yazarların gördüğü en saykodelik rüyalar

birinç birinç birinç !

bu sabah gördüğüm rüya sanırım:

yıllardır hoşlandığım hanım endişeyle yanıma geliyordu, yüzerken denizde yüzüğünü düşürmüş , birazdan da otobüsü kalkacakmış acil bulması lazımmış yüzüğü, suya dalıp hanımefendinin yüzüğünü arıyordum ki deniz tabanında bir kapı gördüm. ama nasıl bir kapı yosun tutmuş pas tutmuş, nautilus kıyafetli bir dalgıç geldi kapıyı açtı sağolsun ama ne yüzü görünüyor ne de sosyal tepkiler veriyor. kapıdan içeriye bi baktım kumarhane ama içerde fifa oynanıyor full, konsomatrisler, jackpotlar, ruletler.

bir masaya oturup 21 oynadım nihayetinde kazandım, bir garson geldi; "abi ödülün!" diyip bir tepsi uzattı. baktım içinde ceylanımın yüzüğü.

fırladım gittim kızın yanına ama ne deparlar ne kulaçlar attım. verdim yüzüğü.

sarıldı öptü. "ben böyle yapıyorum ama boşuna ümitlenmiyorsun di mi?" dedi.

"eheh yok ya olur mu öyle şey sen evlisin zaten :,)" dedim.
@1 üzdü be aga. ben anlatırsam beni tımarhaneye kapatırsınız kesinlikle :d
@2 vur gelsin, sözlüğün olmazsa olmazıdır hikayeler.
@2'den beklediğim, toparlayabildiğimde editleyerek kendiminkilerden bahsedeceğim rüyalar.
rüya1:
güzel bir yaz gününde annemle başbaşa denize gitmişizidir, yaşadığım yerin bir nevi sahil kasabası olmasından mütevellit mümkün mertebe her yere bisikletle gittiğimizden bu ulaşımı da bisikletle sağlamışızdır ve bisikletlerimizi kilitleyip her zamanki plajımızda her zamanki şezlongumuza yerleşmişizdir. güneşin yakıcılığından fazla ısınıp denizde donmamak adına hemen soyunup denize girmişizdir. buraya kadar normal, sürekli yaşanan şeyler. asıl olay burada başlıyor. biraz kendi kendimize yüzüp eğlendikten sonra ne kadar hızlı yüzebilirim denemesi yapmak suretiyle annemden uzaklaşıyorum ve çevremde kimseyi görememeye başlıyorum. ufak bir panikle beraber tanımadığım kızlı erkekli yüzler görmemle sevinsem mi korksam mı karar veremiyorum. tanımadığım yüzler bana yaklaştıkça içimi tarifi olmayan bir korku kaplıyor - ki ben hayvandan böcekten değil insandan korkan bir şahsımdır. - tanımadığım yüzler git gide bana yaklaşıyor ve bana kal geliyor, kıpırdayamıyorum ve konuşamıyorum. çevremi sarmaya başlıyorlar ve gökyüzüne bakıp bir karga görüyorum. yeniden görüş alanımı aşağıya indirdiğimde yüzlerin bana iyice yaklaştığını ve tuhaf şekilde güldüklerini görüyorum. sadece izliyorum ve benimle eğlenmeye başlıyorlar. su atıyorlar, boğmaya çalışıyorlar ve bunları yaparken kahkaha atıyorlar. (adeta yabancı filmlerde eziklenen kızım burada) bunun ne kadar sürdüğünü tam hatırlayamıyorum tam korkum tavan yaparken ışıklar içerisinde annemi görüyorum. buradan sonrasında annemin ışığıyla veya dalgalar yaratarak onları yok ettiğini söylemek isterdim ama öyle olmuyor küfür ede ede hepsini pata küte dövüyor. (işte benim annem:d) ve normal devam eden bir sakinleşme süreciyle uyanıyorum.
üniversite ortamında ilk çıktığım evde geçer olay. mutfakta sigara içmekte olduğum sırada gereksiz bir biçimde bütün evi gezmeye kalktım fakat evde kimse yoktu diye bilmekteyim. bütün odaları sıra ile gezdikten sonra tekrar mutfağa geldiğimde ev arkadaşlarım mutfakta bana garip garip baktıklarını görüp salona geçmiştim. salonda gördüğüm bir parti ortamı bulunmaktadır fakat partiyi tam olarak tanımlayamadım tekrar mutfağa sigara içmeye gittim ve ne alakaysa dışarda o sırada tipi şeklinde kar yağmaya başladı. gidip balkona çıktım balkondan dışarı uzanıp etrafı incelerken ev sınırlarının içinde olmama karşın o sırada yaşadığım şeyi şu şekilde tarif edebilirim. dışarıdayken aslında içerideyim ama içerideyken dışarıdayım böye alakasız aynı anda iki farklı yerde aynı olma durumum var. kaba bir tbirle kuantum dolanıklığını yaşamış gibi oldum. ardından içeri mutfağa geri döndüm. buzdolabının yanına ufak bir boşluk vardı ve orda cüce diye tabir edebileceğim mitolojik varlıklar ile birlikte küçük bir çocuk vardı. tuhaf bir el hissettim arkamda o sırada omuzuma dokunan. o sırada arkama döndüm ve ev arkadaşlarımdan birinin centaur olduğunu gördüm ve aniden uyandım.

