yazarların unutamadığı anıları

hadi toplanin yazar dostlar size baltalı deli hikayemi anlatıyorum.
sene 2012 ben gökçeada da öğrenciyim ada hayatı yazın güzel kışın leş neyse o kış evinde kaldığım adalı bir arkadaşım vardı. mağlum öğrencilik para pul yok ev arkadaşım sağolsun kira da almıyor bizden neyse ben apartta kaldığım kısa bir dönem bu arkadaş geldi bana evinde kalma teklifinde bulundu. ama tek sorun dedi kardeşimin kafası gelip gidiyor. beni 2 kere öldürmeye çalıştı birinde tüpü açıp tüm kapıları kapatıp gitti birinde ışıkları kapatıp bıçaklamaya çalıştı dedi. ben ufak bir tırstım ama merak etme 2 kişi olursak birşey yapamaz zaten şimdi bakırköy de tedavi oluyor. 2 ay sonra gelecek dedi. ben de o dönem gençlik ateşi aile ile papazım sizin paranızı istemiyorum modunda aç geziyorum mecbur kabul ettim.2 ay çok hızlı geçiyormuş dostlar bunu o günlerde anladım. bizim deli geldi aramıza yerleşti. o sıra aramıza bir arkadaş daha katıldı toplam 4 kişi olduk. deli arkadaşımız ilaç kullanmak zorunda bir hafta ilaç kullanmayinca bir gece kafa gitti. kışın ortası sobayı bir yakmış cayır cayır don atlet oturuyoruz sıcaktan. deli arkadaş geldi yanımıza +ben orhan ı aradım o gelecek siz kollarından tutacaksınız ben de gırtlağına bıçak dayayıp beni neden ektiğinin hesabını soracam tamam mı dedi. -tamam sıkıntı yap sen dedik. hemen mutfağa gidip bütün bıçakları sakladik zekiyiz ya kafalara gel. neyse orhan geldi deli arkadaş polisi arayıp kendini ihbar etmiş haberimiz yok artık ne planladiysa. orhan a bakıp bakıp gülüyor deli ışte uzatmicam ama anı uzun. orhan bastı gitti biz kaldık 3 kişi misafir odasında oturuyoruz kesin bir bok çıkacak bekliyoruz artık. bilmiyorsanız söyliyeyim polise olay olmadan haber veremiyormussunuz önce olay gerçekleşmeli sonra polise haber vermek gerekiyormuş. saat oldu gece 3 deli arkadaş saçma sapan sorular sormaya başladı derken ışığı kapattı. hemen anladık ışığı açtık bize baktı gülümsedi +geliyorum ben dedi. 5 dakika sonra kapıdan kafayı bir uzattık aman allahım elinde bir balta sen onu nerden buldun salonun ortasında bekliyor. biz hemen kapıyı kapattık sırtımızı dayadık yusuf yusuf bekliyoruz. derken arkadaş sandığımız kadar deli değilmiş gayet planlı gitti şartelleri indirdi ev zifiri karanlık. dedim şimdi sıçtık derin bir bekleyiş birden içerden şangır şungur cam kırılma sesleri bağırmalar. polisi arayamiyoruz şansımızı s.kim telefon çekmiyor hat yok. hadi camdan kaçalım dedim. birden içerdeki ses kesildi. biz de sessizce ölümü bekliyoruz. karşı taraftan cam sesleri gelince topuk topuk dedik camdan atladık dışarı çıktım saat oldu 3 buçuk üzerimizde hiç birşey yok hava buz gibi yalin ayak sokakta kosturuyoruz yardım feryadiyla neyse akabinde ben bir motorun yolunu kestim zorla karakola gittik. gözümde polis kurtulduk mutluluğu girdim içeri -abi koşun deli arkadaş yine kafayı yedi baltayla her yeri yıkıyor dedim. 2 polis abi bana baktı -kaç kisiydiniz dedi. -3 dedim. -ne yani 3 tane koca adam 1 deliyi zapt edemedi mi dedi. ardından deli arkadaş türk bayrağıyla teslim olup sakinleştirici iğne yedikten sonra bize uzaktan bakıp +niye öyle uzakta duruyorsunuz gelinsene birlikte sigara içelim dedi. sonrasında öğrendim ki o gece sadece beni öldürecekmis diğerleri arada kaynamış. bu da böyle değişik bir animdi.
yurtta ilk günüm, annemler bıraktılar gittiler, gözler kıpkırmızı ilk defa bu kadar ayrılıyoruz diye salya sümük ağlamışız. çıktım odaya, baktım kızlardan biri duşa girdi dedim çıkınca ben gireyim bari. çamaşırları falan hazırladım, çıktı kız girdim ben. bu salak banyodan çıkarken suyun duş başlığından gelmesi için kaldırılan o düğmemsi şeyi aşağı indirmiş. ulan çekiyorum çekiyorum kalkmıyor, küfür ediyorum içerde deliler gibi. ulan bir insan ne kadar yüklenmiş olur onun üstüne ki kalkmasın yani tekrar. napıcam napıcam diye geberiyorum, yardım falan da isteyemem ilk günden ulan şunu kaldıramadın mı diye yiğitliğe bok sürdürtmek istemiyorum çünkü. hocam resmen eğilerek duş aldım, acı ama gerçek yani. bildiğiniz girdim musluğun altına. ben mi duşu aldım, duş mu beni, orası muamma tabi.
19-22 yaş arası hafızam bulanık olduğu için tam olarak kaç yıl önce olduğunu hatırlayamadığım ama o yaşlar arasında başıma gelen bir olay.

