ordan gitmen asla orda olmaman teşekkürdü.
zulümdü ama teşekkürdü yeniden teşekkür etmene gerek yok
neler verdiğime karşılık hiçbir şey almadığımı biliyorum bu kocaman bir teşekkürdü.
bir tebessümü esirgemen beni yalnız hatalarımdan menkul görmen unutulamaz bir teşekkürdü.
beni sürekli tırmalamam gereken o yokuşta, o karda kışta bırakman harika teşekkürdü.
beni sınamadığın hiçbir şeyin kalmaması muazzam teşekkürdü.
boyumun ölçüsü ağzımın payı bunlar ne demekmiş öğretmen enfes bir teşekkürdü.

bunun ötesinde bir teşekküre hacet yok ama istiyosan en yine de. bir şey değil, hiç önemli değil, güzel güneşli günlerde kullan. tabi böyle bir şey mümkünse. mutluluk mutlu olmayı bilenler için var yağmacılar için değil.

senden sonra kısmet açıklığı

biz acemi birliği miyiz?

en iyi floodlar

beni uzaklığınla içimde bir yerde yendin.
içime salınmış bir zehir gibi, beni kendi duygusuna hapis bir insan haline getirdin. zehrinle yendin.
kendi sokaklarımda,kendi evimde, yanı başımda ama hiç orda olmayarak yendin.
ihtiyaç anında hiç aklıma gelmeyerek yendin.
yetemeyerek ve yetebilmeyi asla düşünmeyerek yendin.
senin dışında herkesten medet umdurarak yendin.
beni sonsuz yendin.
ve yendiğini bilmiyorsun, bilmediğin için daha çok yendin.
beni artık yenme, çünkü ben yenildim.

yenilmek tek bir ana bakarmış, bana uzattığın mendile teşekkürler o mendil beni büyüttü.

geceye bir söz bırak

beni mahcup, beni kırık, eğer mümkünse beni mağlup hatırla.

sana yenilmiş ama senden kurtulmuş hatırla.

flört döneminde beni uyandırır mısın eşiği

olması gereken bir eşiktir. özellikle taraflardan birisi sürekli erken kalkıyorsa diğer kişinin böyle bir talepte bulunması flört dönemi sağlıklı ilerliyorsa şayet kaçınılmazdır.

ayrıca iki tarafta bilir, bu eşiğin alt metni güven temeline dayanır. -uyanıp halletmem gereken işler var beni uyandırabilecek tüm güçlerden(alarm, anne seslenişi, arkadaş gürültüsü vs.) daha güçlü bir şey var o da sensin. sabah beni uyandırabilir misin ? gibi...

he tabi kimse kimseyi sabahın köründe kalkıp uyandırmaya mecbur değil özellikle yarı uykulu transeksüel sesiyle bunu yapmaya istekli olduğunu da sanmıyorum ama siz de biliyorsunuz yüz yılın icadı alarm diye bir şey var amk. eğer böyle bir istek varsa oturun bir düşünün flörtün saydamlık derecesi nasıl diye......

boy sorunu

türk kadınına çöp kovası diyen kişi de keşke kültablası falan olsaydı en azından toplumda daha fazla bir işlevi olurdu.

türk kadını topukluyla sizi geçince o yıkılmaz sandığınız egolarınız mı zedeleniyor? boyunun da en az işlevi kadar önemli olduğu mu akıllara geliyor? ne bu hiddet bu celal arkadaşlar? bu ne öfke, bu ne kin yani? siz kitap da okusanız, spor da yapsanız, para da kazansanız olmaz ben size söyliyim bu gidişle. aklı, fikri,zikri olan kadın size düşmez. düşeni de kaldırır yoluna devam ettirirsiniz siz. geçmiş olsun.

görüyor musunuz keşke boyunuz biraz daha uzun olsaydı tüm mesele bu çünkü (!)

sarpedon

sarpedon kerem'in çocuğu ne çok büyümüştür şimdi düşününce

bir insanı itici yapan şeyler

karşısındaki insanı dinlemeyi bilmemesi, sürekli araya girip kendinden bahsetme çabası.

bulaşık yıkarken tıkanan lavaboyu eliyle açan kız

bu kadın tipi tırnağım kırıldı diye ağlamaz, en büyük acısı ''aşk'' olanı ciddiye almaz. babasının prensesi olarak büyümemiştir. yeri gelir üst düzey kalabalık aile yemeklerinin bile altından kalkar, ev hanımlığı skilleri güçlüdür. yeri geldiğinde ise bir erkekten daha fazla erkek olabilecek kadar güçlü ve acıya duyarsız kalabilir. bu kadınların bir üst segmenti ise (bkz:sezeryan yerine normal doğum yapan kadın)'dır.

ay hadi inşallah!

en sevilen film-dizi replikleri

ama hayatta bazı şeylerin hata olduğunu bilirsin, ama hata olduğunu tam olarak bilmezsin çünkü hata olduğunu gerçekten öğrenmenin tek yolu o hatayı yaptıktan sonra geriye dönüp '' evet. bu bir hataydı'' demektir. yani aslında, o hatayı yapmamak daha büyük bir hatadır, çünkü o zaman bütün hayatın boyunca o şeyin hata olup olmayacağını bilmeyerek yaşarsın..

(bkz:how ı met your mother)

ilgi gösteren erkeği samimiyetsiz bulan kadın

biliyorsunuz ki uzun zamandır kadınların erkeklere olan tahammül ölçütünü ilgi görüp görmediklerine bağlıyoruz. bir kadın karşı cinsinden kendisini gerçekleştirecek kadar ilgi ve değer görüyorsa erkeğini mutlu hissettiriyor. ikili ilişkilerin özeti bu aslında bir yerde ayna işlevi görüyoruz her birimiz.

''ilginin'' bu kadar önemli bir olguya dönüşmesinin sosyolojik boyutlarına baktığımızda daha çok sosyal medyanın dayatmış olduğu ''gerçek aşk'' tanımlarını görürüz. eşinin aldığı bilmem kaç tane gül, araba, kendisi için düzenlenmiş partiler vs. vs bunlar bir sevgi ölçütü oldu hepiniz biliyorsunuzdur az çok. ben bu duruma şiddetle karşı çıkan bir kadınım. özellikle ilgi orospusu olmamaya çok dikkat ederim.
 spoiler!
bütün istikbalimi bir adamın vicdanına, aşkına, samimiyetine, günün sonunda bir gün aklının karışmasına,yanılgılarına bırakmayacağım.


işin özü hal böyle olunca erkeklerin tavır, hal ve hareketlerine daha çok dikkat ediyorsun. içtiğin ilacın adını sorup internetten işlevselliğini araştıran adama da bu muhabbeti yapamıyorsun o ayrı afallayıp kalıyorsun gerçekten beni düşündüğü için mi, köprüyü geçesiye kadar bir kalıba girmek mi? yoksa genel tarzı benlik bir durum yok mu? diye düşünüp duruyorsun, kötü niyet bulamayınca kendine kızıyosun.. yapmacık geliyor oysa ama değerli de hissettiriyor bir yerde bir şey de diyemiyorsun..

kadınlardan erkeklere sorular

özel olarak mı böyle gerizekalı yetiştirildiniz? yoksa kendi çabanızla mı bu hale geldiniz?

flörtten sevgililiğe geçiş gerginliği

hayırlı akşamlar herkese. bugün sizlere yılardır anlamlandıramadığım bir hadiseden bahsetmek istiyorum.