sabah kalktığımda arkadaşlarım mutfakta oturuyolardı ve ben mal gibi gidip o buzdolabının yanındaki boşluğa kolumu uzattım. ev arkadaşlarım tuhaf tuhaf baktı bana ve bu rüyayı anlattım. ardından geçen 2-2,5 sene evden taşınıp arkadaşlarım mezun olup gidene kadar her akıllarına geldiğinde benimle dalga geçtiler sağolsunlar :d

ama ne tür bir bilinçaltım vardı o sıralar hala algılayabilmiş değilim :f
cenk tosun ingiltere'ye gittiği günlerde rüyamda wayne rooney'i görmüştüm.gördüğüm yer umumi tuvalet.ingilterede bir umumi tuvalet hayal etmeyi bırakın.buradakilerle hiç bir farkı yoktu.ona şöyle dedim:
"you must feed cenk tosun with your pass".o da "tamam" dedi.fermuarımı çekip çıktım sonra
rüyamın konumu çanakkale`ydi , bi düğündeydim. etrafımda sayısız tanımadığım insan , bir anda herkes birbirini ısırmaya başlıyodu. her taraf zombi böyle , ben akrobatik hareketlerle parkur koşusu yaparak sıyrılıyorum bunlardan , ben koşarken dayım arayıp "oğlum sen bizim sığınağa geç orda ihtiyacın olan herşey var" diyo ben de tamam diyorum tabi. sonra sığınak dediği yer apartmanın en üstünde ve ben merdivende antonio valencia gibi koşuyorum. arada zombi yetişiyo peşime , 2 bruce lee vari tekmeyle üstesinden geliyorum.
en üst kata gelip içeriye girip kilitliyorum , evde sonsuz cips , yemek ve playstation var. televizyonu açıp fifa 14 oynuyorum.
en sayko degil ama en güzel rüyam atamızla yemek yedigim rüyaydı,uyanınca çok üzüldüm
kendimin rüyada olduğumun farkına varmam ve "ee napıcam şimdi" diyerek boş boş beklemem.
şeytanı bulup tokatladığım için allah’tan plaket aldığım rüyaydı. allahım sen affet.
2008 senesinde inception'dan 2 sene önce gördüğüm rüyadır.

abd-isviçre-ingiltere devletlerinin gizli deneyleriyle rüyaların içine girebildiği ve rüyalarını kontrol edebilen insanları rüyalarında öldürerek, lobotomi uyguladığı fantastik bir rüyam.

o zamanlar da ki favori barımda müziğimi (pink floyd-welcome to the machine-dark side of the moon-shine on you crazy diamond-great gig in the sky notalarının müzik sisteminden çıkışını ve duvarlardan sekerek pencereden dışarı uçuşunu izleyip mest oluyorum) dinleyip içiyorum yalnız başıma.

toplamda 20 kişi var içeride, herkes rüya olduğunun bilincinde ve yeteneklerini gösteriyorlar. biri havada uçuyor, bir tanesi mekanı eğip büküyor, başka biri duvarların içinden geçiyor. etraflarında insanlar onları izleyip yaptıklarını yapmaya çalışıyorlar.
neyse bir anda bir kargaşa çıktı, ortama 3 silahlı takım elbiseli eleman geldi herkes kaçmaya çalışıyor ama mekan sanki o bükülebilir, özelliğini kaybedip somutlaştı ve ilk başta 6 kişiyi vurdular. hintli elemanın biri gelip ne bakıyorsun kaçsana diye beni sarsana kadar karanlık köşemde şok içinde olanları izledim. beni de gördüler ve o anda beynimle hala gurur duyduğum hareketi yaptı.
önce müzik notalarına dönüştüm ve bir süre farketmediler beni. duvarlardan sekiyordum. daha sonra fotonlara dönüştüm ve duvarların içinde ki kablolara ulaştım binayı terkettim ve istiklal caddesine ulaşıp uyandım. binadan çıkarken gördüğüm kadarıyla öldürdükleri insanları içeri girdikleri portal benzeri bir şeye sürüklüyorlardı.

müzik notası ve ışık fotonu lan. (alkol ve/veya uyuşturucu etkisi altında değildim.)
bir edebiyat öğretmenini teselli ediyordum neymiş orhan pamuk iyi bir yazarmış diye herkes onun dersini seçiyormuş, kimse bunu tercih etmiyormuş, bölüm buna gerek duymuyormuş. sırf mutlu olsun diye dersini aldım adamın rüyamda ama edebiyat okumuyom da diyom içimden :))
dudaklarıma dikiş atılan bir rüya görmüştüm. çok kötüydü mümkünse kimse görmesin ama bu entryi okuduktan sonra bilinçaltınıza girmiş olabilirim.