yaz mevsimi. aile evi kasaba merkezinde, arkadaşlarım 10 km uzakta sahil kesiminde yazlıkçıların arasında. her gece otostop çekerek sahile gidiyorum, gecenin 3-4-5'in de ne kadar temiz yüzlü olsam da kimse durup almadığı için 10 km eve geri yürüyorum.* böyle boktan bir düzen içerisinde geçiyor günlerim.

bir gün arkadaşlardan biri, dönerken bisikletimi al yürüme hiç dedi. kem küm ettim anlaştık. sabah 4.30'da yanlarından ayrılıp çıktım yola, orman kenarından, ışıksız yolda göt korkusuyla basıyorum pedala. 45 dk'da kasaba girişine geldim. mezarlığı geçtim mi yokuş aşağı salıcam bisikleti hop evdeyim diye kuruyorum kafamda.

mezarlığın oraya gelince hızı kestim az kaldı diye.** mezarlık 100 metre boyunca yol kenarında uzanıyor sessiz minik bi yer. elf gözlerim mezarlığın bittiği ışıkların başladığı yerde 20-25 tane köpek saydı. sürü lideri tam erişkin erkek kangal.
neyse, ben köpekleri gördüm köpekler beni gördü. havlayarak üstüme koşmaya başladılar. bütün enerjimi yolda harcadığım için, yanlarından bisikletle geçemeyeceğimi anladım ve bisikleti gidonundan tutarak yürümeye başladım. köpekler etrafımı sardı ısırmaya çalışıyorlar. o an tamamen içgüdülerim devraldı beni ve duruşumu dikleştirdim, yüzümdeki ifadeyi sildim* ve en yakındaki hayvanın gözlerine bakmaya başladım üstünlüğümü kabul ettirene kadar. bir yandan en ilkel en hayvani en kalın sesimi kullanarak bağırıyorum. korku, öfke ve içgüdülerin verdiği güçle bakışlarım 2-3 saniyede en yakında ki köpeği uzaklaştırıyordu, bu sefer arkamdan bacağıma atlamaya kalkıyorlardı. geri kaçanlar sayılarına güvenerek tekrar sürüye katılıyordu. her uzaklaştıklarında 2-3 adım atıyordum. kangala duyduğum korkuyu başka hiç bir yerde hissetmedim bugüne kadar. aramızda 50 cm kalana kadar yaklaşıp ağzı aşağı gözleri bana bakacak şekilde dibime kadar girdi ve 2 dakika kadar birbirimize baktık. "senden korkmuyorum, ben insanım." diyebildim sadece o adrenalinle. o havlıyor ben böğürüyorum. en sonunda geri çekildi it oğlu. yaklaşık olarak 50 metre kadar rahat bırakmadılar beni. o 50 metreyi yürümem yarım saat sürdü. kangal gidince sürüde peşinden gitti. bu hikayeyle ilgili en çok gurur duyduğum şeylerden biri, altıma sıçmadım-işemedim.
ikincisi de ısırılmadım, tırmalanmadım ve hayvanların hiçbirine zarar vermedim.

bu olaydan sonra heyecan dışında hissettiğim şey, huzurdu. kurtulmanın huzurundan çok bir insan hayvanı olarak hala köklerimi koruduğumu gördüm. içgüdülerin gücünü gördüm. o duygu, sekse rakip olabilecek kadar güçlü bir duygu.*


çocukluğum sokak hayvanları etrafında geçtiği için nasıl domine edeceğimi biliyordum ve en büyük şansım buydu.

not: 9gag'e ingilizce daha temiz şekilde yazmıştım, o yazıyı bulup çevirecektim ama bulamadım bok gibi oldu.