öncelikle belli yaşa gelmiş olgun insanlar olarak hayatımıza birtakım kişiler aldık ve almaya da devam ediyoruz. sonunu düşünmeden de yaşadığımız oluyor sonunu düşünmekten yaşayamadığımız da. bazen ayrıntılara takılmaktan büyük resmi göremiyoruz hatta. ama ben artık bu durumdan oldukça rahatsızım tabi flörtten sevgililiğe geçilebilecek potansiyeldeyken her defasında bu tarz problemler yaşamaktan oldukça şikayetçiyim. daha da kötüsü sebebini anlamlandıramıyorum.

flört kısmı her şey güzel olabilir farkındalığı ile başlıyor bu süreçte her insanın kendine has bir asgari mutluluğu oluyor karşı cinsin hayatımıza girmesiyle serotonin hormonumuz yükseliyor ve asgari mutluluğumuzun üstüne ekleniyor buraya kadar her şey çok güzel? sonra diyorum kendi kendime ya hayatımdan çıkarsa ya da bir şekilde yanlışlar yapılırsa ve tekrar eski asgari mutluluğuma geri dönmekte zorlanırsam.. ve burada şunu soruyorum kendime; sence bu kişi asgari mutluluğunu bozmaya, yalnızlığını paylaşmaya değer mi? çoğunlukla cevap da değmez oluyor zaten.. ilişkinin en güzel evresi olan flört evresi de böylelikle korkulu rüyaya dönüşüp anlamını yitirebiliyor.

 spoiler!
sadece güzel günleri düşünürken seni o günlere çok yakıştırdım.

çanakkalede yapılacak en lüks şey

bir yat sahibi olup adaya açılmak.. kıyıya karşı milli içkimizi yudumlamak.. çılgın partiler düzenleyip belli miktarda alkol aldıktan sonra denize atlamalı bir gece yaşamak...

ahmet kuralın sılayı darp etmesi

duyduğum zaman gerçekten çok şaşırdığım bir olay, belki sıla'nın akıllara kazınan maskülen duruşu ekseriyetle ses tonu ve tavırları bu olayı anlamlandıramamam da etken unsur.

ama şöyle bir durup düşününce gerçekten gün geçmiyor ki ataerkil ülkemde tansiyonumu düşüren bir olay daha yaşanmasın. kadınlar tecavüze uğramasın, dayak yemesin, zorla evlendirilmesin.. ahmet kural açısından bakmaya çalışıyorum belli bir yaşa gelmişsin halkın içindesin belli bir statün var, paran var, güzel işlere imza atmışsın bir yerde (bir ara düğün dernek filmi gereksizce gişe rekorları kırmıştı ), halk tarafından seviliyosun yani çocuğunlukla? neden bu ruh hastalığı peki? ahmet kural ya da bir başkası insana şiddet uygulayabilecek kadar gözü dönen her insan ruh hastasıdır. ayrıca ahmet kural'ın ilk vukuatı değildir muhtemelen son da olmayacaktır. sılayı da tebrik etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum çünkü bu ülkede kadına şiddeti meşrulaştıran bir sürü yaratık var bakın yaratık diyorum çünkü siz insan olamazsınız. şiddet meşrulaştırılamaz, özellikle kadına şiddet ruh hastalığıdır altında da bir sürü sebep yatar. bu şiddet psikolojik, fiziksel her neyse tedavi olunması gerektiğini düşünüyorum.

twitterda izlediğim basın açıklaması sonrasında bir kat daha fazla inandım ayrıca. video esnasında sürekli kameranın sol tarafına bakıyor olması da dikkatleri çekti. ses tonu, vücut dili, mimikleriyle şiddet uyguladığını zaten belli etmiş çok açık. bangır bangır bağırıyor ben psikopatım diye.kapattıktan sonra da sinir krizi falan geçirdiğini düşünüyorum ruh hastasının. sıla'nın basın açıklamasındaki ses tonu ise yanlış erkeği sevdiği için utanma ses tonu :(

bu hikayeden çıkarttığım özet; ahmet kural sıla'ya bakıyor.. yok efendim şöyle romantikli.. böyle muhteşem bir ilişki... ı ıh inanma nerede abartı duygular var kaç ordan gerçek bir şey varsa o da saklı olan..

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

bebekler ilk 6 aya kadar görmedikleri nesnelerin varolabileceğini düşünemiyorlar. yani anneleri odadan ayrılınca bu yüzden çok ağlıyorlar, annelerinin yok olduğunu zannediyorlar. mesela elleriyle yaptıkları ''gel gel'' hareketi gel demekten ziyade gördükleri her şeyi örneğin bütün odayı avuçlarının içine alma çabasıdır. bu yüzden ce e oyununu çok severler kaybolup yok olduğunu düşünürken hemen geri geldiği için.

elektra

freud'un ortaya attığı kız çocuklarının babaya olan düşkünlüğünü açıkladığı (bkz:oedipus kompleksi)'nin kadınlar için vuku bulmuş halidir. elektra kompleksi olarak geçer literatürde. penis kıskançlığı da diyebiliriz kıskaca. aşırı mantıklı bir kuramdır yine her zamanki gibi. ben düştüm şahsen.

hayatınızı özetleyen cümle

her s2m hıyar diyene bir avuç tuz alıp koşuyorsun

güven

hayalkırıklığı yaşamayı göze alanların duyduğu hissiyat. insanı yanıltır.

sütyen kopçasını açamayan erkekler

sütyen kopçasını açamayan erkek ön sevişmeyi hakkıyla yerine getiremeyen erkektir. kopçanın açılamadığı her saniye erkeğin profesyonellikten ne kadar uzak olduğunu gösterir kadına.

evet böyle bir algı var üzgünüz beyler, ama inanın doğru partneri bulduğunuz zaman bu tarz skiller sizi daha çok errkkkek yapmayacak, gerek bile duymayacaksınız. aç köpekler gibi saldırıya geçmemeyi öğreneceksiniz ilk olarak sonra karşınızdaki kadını ve bedenini tanımaya çalışacaksınız.

dokuz tip cevap erkeği

insanların akademi'de yaşadıkları tacizleri anlatmasıyla bazı twitter kullanıcıları tarafından başlatılan olay. bu sınıflandırma yazdıklarınıza cevap veren erkekleri kolaylıkla kategorileştirmenize yarıyor. (bkz:5harfliler) tarafından çevirisi yapılmıştır.

#1 yaşam koçu: nasıl hareket etmeniz gerektiğini söyler. örnekler: ‘eğer daha dikkatli giyinirsen böyle olmaz’, ‘neden bir şey söylemedin bu olay olduğunda?’, ‘ben olsam hedehödehede yapardım!’

#2 ton polisi: nasıl konuşmanız gerektiğini söyler. örnekler: ‘sinirle çözülmez bu olaylar, kibar olmak lazım’, ‘böyle konuştuğun sürece bu tartışmayı yapamayız’, ‘çok duygusal görünüyorsunuz, objektif olamazsın'

#3 manipülatör: deneyimlerinizi görmezden gelir, olmamış sayar. örnekler: ‘bence öyle demek istememiştir, sen yanlış anlamışsındır’, ‘iyi insan aslında, sen abartıyorsun’, ‘eğer cinsiyetçilik varsa ben niye hiç görmedim?’

#4 kur-abi-ye canavarı: kendisini en harika insan görüp ödüllendirilmek ister. örnekler: ‘benim yakın kadın arkadaşlarım var, beni övsene biraz’, ‘ben kadınlara bir sürü şey sunuyorum, harikayım di mi?’, ‘kadınlarla aram iyiyse nasıl cinsiyetçi olabilirim?’

#5 erpati: sadece erkekler ile empati kurar. örnekler: ‘reklam için tacize uğradım diyorsun, adamı işinden ediyorsun ’, ‘zaman değişti, erkekler ayak uydurmaya çalışıyorlar, yazık onlara da’, ‘o zaman kadınlarla hiç konuşamayacak mıyız?’

#6 datacı: ne derseniz deyin size inanmaz, hep yeni bir data, yeni bir tartışma alanı ister. örnekler: ‘o zaman şunu da cevaplayın’, ‘bana sayıları göster yoksa sana asla inanmam’, ‘eğer cevap vermiyorsan ben doğruyum demektir’. '' her şeyin bir sebebi vardır, olmalıdır!''

#7 açüklayıcı: her şeyi o bilir. örnekler: ‘o aslında öyle değil’, ‘sen sormadan ben söyleyeyim’, ‘doğrusu açüklamak değil, sikzah’

#8 prestijci: ünlü kişiler hata yapsalar da sorun değil diye düşünür. örnekler: ‘ama ya feynman’ın bilime katkıları?’, ‘onsuz kansere nasıl çare bulacağız?’, ‘işim gücüm var, cinsiyetçiliğe çare bulmakla uğraşamam’

#9 troller, aptallar ve zilletler: anlatmaya gerek yok sanıyorum. bir açüklayan çıkar nasıl olsa.

#1 , #4 , #7 iyiliğinizi isterler,
#2, #5 , #8 gerçek problemlere odaklanırlar,
#3 ,#6, #9 iyiliğinizi istemezler.

pozitivizm

ne çektin be pozitivizm.....

öteki renkler

bir orhan pamuk kitabıdır.

'' çünkü çekici olan bir yol seçmek değil, galiba bütün yolları seçebileceğimiz bir yerde olmaktır. ''

o zaman sık sık hayatta yapılacak ne kadar çok şey olduğunu düşünürsünüz. kimse dolu ve zekice kaleme alınmış bir osmanlı tarihi yazmamıştır, siz ömrünüzü bu işe verebilirsiniz.sonra aklınıza bütün shakespeare'i yutmak gelir, filolojiye girip ingilizce öğrenmeli! sonra fransızca da öğrenmeli, almanca da! hayır, resim yapmalı! bir türk resminin mümkün olabileceğini bütün ömrünüzü vererek kanıtlayın. teoriyi ve kitapları yutun ve edebiyat eleştirisine girişin. teori kaç yılda yutulabilir acaba? öğrendikten sonra daha önemli işlere girişmek daha iyi değil mi? öteki siyasi hareketlerin eleştirisiyle mi işe başlamalı, yoksa onlardan birine mi katılmalı? bu gibi durumlarda en iyisi biyografi okumaktır. einstein'in hayat hikayesini ve basitleşmiş teorisini okurken ileride iyi bir fizikçi olabileceğinizi düşünürsünüz. film yönetmeni de olmak iyidir. paris'e gitmeli. new york'a da gidilebilir. sonra göçebe türkmenler arasına karışmak geçer aklınızdan. anadolu'yu, bütün kasabaları tek tek dolaşmalı, bu işe bütün ömrü verip evliya çelebi'ninkinden daha büyük bir seyahatname hazırlamalı ki, üç yüzyıl sonra okuyanlar şaşsınlar. mühendis olursanız boş sözlerle oyalanmadığınızı, her zaman bir işe yarayacağınızı düşünür rahatlarsınız. isterseniz, türkiye'de hala niye yazılmadığını anlayamadığınız polisiye romanları yazabilirsiniz. iyi ama, bütün bir ömür polisiye romanlar yazmaya, ya da para kazanmaya, ya da felsefenin soyut sorunlarına verilir mi? bir hayalin ayrıntılarına onu gerçekleştirebilecek kadar yaklaşırsanız, korkar başka bir hayalle işe yeni baştan girişirsiniz. (bkz:felsefe ha) (bkz:her şeyden az az bilip hiçbir şeyi tam bilmemek)

birkaç alıntı :
" ben her şeyi açıklayan ve bir tek sebebe indirgeyen teorilere inanmam."

" yanlış anlaşılmaktan korktuğumuz zamanlar her şeyi söylemeye kalkarız. bu korku da bize herkesin söylediği şeyleri söyletir."
  • /
  • 5

uzak durulması gereken kadın modeli

1. eşya ve özellikle telefon/mail kurcalayanlar. bunlar hayata karşı güvensizdir, geçmişlerinde aile içi ciddi sorunlar vardır ve asla güvenemezler. aranız bozulduğunda bu arama tarama işlerini, aleyhinizde delil bulma amacıyla yaparlar.
2. her gün mutlaka annesini arayan, kıçında pire uçsa anlatanlar. daha tehlikelisi ise, sizinle alakalı herşeyi anlatanlar. burada annenin domine edici etkisi olabilir. "kızımın hakları, kızımın parası, kızımın arabası" adı altında kızından kendisi nemalanmak istiyor olabilir. birebir aynısı erkeklerde de vardır.
3. ilgili görünmesine aldanıp ilgi göstermenizin ardından kimyası bozulanlar, garip havalara girenler. yani orta anadolu kezoları.
4. intikam merakları. her kavgada, önceki kavgaların tamamını temcit pilavı gibi gündeme getirenler.
5. ayrılmayı bilmeyenler. stalker'lar. bunların birinci maddedekilerden farkı, güvenememe problemi değil, özgüven eksikliğidir.
6. aile bireylerinize saygı duymayan, onları istemeyen, en sevmediğiniz en uzak akrabanız dahi olsa, onun dedikodusunu yapanlar. burada amaç, en zayıf halkadan başlayarak fiili durum yaratmaktır. salak teyze kızınızın dedikodusunu yaptığınız eşiniz ya da uzatmalı sevgiliniz 2 yıl sonra kavganın ortasında anneniz için "o kadınla görüşmeyeceksin" der.
7. babasının piremsesleri, kariyer meraklıları. her iki grup da, 25 yaşına gelip bir yumurta kırmayı bilmezler, çünkü onlar kıymetlidir, nazlı yetişmiştir. buradaki sorun ev işi bilip bilmemesinin çok ötesinde, sürekli olarak arkalarını toplayacak birilerine ihtiyaç duyuyor olmalarıdır. işlerinde başarılı olmak isterler ve deli gibi çalışırlar. buna karşın; ev ve ilişki sorumlulukları minimum düzeydedir çünkü iş yerinde herkes ne kadar başarılı, güzel ve akıllı olduklarını görüp kendilerini alkışlayabilir; ama eve geldiğinizde sizi güleryüzle karşılıyor diye kimse onları pohpohlamaz. dertleri puan toplamaktır. babasının piremsesleri için örnek grup doktorlar, kariyer meraklıları için bankacılar.
8. evlilik meraklıları. emrivaki bir "senden bahsettim, annim seninle tanışmak istiyor" varsa, geçmiş olsun. alt yanı bir talebe de olsanız kimse askerlik durumu, yaş, iş, birikim, tip gibi şeylere takılmaz, siz artık "damat"sınız. tanıştığımızın ilk haftası perde bakanı gördü bu gözler.
9. yaralılar. "yaralarım var, sen iyileştireceksin beni". çünkü alnımda enayi yazıyor. bir herifle 6 sene ilişki yaşa, akla hayale gelen herşeyi dene, adam tamamdır artık diyerek pasaportunu eline versin, durulacak bir liman ara, enayi olarak da beni seç. karakteristik huyları: ilişkinin o ilk saniyesinde geçmişle ilgili anılarını tüm çıplaklığıyla paylaşan son derece rahat hatun, düzgün bir karakter olduğunuzu anladığı anda mazbut bir hale bürünür, size sorumluluklar yükler, sarılmaya kalksanız "sen beni ne sanıyorsun" der, evin ampulü patlasa "kocişini" çağırır. paket halinde gelirler, mutlaka samimi bir arkadaşları size enişte çekmektedir.
10. bilinçli tüketiciler. iki ay boyunca sıfır tartışma yaşadığınız, sabah günaydın mesajları attığınız kız, nedenine anlam veremediğiniz bir kavga sonucunda sizi engelleyip, 15 gün-2 ay arası bir süre sonra geri dönüyorsa, "denemeden almam" demiş, birini denemiş, "enişteniz" ile vaziyeti oturtamamış, sizi ne kadar sevdiğini anlayıp geri dönmüştür. "küçük bir flörttü, aşkım söz bir daha aynı hatayı yapmıycam" diyorsa, 1 ay içerisinde tekrar yapacağını müjdeleyebilirim. genel özellikleri, her ilişkilerinde sayaç sıfırlarlar. yani sonuncudan önceki, her büyüklükteki tüm ilişkileri "senden önce ufak tefek bir iki flörtüm oldu, ciddi birşey değildi" şeklinde özetlenir.

ahmet kaya

acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde

(acılara tutunmak)

özlemek

korkarsın geçer
üzülürsün geçer
mutlu olursun geçer

ama özleyince geçmiyor...

hizmet sektörünün azgın kızları

libidosu gerçekten dikkat çeken harika ve tehlikeli kızlar.

tarih 2013 eylülünü gösterdiğinde sürekli soğuk olan bi pansiyonda ilk günlerimi geçiriyordum.sabahları sandviç ve çayla basit bi kahvaltı yaptıktan sonra kendimi en az 15 saat süren alkol nöbetlerine sokuyordum.kimseyle tanışmak içimden gelmiyordu ve sıkıcı bulduğum için okula gitmeyi bırakmıştım.

bugünlerde beynimi tek meşgul eden şey koca yaz boyunca parayla bile bulamayacağım güzellikteki o yazlıkçı kızla olan kaçamak cinsel ilişki anılarımızdı.konumlar değişeceği için yeni ayrılmıştık ve kendisine ve cesaretli karakterine daha şimdiden büyük özlem duyuyordum.alkol almaya çok düşkün ailesi tatil beldesinde sabahları dışarıda etmeyi tercih ettikçe bizde kendilerinin yazlığına kaçıyorduk ve gençliğin de verdiği heyecanla tavşan gibi seks yapıyorduk.duş almak için sıcak suyu değil denizi tercih ediyorduk.kalabalık bi arkadaş grubu içerisindeydik ve verdiğim güven sayesinde bu harika kızı ben haketmiştim.böyle huylarım vardır.insanlara ihtiyaçları doğrultusunda vaatler vererek onları kullanmayı ve sonra yarı yolda bırakmayı severim.

o gün pansiyonda sıkıntıdan sabah 11de içmeye başladıktan üç dört saat sonra temel ihtiyaçlarım olan kare sehpa,üçlü priz,korniş dübeli,ortopedik yastık,tasarruf ampul,duvar saati ve oyuncak ayıyı almaya karar verdim.bana ait olmayan alanlarda bile olsam özelleştirmeyi severim.

bilen bilir eski carrefoursanın altında cinemaximum ve tekzen vardı.onunla da tekzende karşılaştım.matkap ve elektronik ev aletlerinin olduğu geniş koridorda bir sağa bir sola salınıyor,güzelliği tasarruf ampullerinin fiyat karşılaştırmasını yapan beynimin matematiksel muhakeme yeteneğine engel oluyordu.ilk başta müşteri sansam da sonradan çalışan olduğunu anlamam uzun sürmedi.tanışmanın etkili bir yolunu düşünmeye başladım ve aklıma geldi.

alkolden ağzımın kokabileceğini öngörerek konuşma mesafesine göre biraz daha uzak bi noktadan ''pardon korniş dübellerini bulamıyorum yardımcı olabilir misiniz ?'' diye bir soru yöneltip hafifçe gülümsedim.böyle huylarım vardır.kadınlarla tanışabilmek için çok hızlı ve pratik yöntemler bulabilirim.

kendisi bana plastik korniş dübellerinin tükendiğini ama istersem yeni çıkan metal dübellerden bulabileceğini ancak bunun bana fazla masraf çıkarabileceğini söyledi.

bu arada bilmeyenler için aradığım dübelin bir benzeri
 resim


kendisine paranın önemli olmadığını şu an için tek istediğimin istediğim perdeleri odama takmak olduğunu ilettim ve birlikte hırdavat reyonuna yürümeye başladık.yol esnasında muhabbet açmak için kendisine tasarruf ampullerindeki indirimin ne kadar süreceği, küçük gözüken 700 wattlık matkapların nerelerde iş görüp göremeyeceği gibi sorular soruyordum ve muhabbetimiz bi tekzen alışverişine göre fazlaca ilerlemişti.

istediğim dübeli aldıktan sonra priz,ampul gibi ihtiyaçlarımı da alarak yaka kartından adının elif olduğunu öğrendiğim o kıza esprili bir dille eğer dübellerden memnun kalmazsam kaç gün içerisinde değiştirebileceğimle ilgili bi soru sordum.kendisi bana her türlü sorunda gelebileceğimi ve bana özellikle kendisinin yardımcı olacağını söyleyince bir hücum hamlesi yaparak ''ooo bana hep siz yardımcı olacaksanız ben bütün pansiyonun kornişlerini perdelerini takarım valla'' diyerek gülümsedim.( bu arada pansiyonu özellikle belirttim ki yalnızlığın dibinde olduğumu hissetsin ve bu da bi kapı olsun.böyle huylarım vardır.bir cümleye içerisinde birden fazla anlam taşıtmayı severim.)

o gün ordan ayrıldıktan sonra metal dübelleri duvara monteleyecek bi matkabım olmadığını farkederek çöpe attım.zaten en başında da kendimi kandırmıştım.o dübelleri kullanamayacağımı biliyordum ama elifle tanışmaya değerdi.pansiyon yönetimine uğrayarak plastik dübel ihtiyacım olduğunu söyledim ve bu sorunu da öyle hallettim.

akşam üstünden sonra dozajını arttırdığım alkolün de etkisiyle keyiflendim ve cesaretim arttı.o gece yan odamda kalan tekirdağlı isminin emre olduğunu öğrendiğim çocuğu odama davet ettim ve içki ikram ettim.gece boyu muhabbet ettikten sonra ona bugün tekzende ev ve yapı malzeme alışverişi yaptığım sırada bi çalışan kızdan hoşlandığımı söyledim.kendisi bana bu tür kızların kolay av olduğunu ve tanışmaktan çekinmemem gerektiğini söyledi.neden bu kadar emin olduğunu sorduğumda daha önce bu tür kızlarla çok takıldığını hatta biriyle elli liralık mutfak alışverişi karşılığında cinsel ilişkiye girdiğini anlattı.ona bu mutfak alışverişinin içeriğini sorduğumda hatırlamadığını söyledi.bu tür yakıştırmaları elif üzerinde düşününce biraz sinirlendim ama tanışıklığımız yeni olduğu için belli etmedim.böyle huylarım vardır.nabza göre şerbet vermeyi çok severim.

ertesi gün çanakkale tekzeni arayıp müdürle görüşmek istediğimi söyledim.müdüre bağlandıktan sonra çalışanları elif hanımdan şikayetçi olduğumu ve kesin bir dille onay verdiği metal korniş dübellerinin duvara montelenemediğini söyledim.müdür bey samimi bi tavırla beni mağazaya davet etti ve gerekli değişim prosedürlerinin de uygulanacağını söyledi.tekirdağlıya benimle gelip gelmek istemeyeceğini sormak için kapısına tıkladım.içeriye girdiğimde gündüz gözüyle rakı içip leblebi yediğini farkettim.gözüme girmişti.alkolü yalnız başına tüketmekten hoşlanan insanları severim.kendisine ''şu dübel muhabbeti fazla uzadı gidelim de halledelim elif işini'' dedikten sonra ''plastik dübeller hoşuma gitmedi ama belki elifin dübeli hoşuma gider'' diye ekleyerek eril diile cinsel bi espri yaptım.

tekzende basit bir sebepten şikayet dilekçesi oluşturduğum esnada müdür beyle yanımıza elif hanım geldi.emre elifle birebir muhabbete girebilmem için müdür beye ''mağazanın aylık kazancı size prim olarak yansıyor mu ?'' gibi alakasız sorular sormaya başlayınca elifle bu konuşmanın 1 metre kadar uzağında kaldık.kendisine bu şikayet olayının bir bahane olduğunu telefonda soyadını öğrenebilmek ümidiyle müdürü aradığımı ancak başarısız olunca olayın buraya kadar sürüklendiğini söyleyince elifin içten içe hoşuna gittiğini hissettim.karşısında müşteri ve hemen yanında müdürü olunca olumlu ya da olumsuz bi cevap alamadım kendisinden.ama pes etmedim tabiki.böyle huylarım vardır.kadınları uğruna emek verdiğimi hissettirerek elde etmekten hoşlanırım.

şikayet dilekçesinden vazgeçtiğimi müdür beye ilettikten sonra emreyi yanıma alarak mağazanın iç kısımlarına geçtim bi umut elifi yalnız başına tekrar görebilmek için bekliyordum.elifi 'uzaklara dalış' bakış şeklimle mağazanın anons bölümünde farkettim ve yanına gittim.afallaması için cep telefonu kullanıp kullanmadığını sordum.şaşkın bi surat ifadesiyle ''e heralde yani'' demek ister gibi baktı.anons mikrofonuna doğru hamle yaparak eğer numarasını vermezse tüm mağaza müşterilerine elektronik ev aletlerinde yüzde 50 indirimin başladığı anonsunu geçebileceğimi ve buraların karışabileceğini söyledim.kendisi biraz korkuyla biraz da gülerek numarasını verdi ama gözünün önündeyken numarasını hiç bi yere kaydetmedim.aklıma yazdığımı söyleyip dükkandan çıktım.böyle huylarım vardır.kadınların etkilenebileceği küçük şeyleri pratik düşünürüm.

elifle sürekli mesajlaşmaya başladık.aynı zamanda tekirdağlı yeni arkadaşım emreyle alkol sınırlarını zorluyorduk.o yıllarda orduevlerinden ucuz içki tedarik ettiğim için şimdilerdeki gibi fahiş fiyatlarla yüzleşmiyorduk.emreyle aramızdaki samimiyetin geliştiğine bi içki masasında ikimizin de birbirimizin hoşlandığı kızlarla birlikte grup seks yapma ihtimalini hoş karşıladığı itirafını yaptığımızda emin oldum.

elifle izin günlerinde buluşmaya başladık.akşamları da iş çıkışında onu tekzenden alıyor 2 öğrenci arkadaşıyla yaşadığı evine bırakıyordum.arkadaşlarının olmadığı günlerde evine viski votka ve çilekle gidiyordum.cep viskisini sotelediğim ev köşelerinde kendim içiyor,votkayı ikimize ikram ediyordum.böyle huylarım vardır.en cömert gözüktüğüm anlar aslında en cimri olduğum anlardır.insanları kandırmayı severim.

bir gece alkol dozajının arttığı saatlerde evinde bozulan televizyon kumandasını tamir ettiğim esnada kendisinin bana aşk dolu bakışlarla baktığını hissettim.kumandanın pil soketi kısmını siyah elektrik bandıyla sabitleyip televizyona ve kumandaya gayet fakir bi imaj verdikten sonra elife dönüp romantizmi arttırmak amacıyla ''bişey yokmuş kumandada bi daha yapmaz aynı sorunu sadece yere düşürmemeye dikkat et bi de üstündeki rakam ve yazılar silinmesin naylon bişeyle üstünü sar bunun'' dedim. tam o an dudaklarımız birbirine yapıştı.alkollüyken cinsel olarak uyarılmam çok zor olur.içimden'' vay gidi fasılcı daha geçen tekzende dübel sorduğun kızla şimdi ne haldesin'' diye geçirdim.hayat böyledir.çok küçük saniye farkları çok büyük olayların seyrini değiştirebilir.

elifle öpüşüyorduk ama penisim yarı ereksiyon halinde olduğu için cezasahasına ara pas atmak için çekiniyordum. bu tamamen sollamaya çıkarken önünüzdeki arabanın şerefsizlik yapmak uğruna hız arttırabilme ihtimali gibi bişey.en sonunda her şeyi akışına bıraktım.biraz sonra öpüşmeyi durdurduk ve birer kadeh daha içki koyduk.

fazla ileri gittiğimizi düşünmesini engellemek için '' mezhebin nedir ? allaha inanıyor musun ?'' gibi sorular sordum.kendisi aslen tunceliliymiş ama sivasa göç etmişler.'' alevilik var mı ?'' diye ekleyince anlamsızca bakışlar attı.böyle huylarım vardır.kafa karıştırmayı severim. bunlar akabinde tekrar öpüşmek istermişçesine bi hamle yaparak yüzümü avuçlarının arasına aldı '' sıyrıl zincirlerinden ve rahatla nefsine yenil ve gir içime'' dedi.ben şok oldum ve ellerini tutup ittirdim.

oyunu kendim yönetmeyi severdim.ilk defa bi kadından böyle iddialı bir cümle duymuştum.ona bu ilişkiyi ne kadar masum gördüğümden bahsedip '' senin için hayatımda ilk kez metal dübel gibi bişey için para harcadım. bu ilişkiyi çok masum görmüştüm neden eskortmuşsun gibi cümleler kuruyorsun'' dedim.kan beynime sıçramıştı az önce tamir ettiğim kumandayı yere fırlatıp alçak koltuktan sallanarak kalktım ve çileklerin bir kısmını mutfakta sakladığım yere gittim.ne yapacağımı uzun süre düşündükten sonra elif yanıma geldi.çilekleri sakladığımı anlamasın diye hızlı bi hamleyle çöpe ittirdim.böyle huylarım vardır.felaket senaryosunda bile küçük detayları atlamam.

elif ben mutfak penceresinden dışarıyı izlerken bekaretini sunmak için yıllardır bugünü bekliyormuş gibi hissettiğini söyledi.çok mahcup oldum.yaptığım onca emektar hareketin onu bu denli etkileyeceğini tahmin etmemiştim.içeriye geçtikten sonra kanepede uzanırken ona düşünceli şekilde uzaklara bakıyormuş izlenimi vermeye çalışırken alkolün etkisiyle sızmışım.

sabah kalktıktan sonra olayları en başta tam olarak hatırlamıyormuş gibi yapmaya çalıştım.sonrasında ise ''elif ben olayların bu boyutta olacağını hiç düşünmemiştim.senin bakire olman ve bana bunu sunman yüreğime bi balyoz gibi çarptı.seni iki günlük heveslerime alet edemem.sana tek tavsiyem bekaretini kocana sakla.ayrıca anal seks zamanla bağırsak kaslarını yavaşlatır ve hastalık kapmana sebep olabilir.sakın nefsine yenilme ve cinsel hayatını mastürbasyonla geçirmeye gayret et benden bu kadar her şey çok güzeldi'' diyip evden çıktım. votkada baya kaldığını hatırlayıp eve geri döndüm. kapıda ''yanlış anlamazsan votkadan bi bardak daha alabilir miyim eve kadar ayık kafa yol çekilmez'' şimdi dedim.'' daha kahvaltı bile etmedin mideni deliceksin'' diyince hala beni düşündüğünü farkedip gözyaşlarımı tutamadım. gözlerimi kaçırıp votka şişesinden gelecek bi bardağı beklerken duvardaki saatin odamdaki saatle aynı olduğunu ilk defa farkettim. '' sen de mi indirimdeyken aldın bende de var bu saatin aynısı'' dedim.git artık dedi. fazla uzatmadım.böyle huylarım vardır.neyi nerde keseceğimi bilirim.

soğuk ve yalnız pansiyon odasına yaz anısı şevvalden sonra bi de elif eklendi.o duvar saati o günden sonra benim için fazlasıyla anlam kazandı.hayat böyledir.sıkıldığınız her şey tek bi saniye içerisinde farklı anlamlar kazanabilir.

başlık

aha tam yukarıya girdiğiniz şeydir, altına tanım girip sonra yorumunuzu yapın, ama kesin tanım girin adam olun. modlar bunu sever, uslu olursanız modlar sizi sever, uslu olmasanız da sever, ben hiç uslu olmadım beni seviyorlardı bir zamanlar, ama deli olduğum için katlanamadılar.

gaye su akyol

duruşunu, kendine has tarzını sadece müziğinde konuşturmayıp, babadan geçen resim yeteneğine de sahip olan güzeller güzeli, sesi bir o kadar beni heyecanlandıran kadın.
pink floyd'un dediği gibi şarkısıyla tanımış olsam da kendisini, son zamanlarda çektiğim acılara yoldaşlık ettiği, bu sefer beni bir kuş yaptığı için bu parçayı bırakıyorum.

sevgilisinin geçmişine takılan erkek

performans kaygısı ve bundan dolayı gelişen kıyaslanma korkusundan ötürü erkeklerin büyük bölümünün kafayı taktığı, kafayı taktıkları noktadan itibaren giderek artan bir şekilde süzgeçten geçmemiş argümanlar sunmalarına sebep olunması olayı. genelde bakire kadın ararlar bu korkuyu elimine etmek için.

birlikte olduğum kadınlar arasında, 20 üzeri partneri olan da vardı, 3 tane olan da vardı. geneli 7-8 idi. birlikte olmak istediğiniz, isteyeceğiniz kadınların %90'ı bu civarlarda. kalan %10 bakire veya çareyi anal ve oral sekste bulmuş bakireler. kısacası insan olun, karşınızda ki kişinin insan olduğunu farkedin ve daha önemli şeylerle meşgul edin kafanızı. 20'lerin başında-ortasında-sonunda hormon bombası insanlarız çoğumuz, kendinize yalan söylemeyin. çok korkuyorsanız açın sex-ed videoları izleyin, okuyun, öğrenin, uygulayın. kaliteli sekse giden yol ne istediğini bilmek ve tecrübeden geçer sonuç olarak.*

dipnot: bu yazı daha derli toplu hedefe odaklı olabilirdi ama ne gerek var? konu saçma zaten.

tutunamayanlar

oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir göz yaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. herkesin mezarlığında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasında sıkışıp kaybolacaktır. cennetteki muhellebicide de garson onlarla ilgilenmiyecektir. ağız tadıyla bi keşkül yiyemeden masadan kalacaklardır. gene de garsona bir bahşiş bırakmak zorunda kalacaklardır. hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çıkmaza sürüklenecektir.

ek: s201

ilişkilerde ayrılık nedenleriniz

-rutine bağlayan tutkusu giderek azalan seks,
-ilişkinin giderek ciddileşmesi,
-uyurken arandığımda telefonu açmayınca 7 kere daha araması,
-tarafların birbirine katabileceği bir şey kalmaması,
-karşılıklı sevgisizlik,*
-tek taraflı sevgisizlik,*
-yalnızken ilişki istemek, ilişkide iken yalnızlığı özlemek,*
-sıkılmak,
-taraflardan birinin üniversite-master-iş için minimum 4 yıl yurtdışına gidecek olması*,
-sinsilik, huzur sömürmesi,
-daha zekisini bulmak.

katatonik şizofreni

hastaların uzun süre hareketsiz kalabildiği, çok fazla konuşmadıkları/konuşamadıkları, dış uyaranlara tepkisiz kaldıkları, hareket ettiklerinde hızlı ve garip hareket ettikleri bir şizofreni türüdür.

genelde kafalarının içinde yaşarlar, bilinçaltı ile bilincin iç içe geçtiği bir durumda uyanık halde bitmeyen kabuslar ve düşünceler silsilesi.

genelde çevreye zararsız, kendilerine zararlıdırlar. modern tedavi yöntemleri hastalara, düzenli ve mutlu bir hayat sürdürebilme imkanı sunabilmektedir bu açıdan bir son değildir.

katatonik şizofreni hastası ile röportaj


https://www.medicalnewstoday.com/articles/192263.php

Toplam entry sayısı: 125

amigdala

beynin küçük eniştesi olan amigdala, yunanca badem demektir. ismini bademe olan benzerliğine borçludur. amigdalanın temel işlevi duygusal ve sosyal olayları hafızaya atmaktır. ayrıca duygusal olayları çözümler ve bu olaylarla ilgili anıları depolar. erkek ve kadınlardaki amigdalanın, duygusal durumlara farklı tepkiler verdiğini söyleyebilirim bu arada.

bazı duyguları hissedebilmek ve karşı tarafın duygularını anlayabilmek için amigdalaya sahip olmamız gerekir. örneğin korku duygusu, amigdalayla ilişkili bir duygudur. bir kişinin öldürüldüğünü görmek kalbimizin daha hızlı çarpmasını sağlar mesela di mi. korkunun sebep olduğu bu iç güdüyü sağlayan amigdalanın aktif hale gelmesidir. amigdala ayrıca bu korkunç öldürülme olayını hafızada depolar, ne zaman bu olayı tekrar düşünürsek o gün ve olay gözümüzün önünde belirir ve korkunun neden olduğu titreme, ürperme gibi diğer belirtileri de tekrardan yaşarız. bu da gösteriyor ki amigdala kişinin o deneyimi yeniden yaşamasını sağlayan duyguları ve anıları saklar. ayrıca araştırmacılar amigdalaları hasarlı olan kişilerin hiç bir korku belirtisi göstermediklerini tespit etti.

bipolar, panik atak, anksiyete gibi türlü psikolojik rahatsızlığı olduğunu düşünen, kendi kendine tanı koymaktan haz alan arkadaşlar, belki de amigdalanız anormal bir şekilde çalışıyor, bir baktırın derim..

oğuz atay

''belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oluyor. ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım…oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım…sana bazı şeyleri anlatamadım. bir iki yıl daha yaşasaydın ya da dünyaya dönseydin – kısa bir süre için- her şey başka türlü olurdu sanki…çaresizlik yüzünden birçok şeyin anlamı kayboluyor. sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar? sağ olsaydın yazdıklarımdan bir satır anlamamakla birlikte gene de benimle övünürdün sanıyorum. galiba biz, babacığım, birbirimizi hep böyle anlamadan sevdik…'' babaya mektup/ oğuz atay

geceye bir söz bırak

beni mahcup, beni kırık, eğer mümkünse beni mağlup hatırla.

sana yenilmiş ama senden kurtulmuş hatırla.

fasılcının sözlüğün en kalitesiz yazarı oluşu

öncelikle fasılcıyı tanımamakla birlikte ben de şöyle bir yorum yapmak isterim. yüksek hayal gücü ile orantısız mizah, testosteron hormonu ile birleşince yetişkin bir fasılcı ortaya çıkar bunu salt fasılcı lakaplı bir er kişiye indirgeyemeyiz. yaptığı analizler, belki kişiliğimizin alnının çatına atılmış bir kurşun misali içimize işliyor belki de ne diyor lan bu diyip sallamıyoruz..
kendimi her ne kadar feminen bir insan olarak tanımlasam da fasılcı denilen yazarın yazdıkları beni rahatsız etmemekle birlikte aksine eğlenerek okuyorum çünkü savunduğu değerli bir şeyi bu derece yerilebilecek bir görüş haline dönüştürmesi oldukça başarılı kimse inkar edemez, etmemeli.
ayrıca bizler belli bir yaşa gelmiş insanlar olarak düşünce özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunun farkındayız, yıllardır dünyamızda farklı görüşler, ideolojiler olmasaydı entry'i açan arkadaş ne bunu kişilik psikolojisi bağlamında inceleyebilirdi ne de diyalektik materyalizm bağlamında. o yüzden farklılıklarımızın değerini bilelim.

antidepresan etkisi gösterecek filmler

depresif ruh halini en aza indirgemek için izlenilen filmlerdir. amacı insana moral vermek, mutluluğun o kadar uzak olmadığını göstermek, film esnasında ya da film bittikten bir süre sonrasına kadar kötü düşünceleri kafamızdan atmamızı sağlamaktır.
(bkz:little miss sunshine)
(bkz:forrest gump)
(bkz:ı am sam)
(bkz:big fish)
(bkz:happy go lucky)
(bkz:thelma and louise)- (bkz:feminist filmler)
(bkz:eat pray love)
(bkz:hector and the search for happiness)
(bkz:pursuit of happiness)
(bkz:penelope)
(bkz:attila marcel)
(bkz:moonrise kingdom)
(bkz:the help)
(bkz:maudie)
(bkz:pay ıt forward)
(bkz:the world according to garp)
liste güncellenecektir.

maço erkek

kadınlar üzerinde erkek egemenliğini meşrulaştıran, davranışlarına yansıtan erkeklere verilen isimdir. bu görüşü savunan erkeklere maço denir. maçoluk, sonradan benimsenen bir görüş olmaktan öte, daha çok erkeklerin çevrelerinden kazandıkları, sosyalizasyon süreçlerinin parçası olan ve kendiliğinden normalleşen bir görüştür.

bazı kadınların hoşuna gider bu tarz erkekler ama nedense benim maço erkek görünce kakam geliyor :/

en iyi floodlar

beni uzaklığınla içimde bir yerde yendin.
içime salınmış bir zehir gibi, beni kendi duygusuna hapis bir insan haline getirdin. zehrinle yendin.
kendi sokaklarımda,kendi evimde, yanı başımda ama hiç orda olmayarak yendin.
ihtiyaç anında hiç aklıma gelmeyerek yendin.
yetemeyerek ve yetebilmeyi asla düşünmeyerek yendin.
senin dışında herkesten medet umdurarak yendin.
beni sonsuz yendin.
ve yendiğini bilmiyorsun, bilmediğin için daha çok yendin.
beni artık yenme, çünkü ben yenildim.

yenilmek tek bir ana bakarmış, bana uzattığın mendile teşekkürler o mendil beni büyüttü.

flörtten sevgililiğe geçiş gerginliği

hayırlı akşamlar herkese. bugün sizlere yılardır anlamlandıramadığım bir hadiseden bahsetmek istiyorum.

öncelikle belli yaşa gelmiş olgun insanlar olarak hayatımıza birtakım kişiler aldık ve almaya da devam ediyoruz. sonunu düşünmeden de yaşadığımız oluyor sonunu düşünmekten yaşayamadığımız da. bazen ayrıntılara takılmaktan büyük resmi göremiyoruz hatta. ama ben artık bu durumdan oldukça rahatsızım tabi flörtten sevgililiğe geçilebilecek potansiyeldeyken her defasında bu tarz problemler yaşamaktan oldukça şikayetçiyim. daha da kötüsü sebebini anlamlandıramıyorum.

flört kısmı her şey güzel olabilir farkındalığı ile başlıyor bu süreçte her insanın kendine has bir asgari mutluluğu oluyor karşı cinsin hayatımıza girmesiyle serotonin hormonumuz yükseliyor ve asgari mutluluğumuzun üstüne ekleniyor buraya kadar her şey çok güzel? sonra diyorum kendi kendime ya hayatımdan çıkarsa ya da bir şekilde yanlışlar yapılırsa ve tekrar eski asgari mutluluğuma geri dönmekte zorlanırsam.. ve burada şunu soruyorum kendime; sence bu kişi asgari mutluluğunu bozmaya, yalnızlığını paylaşmaya değer mi? çoğunlukla cevap da değmez oluyor zaten.. ilişkinin en güzel evresi olan flört evresi de böylelikle korkulu rüyaya dönüşüp anlamını yitirebiliyor.

 spoiler!
sadece güzel günleri düşünürken seni o günlere çok yakıştırdım.

öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

bebekler ilk 6 aya kadar görmedikleri nesnelerin varolabileceğini düşünemiyorlar. yani anneleri odadan ayrılınca bu yüzden çok ağlıyorlar, annelerinin yok olduğunu zannediyorlar. mesela elleriyle yaptıkları ''gel gel'' hareketi gel demekten ziyade gördükleri her şeyi örneğin bütün odayı avuçlarının içine alma çabasıdır. bu yüzden ce e oyununu çok severler kaybolup yok olduğunu düşünürken hemen geri geldiği için.

sözlük yazarlarının itirafları

bir keresinde sevgilimin dersten çıkmasını beklerken instagram hesabında geziniyordum mesaj kutusuna baktım ve bir kızla konuştuğunu gördüm . sakin kalmayı isterken karşıdan onun geldiğini görünce dayanamayıp fakülte ortasında elimde ayranla ''tek taşşaklııı f....... ananı sikicem senin'' diyerek ona doğru koşmaya başladım. ne olduğunu şaşırınca refleks olarak o da koşmaya başladı. konuştuk ettik ama ben sinirimi alamayıp o gece hesabını pasif gay hesabına çevirdim arkadaşları hesabının hacklendiğini düşünüp dm'den sövmeye başlayınca sevgilimin ağzından konuşup, arkadaşlarına ciddi laflar soktum sonrasında onlarla da arasını bozdum...

şu anda hayatıma pedagog ve aile danışmanı olarak devam ediyorum. bu hikayeyi danışanlarım ve terapi yaptığım aileler bilmez. sanıyorlar ki benim ikili ilişkilerim muazzam aşırı sakinim ve duyarlıyım. oysa ki bir ninjadan farkım yok çoğu zaman..

orgazmdan daha zevkli anlar

karşımdaki erkeği çileden çıkartıp ''işte gerçek yüzün bu demek''. bu erkek; bir sevgili,bir flört yoldan geçen herhangi biri bile olabilir önemli olan er bireyimizi bozguna uğratmak burada çileden çıkartmaktandan da kastım karşılarında prenses gibi olup bir anda ninjaya dönüşmek, istediklerini kati suretle istediğimizi alana kadar yapmamak. kısacası hak edene bok gibi hissettirmek. bir aralar babamın arabasının plakasını söker gece vakti arabayı kaçırır sokaktan geçen yalnız beylere rencide edici laflar atardım ve bundan inanılmaz derecede haz alırdım. şoför koltuğunda bir kadınla karşılaştıklarında ki o amsalak şaşırma surat ifadeleri paha biçilemezdi benim için. hatta mekanda kesişip peşime taktığım adamları seni dava edeceğim ırz düşmanı diye ağlayarak tehdit etmişliğim de vardır. ortamların prensesleri antidepresan kullanıyor beyler dikkatli olun ;)

ilgi gösteren erkeği samimiyetsiz bulan kadın

biliyorsunuz ki uzun zamandır kadınların erkeklere olan tahammül ölçütünü ilgi görüp görmediklerine bağlıyoruz. bir kadın karşı cinsinden kendisini gerçekleştirecek kadar ilgi ve değer görüyorsa erkeğini mutlu hissettiriyor. ikili ilişkilerin özeti bu aslında bir yerde ayna işlevi görüyoruz her birimiz.

''ilginin'' bu kadar önemli bir olguya dönüşmesinin sosyolojik boyutlarına baktığımızda daha çok sosyal medyanın dayatmış olduğu ''gerçek aşk'' tanımlarını görürüz. eşinin aldığı bilmem kaç tane gül, araba, kendisi için düzenlenmiş partiler vs. vs bunlar bir sevgi ölçütü oldu hepiniz biliyorsunuzdur az çok. ben bu duruma şiddetle karşı çıkan bir kadınım. özellikle ilgi orospusu olmamaya çok dikkat ederim.
 spoiler!
bütün istikbalimi bir adamın vicdanına, aşkına, samimiyetine, günün sonunda bir gün aklının karışmasına,yanılgılarına bırakmayacağım.


işin özü hal böyle olunca erkeklerin tavır, hal ve hareketlerine daha çok dikkat ediyorsun. içtiğin ilacın adını sorup internetten işlevselliğini araştıran adama da bu muhabbeti yapamıyorsun o ayrı afallayıp kalıyorsun gerçekten beni düşündüğü için mi, köprüyü geçesiye kadar bir kalıba girmek mi? yoksa genel tarzı benlik bir durum yok mu? diye düşünüp duruyorsun, kötü niyet bulamayınca kendine kızıyosun.. yapmacık geliyor oysa ama değerli de hissettiriyor bir yerde bir şey de diyemiyorsun..

regl yerine regli denmesi

reglamlar denmesinden iyidir.

flörtten sevgililiğe geçiş

beyler, bir kadın sizin ona yürüdüğünüzü fark ettikten sonra, günümüzde ''biz şimdi neyiz'' tribal enfeksiyonuna girmiyorsa, o kadından her an, ben seni arkadaşım olarak görüyorum minvalinde şeyler duyabilirsiniz. bırakın o kadına flört demeyi, belki hanım kızımız bir ilgi orospusu bilemezsiniz. anlam yüklemeyin fazla. en ilişki meraklısı dediğiniz , takılmayı seviyor bu hatun dediğiniz kadın bile bir şekilde onu hayatınızda ne sıfatla tuttuğunuzu öğrenmek ister. bir de şu ihtimal var ; belki hanım kızımız ''kolay lokma izlenimi vermiyim'', ''cumburlop ilişkiye atlamak istiyorum sanmasın'' diye de düşünüyor olabilir. zaten şu dönemde erkeklerin ciddi ilişkiler kurmaktan kaçtığını görüyoruz. ''kendimi hazır hissetmiyorum'' çatısı altında, düşük bütçeli ıssız adam filmi izlemekten hepimize gına geldi haliyle hanım kızımızda ürkütmek istemediği için sizi işleri ağırdan alıyor da olabilir. hayatınızdaki kadınları tanımamakla birlikte naçizane fikirlerim bunlar. zira çokta şaapmamak lazım. sonuçta; ''iyi şeyler birdenbire olur, bu kadar bekletmez insanı.''

duvar bar

bundan 3-4 yıl önce duvar bar'ın bahçe kısmı yoktu. teras tarafından barduck cafe gözükürdü. ümit abi'nin bir ortağı vardı, bir de kapının önünde duran golden köpek.. garsonlar esmer,kirli sakallı hiç şaşmaz.. o zamanların tkplileri takılırdı mekanda. duvar bar'ın siyasi tarafı ağır basardı o zaman, öğrenci dostuydu.. bahçe tarafına çeki düzen verdiler o yaz, her şey yenilendi, kahvaltı, yemek,tatlı vs menülerde yerini aldı,kitle ufaktan değişmeye başladı. ümit abi de evleniyordu zaten para lazımdı derken duvar dibinin olduğu yer boşa çıktı orayı da aldılar az buz para harcamadılar orayı adam edicez derken. diyeceğim o ki ümit abi az emek vermedi, işçinin emekçinin yanında da oldu yeri geldiği zaman. çanakkale'nin sayılı adam gibi adam olan mekan sahiplerindendir kendisi. he bir de seneler önce şişe insanların son durağıydı uyuşturucu, alkol ne tür pislik ararsan bulurdun yani dert değil, duvarda yap bakalım o tarz şeyler metin'in o kas yığını güvenlikleri kolunu bacağını nasıl kırıyor..